Uzay yolu ve yeni gezegenler

Şanlıurfa'da yapılan TEKNOFEST muhteşemdi. Katılım yoğundu.

Gençler yeni projeleriyle ve yaptıklarıyla göz doldurdu.

Genç nüfusun en çok olduğu Şanlıurfa'da TEKNOFEST yapılması da anlamlıydı.

Gençlerin kurdukları hayali gerçekleştirmeye çalıştıkları en önemli yer oldu TEKNOFEST.

730 bini aşkın takım, 1 milyon 600 binin üzerinde yarışmacı başvurdu.

Şimdi gözümüz uzayda, ayda hatta yeni gezegenlere gitmede.

Türkiye'nin uzay vizyonu da günden güne artıyor ve yeni hedefler belirleniyor.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin ay uzay aracını 2027'nin ilk aylarında uzaya göndermeyi planladıklarını açıklamıştı.

Gelişmeler sevindirici. Artık Türkiye uzayda da olacak ve yüzde 80'in üstündeki yerli savunma sanayisini ile düşmanlara korku salmaya devam edecek.

Bugün Antalya'da uzay ve teknolojileri alanında dünyanın en önemli organizasyonlarından biri kabul edilen 77. Uluslararası Uzay Kongresi başlayacak.

82 ülkeden 604 kuruluşun temsilcileri ile 35 bin katılımcının kongreye gelmesi bekleniyor.

Uzayın geleceği, araştırmalar ve sektördeki yeni gelişmeler masaya yatırılacak.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda, Türkiye Uzay Ajansı (TUA) ev sahipliğinde yapılacak kongre ile ilgili Bakan Kacır, Türkiye'nin milli uzay vizyonunu dünya ile buluşturacaklarını söyledi. Türkiye'nin uzay bilimleri ve teknolojilerinde tarihi bir atılım dönemi yaşadığını vurgulayan Kacır, "Türkiye uzay diplomasisinde oyun kurucu ve birleştirici bir rol üstleniyor" diyor.

Aşırı sağ nereye gidiyor

Aşırı sağ ve ırkçılık dünya siyasetini de etkileyebilecek bir noktaya geldi. Güvenlik kaynaklarının, 2026 yılının ilk yarısındaki küresel aşırı sağ faaliyetlere yönelik hazırladıkları raporu okudum. Raporda dikkatimi çeken tespitlerden bazıları şöyle:

- Radikal sağ aşırıcılık son on yılda biçim değiştirerek görünür liderlik ve örgütsel yapıdan, merkezsiz, dijital alt kültürün etkisiyle yaygınlaşan ve ana akım siyasetle temas yüzeyi genişleyen dağınık bir ekosisteme dönüşmüştür.

- Olguyu izlemeyi ve önlemeyi zorlaştıran bu dönüşüm, bir yandan tehdidi daha az görünür hale getirirken, diğer yandan aşırı sağ grupların faaliyetlerinin ağırlıklı olarak dijital alana taşınması ve radikal söylemlerin zamanla normalleşmesi sonucunda toplumsal kabulün artmasına da yol açmaktadır.