Terörsüz Türkiye mi Terörlü Türkiye mi

VAN'dan sabaha karşı yola çıkmış, erken saatlerde Şemdinli'ye ulaşmıştık.

Özal, o zamanlar çiçeği burnunda bir Başbakan'dı.

Askeri garnizonun içine bir kürsü kurulmuştu. Özal, işaret parmağını karşıki dağlara doğru sallayarak, "Üç beş çapulcuya papuç bırakmayız" diye bir nutuk atmıştı.

Bundan tam 42 yıl öncesinden söz ediyorum.

1984 yılıydı.

PKK'nın ilk silahlı eylemi, Şemdinli ve Eruh baskını gerçekleşmişti.

O zaman PKK'yı bilmiyorduk.

Apocular diyorduk.

O tarihten bu yana PKK'yı, Kürt sorununu, OHAL günlerini, 90'lı yılların felaketlerini, köy yakmaları, sınır ötesi operasyonları, şehitleri, şehit analarını, yetim kalan şehit çocuklarını izledim.

ÖZAL'IN ÖLÜMÜ

Özal, parmağını dağlara sallayıp nutuk atmakla bu işin çözülmeyeceğini anladı, biz de öğrenmiş olduk. Özal, kısa süre içinde bu işin üç beş çapulcu işi olmadığını fark etti. Temelinde Kürt sorunu olduğunu gördü. Sorunun çözümü için sivil inisiyatif geliştiren ilk lider oldu.

Haberin Devamı

Öcalan, silah bırakmayı ilan edeceği günün sabahı Özal'ın ölüm haberini almıştı. Özal ölmese bu sorunu çözeceklerini söyleyecekti.

Hatta Özal'ın bu nedenle öldürüldüğünü savunacaktı.

ERBAKAN OLSAYDI

Bugün oğlu Fatih Erbakan, Terörsüz Türkiye sürecine karşı ama bu sorunun çözümü için çaba gösteren liderlerden biri Erbakan oldu. 28 Şubat'ın bir nedeni de Erbakan'ın bu çabasıydı. Onun da üstünden 28 Şubat TIR gibi geçti. Merhum Erbakan hayatta olsa oğluna, "Fatihhhh Müslüman hakkın hâkimiyeti için 'motor', şerrin yok olması için 'fren' olma görevlisidir" diye seslenirdi.

UMUTLUYUM

90'lı yıllarda bir gazeteci olarak Nevruz olaylarını izlemek, sınır ötesi operasyonlarını takip etmek üzere bölgeye gittim.

Zap Kampı'na gittiğimiz helikopter 1 hafta sonra düşürüldü. Şehit cenazelerindeki tarifsiz acıyı ise unutmak mümkün değil. Kimi zaman yılgınlığa düştüğümüz oldu ama ben hiçbir zaman umudumu kaybetmedim. Çünkü bu millete güveniyordum. Bugün daha umutluyum.

O nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu sorunu çözmek için başlattığı her girişimin en güçlü savunucularından biri oldum.

GÜÇLÜYÜZ

PKK'yla mücadelede her süreci izleyen bir gazeteci olarak, iç ve dış konjonktür hiçbir zaman bu kadar lehimize olmamıştı.

Haberin Devamı

Tony Blair, IRA sorununun çözümüyle ilgili süreci anlatırken, "ABD Başkanı Bill Clinton benden çok mücadele etti. Hatta öyle ki masayı dağıtacak krizler çıktığında, umudumuzun tükendiği anda dahi devreye girdi. Clinton'ın çabaları sonucunda sabah barış anlaşmasını imzaladık" demişti. O bölümleri okurken kitabın kenarına PKK sorununu çözmek için "İngiltere gibi güçlü olacaksın. Amerika gibi bir süper güç destekçin olacak" diye not düşmüştüm.

Özal'ın, Erbakan'ın hatta Erdoğan'ın daha önceki çabalarına rağmen bu iş çözülmedi. Çünkü o zaman bu kadar güçlü değildik. İçeride vesayet odakları vardı. Birinci çözüm sürecini İngilizler, ikinci süreci ise Amerika sabote etmişti. Şimdi güçlüyüz. Amerika ile anlaşacak kadar güçlüyüz. Suriye'de Esed rejimini tasfiye edecek kadar güçlüyüz. Irak'la Kalkınma Yolu Projesi'ni imzalayacak kadar güçlüyüz. Suudi Arabistan ve Pakistan'la Mekke Anlaşması'nı yapacak kadar güçlüyüz.

Haberin Devamı

MECLİS'TEGÖRÜŞÜLECEK

Ama Terörsüz Türkiye'yi gerçekleştirdiğimiz zaman daha güçlü olacağız. Bileğimize altın bilezik takacağız.

Terörsüz Türkiye yasası bugün Meclis Genel Kurulu'nda görüşülmeye başlanacak.

PKK'nın ilk silahlı saldırısı 15 Ağustos 1984. Bugün 10 Ağustos 2026. Aradan 42 yıl geçmiş. On binlerce şehit demek. Terörsüz Türkiye yasasının Adalet Komisyonu'ndaki görüşmelerine ilişkin tutanakları okudum. 164 sayfa tutuyor. Görüşmeler cuma günü saat 15.32'de başlamış, cumartesi günü sabah 08.54'te tamamlanmış.