BANKALARIN güven testi gibi Terörsüz Türkiye süreci de kimi zaman dayanıklılık testine giriyor. Yine öyle bir süreçten geçiyoruz.
PKK'nın silah bırakması ve Türkiye'yi terk etmesi bir aşamaydı.
SDG'nin Suriye'ye entegre olması kritik bir aşamaydı.
Süreç bir süredir durgun bir seyir izliyor. PKK'nın silahları bıraktığının tespit edilip, tasfiye ve entegrasyon sürecinin başlatılması gerekiyor. Bunun için de yasal düzenlemelere ihtiyaç var.
Bu sürece ilişkin olarak dün iki önemli gelişme yaşandı. Biri İmralı heyetinin Öcalan'la görüşmelere ilişkin açıklamasıydı, diğeri ise Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AK Parti grubunda yaptığı konuşmaydı. Erdoğan, süreci sağlam bir zemine oturttu ve geleceğe ilişkin umut ve güven verdi.
İMRALI HEYETİNİN UYARISI
İmralı heyetinin, Öcalan'la görüşmeler notlarına ilişkin yaptığı açıklama çok yerindeydi. Çünkü bu süreç karşılıklı güvenle yürüyen bir süreç.
Hem merhum Sırrı Süreyya Önder hem Pervin Buldan ve Mithat Sancar bu güveni sarsmadılar. Ancak yayımlanan bazı notlar olumsuz bir havanın oluşmasına neden oldu. O nedenle İmralı heyetinin, "Öcalan notları"na ilişkin uyarısı önemliydi. Açıklamada, "Daha önce de defaatle ifade ettiğimiz üzere, söz konusu metinlerde herhangi bir orijinal belgeyle bağ kurulmaksızın bazı kişi ve çevrelere yönelik ifadeler eklenerek Sayın Öcalan'ın görüşleri çarpıtılmaktadır. Bu tür girişimlerin diyalog ve çözüm zeminini zedelediğini belirtmek isteriz. Bir kez daha açıkça vurguluyoruz: İmralı heyeti, Sayın Öcalan ile görüşen aile üyeleri ve avukatları dışında herhangi bir kaynaktan servis edilen; resmi, doğrulanabilir ve güvenilir bir zemine dayanmayan hiçbir belge, not ya da bilgiye itibar edilmemelidir" denildi.
ERDOĞAN UMUTLU KONUŞTU
Sürecin mimarı olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uyarısı da önemliydi.
Erdoğan, "Süreçle ilgili son günlerde belli çevreler tarafından köpürtülmek istenen kuru gürültüye kulak asmadığımızı bugün bir kere daha vurguluyorum. Sürece dair karamsar senaryolar yazanlar, açık söylüyorum, gerçeklerle değil tamamen vehimleriyle hareket etmektedir. 23 Nisan resepsiyonunda da ifade ettiğim gibi olumlu bir atmosfer vardır, yapılması gerekenler bellidir, süreç olması gerektiği şekilde ilerlemektedir. Sorunun devamından çıkar sağlayanların ürettiği algıların hiçbiri bunu değiştirmeyecektir" dedi.
Haberin DevamıErdoğan'ın bu uyarısından önce bir cümlesi vardı. Önce onu aktarmak istiyorum. Sonra benim de iktidara yönelik bir uyarım olacak.
Erdoğan, "Maruz kaldığımız gizli-açık tüm sabotajlara rağmen süreçte 18. ayı geride bıraktık ve hamdolsun birçok kritik eşiği suhuletle aşmayı başardık. Komisyon raporunun onaylanmasıyla çok daha hassas yönetilmesi gereken bir kavşağa varılmış oldu. Komisyon raporunun ışığında siyasi partilerimizin de desteğiyle Cumhur İttifakı olarak bu kavşağı da kazasız-belasız geçelim arzusundayız" dedi.
YASAL DÜZENLEMELER
Bakın bu süreç sadece PKK'yı tasfiye etme süreci değil. Eğer küresel bir lider olacaksanız PKK sorununu çözmek zorundasınız. Kendi sorununu çözemeyen bir ülke küresel lider olur mu Ayrıca madem Türkiye, 50 yılına damgasını vuran kanlı bir prangayı söküp atıyor, biraz elini çabuk tutmalı. Elim yüreğimde. Çünkü sürecin en kritik aşamasına geldik. Yasal düzenlemeleri kastediyorum. Silah bırakacak olanlar hangi hukuki düzenlemeye tabi olacağını bilmek ister. Yasal düzenlemeleri bir an önce yapmalıyız.
Haberin DevamıMAYIS AYI KRİTİK
Bu iktidarın görevi. Bakın burası Ortadoğu. Hemen sınırımızın ötesinde İran'da bir savaş yaşanıyor. Dengeler bir anda değişebilir. Elimizi çabuk tutmamız lazım. Bu açıdan mayıs ayı kritik önemde. Mayıs ayında yasal düzenlemeler yapılıp, bir yandan PKK'nın tasfiye süreci diğer yandan

3