Bir 28 Şubat daha

1997 Yılında Erbakan Başbakandı, içimizdeki yerli siyonistler Erbakan'a karşı harekete geçti. Erbakan Hükümeti verilen askeri muhtıralarla iktidardan düştü ama yerine bir müddet sonra Adalet ve Kalkınma Partisi iktidar oldu.

Hatırlayanlar bilir l. Ordu Komutanı Çevik Bir hükümetten habersiz olarak İsrail'e gitti, bazı antlaşmalar yaptı ve o antlaşmayı getirip Rahmetli Erbakan'ın önüne koydu. Rahmetli Erbakan bir hafta kadar direndi ama sonra imzalamak mecburiyetinde kaldı.

Yine hatırlayanlar bilir Erzurum'da bir tuğgeneral Osman Özbek olsa gerek Erbakan'a ve Suudi Kralına pezevenk diye ağır hakaret içeren bir ifade kullandı. Çünkü Rahmetli Erbakan o tarihlerde Suudi Arabistan'a gitmişti. Erbakan bu adamı mahkemeye bile vermedi.28 Şubatın o mağrur ve hain komutanları bilahare birer birer mahkemelerde ifade verdiler ve rezili rüsva oldular.

Bu ülkenin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı öldüğü zaman onun cenazesi hakkında Enver Mıhçıoğlu denilen baş mason şöyle bir yazı yazdı. Derneğimizin kıymetli üyelerinden olan İsmail Hakkı Karadayı'nın cenazesini masonların kaldıracağını ilan etti.

Yine daha ölmemiş olan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ İsrail'e gitti ve ağlama duvarına elini koyarak Yahudilerin yaptığı gibi yaptı.

O dönemde askerlerin başında bulunan birçok yetkili İsrail'e gidip geliyorlardı. Laiklik, Kemalizm elden gidiyor diye yapmadıklarını bırakmadılar. Başörtülü mağdur kızlarımızın haddi hesabı yoktu. Fadime Şahin ve Müslüm Gündüz üzerinden ne senaryolar ürettiler. Sahte bir Şeyh olan Kalkancı'yı da devreye koydular. İnsanları İslam'dan soğutmak için her türlü melaneti yapmaktan asla çekinmediler.

Hatta Urfa'daki Harran Üniversitesi'nin kantinine şöyle bir yazı yazılmıştı. Buraya başörtülüler giremez. Ne diyelim insan onurunu bu kadar aşağılayan, rencide eden kopkoyu bir cehalet üniversitede de cirit atıyordu Üniversitede koca koca Profesörler vardı. O zaman, GAP Gündemi gazetesinde bir yazı yazdım. Ben köpeğimle beraber kantine girsem beni çıkarabilir-misin

Sonra bu 28 Şubatçılar şöyle bir ifade kullandılar ki, bin yıl da olsa bizim ortaya koyduğumuz ilkeler devam edecektir. Bir müddet sonra kendilerini yerde yatar buldular, 28 Şubat kararları onların aleyhine döndü. Ne ekersen onu biçersin. Rezil kepaze oldular.

28 Şubat 1997 darbesi içten yapılan bir darbe idi. Şimdi 28 Şubat 2026 da mel'un İsrail, uçkurundan yakaladığı ABD'nin seks manyağını zorladı ve birlikte İran'a saldırdılar. Bütün güçleriyle İran'a yüklendikleri halde kendileri büyük bir zayiata uğradı. Körfez ülkelerindeki nerede ise trilyon dolarlara mal olan ABD'nin yıllarca emek verdiği bütün askeri üsleri kullanılamaz hale geldi.