Zulüm Düzenlerinin Sadık Bekçileri Bel'amların Dört Özelliği

1- Dünyaya Saplanıp Kalmak; Âlimin "Sultan Sofrasına" Oturması:

Araf Suresi'nde Bel'am'ın özellikleri anlatılırken onunla ilgili, "O dünyaya saplanıp kaldı, hevasının peşine düştü" ifadesi kullanılır. Yani Allah'ın kendisine verdiği ilimle hakikatin yanında yer alıp yükselmek varken, zulmün, haksızlığın ve adaletsizliğin yanında yer alarak alçalmak ve dünyacı bir anlayışı benimsemek. Bel'am zamanın sultanlarının kendisine teklif ettiği dünyalıkları tercih ederek sultan sofrasına oturmuş ve alçaldıkça alçalmıştır. Tüm Bel'am'ların hayallerini süsleyen tek bir sofra vardır. O da sultan sofrasıdır. Bu sofralara oturmak için üretemeyecekleri fetva, tevil edemeyecekleri zulüm, razı olamayacakları haksızlık ve normalleştiremeyecekleri bir adaletsizlik yoktur. Bu nedenle çelişki, döneklik, ilkesizlik, inkâr ve utanmazlık Bel'am'ların temel karakteridir. Zira oturdukları sultan sofrasının sahibi ya da siyasi paradigma değiştikçe fetvaları, vaazları ve nasihatleri de değişmek zorundadır. Bu nedenle geçmişte hararetle savunduklarına bir çırpıda düşman olabilir, dün yücelttiklerini bu gün yerine dibine sokabilirler. Ve tüm bunları da hakim oldukları dini literatür sayesinde büyük bir ustalıkla yapabilirler. Ve herkesin gözü önünde cereyan eden bu döneklik silsilesinden zerrece utanmazlar.

2- Dinden Kazanılan İtibarın Pazarlanması; Âlimin "Vehn" Krizi:

Bel'am karakteri ile ilgili Kur'an'da, "Kendisine ayetlerimizi (dini bilgi ve hikmetleri) verdiğimiz, fakat onları bir kenara atan (kimse)" (Araf, 175) ifadesi kullanılır. Yani bu kimse cahil ve bilgisiz bir kimse değil aksine kitap bilgisi ve ilim verilmiş bir kimsedir. Ancak Be'lam kendisine verilen bu ilmi ve bu ilimden kazandığı itibarı dünyalık bir kazanç kapısı haline çevirmiştir. Dinden elde ettiği itibarı mala ve makama tahvil ederek Allah'ın ayetlerinden sıyrılıp çıkmıştır. İşte bu tam bir "vehn" krizidir. "Vehn" büyük bir dünyevileşme krizidir. "Vehn" ahirete karşılık dayanılmaz bir şehvetle dünyayı tercih etme krizidir. "Vehn" dünyalık kazanımlarını kaybetmeme adına büyük bir cesaretle ahiret kazanımlarını gözden çıkarabilme girişimidir. Ve Bel'am bunu yapmıştır. Tüm Bel'am'ların ortak özelliklerinden birisi de budur. Dinden ve ilimden elde ettikleri itibarı pazarlamak. Bu itibarı mal, makam, şehvet, şöhret ve servet elde etmek için bir dünyalık kazanç kapısına çevirmek.

3- Irkçılık ve Ulusalcılık Sapması; Âlimin "Yerlileşmesi" ve "Millileşmesi":

Bel'am'la ilgili rivayetlerde onun Hz. Musa karşısında kendi kavmini tercih ettiği bildirilir. İşte bu tercih Bel'am'ın düşünce paradigmasının tümden değiştiği sapmanın kalıcı hale geldiği noktadır. Çünkü artık onun tercihlerinde ve kararlarında belirleyici olan din, inanç, hak ve hakikat değil yerli ve milli olandır. Tüm Bel'amların ortak özelliklerinden birisi de dünyayı tercihle başlayan sapmalarının ümmeti değil kendi kavimlerini tercihle yani ırkçılık ve ulusalcılıkla sonuçlanmasıdır. Bu ırkçı sapmanın temelde iki nedeni vardır. Birincisi yaptıkları tercihin doğruluğunu ıspatlamak için milli olanı kutsayıp yücelterek dini olanın bile önüne geçirmek. İkincisi ise itibarlarının kaynağı olan geniş halk kitlelerinin en büyük zaafı olan ırkçılığı kullanarak onlar üzerindeki hâkimiyetlerini muhafaza etmek. Böylece kaybedilen dini itibarın boşluğunu yerli ve milli bir itibarla doldurmak.