Davetimiz umut olsun:
Davetimiz her şeyden önce tüm ezilenlere, sömürülenlere, haksızlığa ve adaletsizliğe uğrayanlara, evini geçindiremeyenlere, işsiz kalanlara, faiz ve borç batağına düşenlere, günahlardan kurtulamayanlara, boşanmanın eşiğine gelenlere, çocuklarına söz geçiremeyenlere, psikolojik buhran yaşayanlara yani; tüm umut bekleyenlere bir umut olsun! Çünkü toplumsal yaraları gündemine almayan bir daveti toplum da gündemine almaz.
Davetimiz güven ve huzur versin:
Din diye kendisinin, cemaatinin ya da hocasının yorumunu, fikrini ve tarzını insanlara dayatan, insanların omuzlarına Allah'ın ve peygamberin yüklemediği sorumlulukları yükleyen, dini zorlaştıran ve ağırlaştıran değil kolaylaştıran, muhataplarının kalbinde huzur ve sevinç oluşturan, ruhlarda tatlı bir his uyandıran, mutlu eden bir davet usulümüz olsun. Sürekli korkutan, tehdit eden, ötekileştiren, tepeden bakan ve buyurgan bir dilin değil sevdiren ve nefret ettirmeyen bir dilin hâkim olduğu bir davetimiz olsun. Çünkü kavgadan, gürültüden, tartışmadan ve tehditten bıkmış kalpler, güven, huzur ve ferahlık hissettikleri yerde karar kılar.
Davetimiz hal ile örnekliği esas alsın:
Tebliğ ettiklerini temsil etmeye, hal ile örnekliğe, eylem ve söylemlerinin çelişmemesine, ahlakıyla, adaletiyle, aile hayatıyla, siyaseti ve ticaretiyle örnek olmayı önceleyen bir davetimiz olsun. Çünkü insanlar, ancak söylediklerini yaşayan ve bu uğurda bedel ödeyenlerle yol yürümek isterler.
Davetimiz fert fert ilgilenmeyi hedeflesin:
İnsanlarla birebir münasebeti önemseyen, kitlelere ve kalabalıklara değil, fertlere hitap edebilmeyi önceleyen, bir insanın hidayeti için çabalamayı, fedakârlık yapmayı, zaman ayırmayı küçük görmeyen, tek bir insanla bile yıllarca ilgilenebilecek sabrı barındıran bir davetimiz olsun. Çünkü fertleri kazanamayanların kitlelere hitap etmesi mümkün değildir.
Davetimiz resmi değil, sivil bir davet olsun:
Daveti siyasi iktidarların ya da ekonomik güç sahiplerinin, holdinglerin ve şirketlerin sağladığı imkânlara teslim etmeyen, çağrısının gücünü bizzat davetin kendisinden alan, sivilliğini ve özgürlüğünü kaybetmeyen, statükoya teslim olmayan bir davetimiz olsun. Çünkü kendi özgürlüğünü kazanamayanların başkalarını özgür kılması mümkün değildir.
Davetimiz bozuk düzenle derdi olan bir davet olsun:
Enerjisini kendi kardeşlerine harcamayan, şahıslara, partilerle, gruplarla değil bizzat bu bozuk düzenin kendisine muhalefet eden, düzenin tekliflerine ve tehditlerine eyvallah etmeyen, mala, makama ve dünyalıklara tamah etmeyen, servete, şehvete ve şöhrete köle olmayan bir davetimiz olsun. Çünkü hedefi bu bozuk düzen olmayanların hayatı, teferruatlar arasında avunmayla heba olur.
Davetimiz taassuptan uzak olsun:
Irkına, partisine, cemaatine, tarîkatine, hocasına değil yalnızca İslam'a çağıran bir davetimiz olsun. Her hayra motor, her şerre fren olabilen, kim yaparsa yapsın yanlışa yanlış diyebilen, kendinden olanın hatalarını görmezden gelmeyen, tevil etmeyen, üstünü örtmeyen, her şart ve durumda hakkı ayakta tutan ve adil şahitliği ilke edinmiş bir davetimiz olsun. Çünkü adil olmak, davette tesiri artıran en önemli ve temel prensiptir.

9