Mutlak butlan kararı sonrasında CHP içinde baş gösteren kriz ve ayrışmanın 9 Haziran 2026 Salı günü iki farklı yerde iki farklı isim tarafından gerçekleştirilen grup toplantıları ile doruk noktasına ulaşmıştır. Karar sonrası genel başkanlığa dönen Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezinde, yeniden CHP TBMM Grup Başkanı seçilen Özgür Özel ise TBMM'de grup toplantıları gerçekleştirdi. Özel'in düzenlediği toplantıya 98 milletvekili katılırken, Kılıçdaroğlu'nun parti genel merkezindeki grup toplantısında 24 milletvekili hazır bulundu. 14 milletvekili ise iki toplantıya da katılmadı.
Özel ve Kılıçdaroğlu'nun krizin kaynağına ilişkin farklı yaklaşımları, değerlendirme ve çözüm yöntemi konusunda farklılaşmayı beraberinde getirmekte. Dolayısıyla Türkiye'de ana muhalefet partisinin içine düştüğü ve eşine pek rastlanmayan bu iki başlılık durumu, kısa vadede çözüme kavuşamayacak gibi görünüyor. Bu haliyle de şimdiden Türkiye'nin siyasal hayatındaki istisnai olaylardan biri olarak tarihe geçmiş durumda.
İki Farklı Grup Toplantısı, İki Farklı Yaklaşım
Özgür Özel'in grup toplantısındaki konuşması, içinde bulunduğu durumu kendisinden uzaklaştırarak sorunu kendi liderliği üzerinden okumayıp, meseleyi daha ziyade koltuk hırsı ve dış müdahale olarak tanımladığı izlenmiştir. Özel'in mesajları, ortaya çıkan iki başlılığı iktidar karşıtlığı üzerinden okuduğunu gösteriyordu. Özel'in, konuşmasında direniş ve mücadele söylemlerini benimsediği ve şimdilik parti içi bir mücadele politikasına yöneldiği de gözleniyor.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşmasında öne çıkan hususlar ise parti içi arınma ve kurumsal yenilenme oldu. Meseleyi çok daha derindeki bir bozulmanın yansıması olarak değerlendiren Kılıçdaroğlu açısından, CHP'nin karşı karşıya olduğu esas tehdit dışarıda değil içeridedir. Kurultay sürecinde yaşandığını ifade ettiği usulsüzlükler, partinin ahlaki zeminini zedelemiştir ve öncelikli olarak bu sorun çözülmelidir. Nitekim, konuyla ilgili "iradesini parayla satanlar, bu partide yer alamazlar" ve "arınacağız, kirlilikten arınacağız kirlilikten, temiz siyaset yapacağız temiz siyaset!" ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu'nun kirlilikten arınma ve temiz siyaset vurgusu dikkat çekiciydi. Kılıçdaroğlu "temiz siyaset" vurgusunun yanı sıra, iç ve dış politikaya dair bazı değerlendirmelerde bulunsa da bunlar parti içinde yaşanan ayrışma ve iki başlılık gündeminin gölgesinde kaldı.
İki grup arasındaki ayrışmada öne çıkan bir diğer husus, CHP'de kurultayın ne zaman ve hangi koşullarda yapılması gerektiğine yönelik beklenti ve planların farklılığıydı. Özel, konuşmasında 26 Temmuz 2026 tarihine işaret ederek, kurultayın önümüzdeki yıla yayılmaması gerektiğini ifade etti ve hemen kurultay çağrısını yineleyerek grup toplantısını sonlandırdı. Kuşkusuz bu çağrı, CHP'deki mevcut delege yapısının korunması hedefini içeriyor.
Kılıçdaroğlu ise, kurultay yapacaklarını belirtmekle birlikte bunun "ahlaklı" ve "erdemli" bir kurultay olacağının altını çizdi. "Benim koltuk derdim yok" ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu, mevcut delege yapısından dolayı, önceliği ilçe ve il kongrelerine vererek değişim hedefinde gibi gözüküyor. Devam eden yargı süreci de düşünüldüğünde, Kılıçdaroğlu'nun kısa vadede kurultay kararı düşünmediği anlaşılıyor.
Son olarak, her iki liderin konuşmalarında ortak bir unsurun da bulunduğunu ifade etmek gerekir. Özel de Kılıçdaroğlu da CHP'nin geleceğini koruma iddiasıyla hareket ettiklerini vurgulayarak parti tabanına birlik mesajı vermeye çalıştı. Ancak, bu birlik çağrılarının dayandığı meşruiyet zemininin birbirinden farklı olduğu açık bir şekilde görülmektedir. Özel, sözünü ettiği birlikteliği "seçilmiş yönetim" etrafında kurarken, Kılıçdaroğlu ise "parti içi temizlenme" ve "yeniden yapılanma" süreci üzerinden tanımlamaktadır.

5