Zorunlu seçmeli ders dayatması!

Dünyanın en iyi üniversitelerinde seçmeli dersler oransal olarak alan derslerinin önüne geçmeye başladı. Yandal programları pek çok üniversitede zorunlu hale getiriliyor. Dün yabancı dil nasıl ki her bölüm için olmazsa olmazların en başında geliyorsa bugün de yapay zekâ için aynı durum söz konusu!..

Seçmeli dersler ortaokul ve liseler için de çok önemli. Çünkü seçmeli dersler bir yandan öğrencilerin ilgi ve yetenekleri geliştirmeyi, güçlendirmeyi öte yandan da vatandaşlık bilinci ve sorumluluğu kazandırmayı amaçlıyor.

Seçmeli derslerin, adı üstünde "seçmeli" olması gerekirken özellikle bazı derslerin adeta "zorunlu seçmeli" ders haline getirilmesi eğitim sendikalarının tepkisine neden oldu. Gelin önce gelinen son noktayı Eğitim Sen'den dinleyelim:

"Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen 2026-2027 eğitim öğretim yılı seçmeli ders süreci 20 Şubat 2026'ya kadar devam etmektedir. Ancak bu süreç, yıllardır olduğu gibi, öğrencilerin ve velilerin özgür tercihine dayanan pedagojik bir zeminde değil; yönlendirme, uygulamada zorunlu kılma ve idari baskılar eşliğinde yürütülmektedir.

■ Seçmeli dersler, öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarını esas alan, onların düşünsel, kültürel ve toplumsal gelişimini desteklemeyi amaçlayan derslerdir. Buna rağmen pek çok okulda bu dersler, belirli programların açılabilmesi gerekçesiyle dayatılmakta; öğrenci ve veliler tercih hakkını kullanamaz hale getirilmektedir. Seçmeli olması gereken dersler, fiilen zorunlu hale getirilerek eğitim hakkı ihlal edilmektedir.

■ Eğitim Sen olarak açıkça ifade ediyoruz; seçmeli ders süreci idari tasarruflarla değil, pedagojik ölçütlerle ve demokratik katılımla yürütülmelidir. Çocukların merak duygusunu, eleştirel düşünme becerisini ve yaratıcılığını desteklemeyen; kendini ifade etme olanaklarını, kültürel bağlarını ve toplumsal gerçeklikle kurduğu ilişkiyi güçlendirmeyen uygulamalar kabul edilemez. Seçmeli dersler, idari ya da ideolojik ihtiyaçlara göre değil, çocukların gelişimsel ve pedagojik gereksinimleri esas alınarak belirlenmelidir.

■ Bu süreçte temel sorun, seçmeli derslerin bir tercih alanı olmaktan çıkarılıp idarenin planlama ve yönlendirme aracına dönüştürülmesidir. Öğrenci ve velinin açık iradesi yok sayılmakta; "sınıf açılamaz", "öğretmen yok", "sistem izin vermiyor" gibi gerekçelerle tercihler yönlendirilmektedir. Bu uygulamaların hiçbirinin hukuki ya da pedagojik karşılığı bulunmamaktadır.

■ Seçmeli ders havuzunda yer alan sanat, spor, felsefe, bilim, anadili, kültür ve eleştirel düşünceyi besleyen dersler kâğıt üzerinde bırakılmakta; fiilen erişilebilir olmayan bir seçenekler listesi sunulmaktadır. Böylelikle seçim hakkı biçimsel olarak korunuyor gibi gösterilmekte, ancak pratikte ortadan kaldırılmaktadır.

* Hiçbir seçmeli ders, ideolojik, dini ya da politik tercihler doğrultusunda örtük ya da açık biçimde zorunlu hale getirilemez. Özellikle anadilinde eğitim hakkı, görmezden gelinen bir başlık olmaktan çıkarılmalı; Yaşayan Diller ve Lehçeler dersinin seçilmesinin önüne konulan fiili engeller derhal kaldırılmalıdır.