Hemen her konuda kaynak israfı önemli ama zaman, kaynak ve hayal israfı çok daha önemli.
Hata yaptığımızı anladığımızda yeniden kaynak bulunabilir ama zamanı geri getirmek ve dibe vurmuş beyinlere yeniden o hayalleri kurdurmak mümkün değil!
İsrafın "haram" olduğu bir kültürden geliyoruz. Çerçevesinin sınırsız olduğunun da farkındayız. Bunun böyle olmadığını dile getirmeyenimiz de yok gibi. Peki öyleyse bunu neden yaşam biçimi haline dönüştüremiyoruz
Eğitim ve öğretim aklı, bilimi, liyakati, doğruları, binlerce yıldır süzüle süzüle gelen örf, adet ve gelenekleri hayata geçirme sanatı değil mi Eğer öyle ise neden o zaman sınav odaklı eğitim sarmalından kurtulamıyoruz..
Ülkemizin dört bir yanını üniversitelerle donattık. Üniversitesiz kentimiz, fakülte ya da yüksekokulu olmayan ilçemiz yok gibi. Diploma koleksiyoneri haline gelen gençlerimiz buna rağmen iş bulamıyor, bulsa da öğrenim gördüğü alanda çalışamıyor, evlenemiyor, hayal kuramıyor.
İstediğimiz bu muydu Kesinlikle hayır ama geldiğimiz nokta ortada.
Plansız, programsız açılan üniversiteler dolmuyor, dolmuyor, dolmuyor!
Kapı önünde milyonlarca gencimiz olmasına karşın birinci yerleştirmede 45 bin kontenjan boş kaldı. Kazandığı halde kaydını yaptırmayan ya da yaptıramayan on binlerle birlikte bu sayı katlanarak arttı. İkinci yerleştirme sonunda da yine çok büyük açıklar olursa bunun sorumlusu kim
Bundan daha büyük bir israf ne olabilir ki!..
Devletimizin kaynakları, gençlerimizin hayalleri, en değerli çağlarımız, günümüzün en değerli yetkinliği olan hayallerimiz, heyecanımız, öğrenme isteğimiz yok olup gidiyor. Yaratıcılığımızı da 4, 5 seçenekli testlerle köreltmeye ısrarla devam ediyoruz!
Dahası var:
Her yıl yüz binlerce öğrenci üniversiteden kopuyor. Oysa onlar o bölümlere ne emekler ne masraflar ve hayallerle girmişlerdi. "Ne oluyor" diye soran, hesap veren hâlâ olmayacak mı..
Her yıl yüz binlerce öğrenci üniversiteden atılırken, ayrılırken ya da bölüm değiştirirken,
"Çalışsaydı atılmazdı", "Doğru tercih yapsaydı, fakülte değiştirmek zorunda kalmazdı",
"Üniversiteye gideceğine, hayata atılsaydı böylesi pişmanlık duymazdı" demek en kolayı.
"Öğrenci affı çıkartıldı, daha ne yapılsaydı" diyenlere şunu sormak gerekir:
Afla gelenlerin ne kadarı mezun olabiliyor..
Tek tek suçlu, kabahatli, öngörüsüz, tembel ya da ne istediğini bilmeyen sadece öğrenciler mi
Kendilerini doğru tercih, doğru gelecek, doğru bilgilendirme ve doğru yönlendirme konusunda yeterince donattık mı ki onlardan bu konuda çok daha fazlasını istiyoruz!
■ Örneğin ilgi, yetenek ve hayalleri ile istedikleri mesleklerin ne kadar örtüştüğü konusunda yeterince rehberlik hizmeti verdik mi
■ Üniversite tercihleri noktasında yanlarında olduk mu
■ Yanlış tercih yaptıklarında üniversite içerisinde bölümler arası geçiş olanağı sağladık mı
■ Dershaneler ve sınavlar dışında farklı seçenekler sunduk mu

34