Yükseköğretimde, yani üniversitelerde yaşananlar Cumhuriyet tarihimiz boyunca eğitimin öncelikli gündem maddelerinden biri oldu.
Sayısal anlamda ve özellikle ulaşılabilirlik konusunda çok büyük bir yol katettiğimiz kesin. Peki kalite, liyakat, özerklik, bilimsel üretkenlik, akreditasyon ve dünya sıralamaları için de aynı durum söz konusu mu
YÖK ve kimilerinin sık sık dile getirdiği gibi "dünya bizi kıskanıyor" noktasında mıyız, yoksa bazı sivil toplum örgütleri ve öğretim üyelerinin iddia ettiği gibi katedecek daha çok uzun bir yolumuz mu var
2025-26 Yükseköğretim Raporu
Eğitim Sen, 2025-26 Yükseköğretim Ara Dönem Raporu'nu yayımladı. Çarpıcı bilgiler ve yorumlar var. Eleştirileri az bulanlar gibi abartılı bulanlar da çıkacaktır. İşte söz konusu rapordan bazı tespit ve değerlendirmeler:
■ Üniversiteyi kazanıp da kayıt yaptırmayan veya eğitimini yarıda bırakan öğrenci sayısı her yıl daha da artmaktadır.
■ Rektörlerin doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanması; üniversite bileşenlerine, akademik özerkliğe ve topluma değil yalnızca siyasi iktidara karşı sorumluluk taşımasına neden olmuştur.
■ 2024-2025 eğitim-öğretim yılı itibarıyla Türkiye'de 208 yükseköğretim kurumu faaliyet göstermektedir. Bunlardan 129'u devlet üniversitesi, 75'i vakıf üniversitesi ve 4'ü vakıf meslek yüksekokuludur.
■ Öğrenci sayısı 2024-2025 yılında 6 milyon 835 bin 115'e gerilemiştir. 2025 yılında öğrencilerin dağılımı; 2,85 milyon önlisans, 3 milyon 536 bin lisans, 346 bin yüksek lisans ve 98 bin doktora düzeyindedir. Bu toplamın içerisinde 337 bin uluslararası öğrenci bulunmaktadır.
■ Devlet üniversitelerinde öğrenim gören öğrencilerin yarısına yakını (yüzde 44,7) açık öğretim programlarına kayıtlıdır.
■ Yükseköğretimde görev yapan öğretim elemanı sayısı 188 bin 865'tir. Bu sayının yaklaşık yüzde 53'ü erkek, yüzde 47'si ise kadın.
■ 2025 yılında 488 milyar 405 milyon TL olarak belirlenen yükseköğretim bütçesi, 2026 yılında 651 milyar 20 milyon TL'ye çıkarılmıştır. Bütçedeki yüzde 33 oranındaki nominal artış 2025 yılı TÜİK enflasyonunun üzerinde gibi görünse de bütçenin yüzde 73,78'ini personel ve SGK devlet primi giderlerinin oluşturduğu düşünüldüğünde bu artış, yükseköğretim ihtiyaçlarını karşılamaktan oldukça uzaktır.
■ 2025-26 eğitim-öğretim yılı itibarıyla Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü'ne bağlı 81 ildeki 880 yurt binasına toplam 1 milyon 3 bin 259 öğrenci yerleştirilmiştir. Öğrencilerin beşte biri devlet yurtlarında kalabilmektedir. Üstelik bu kapasitenin coğrafi dağılımı da eşit değildir.
■ Aylık 4 bin TL olarak "müjdelenen" KYK kredi ve burs desteği, gıda masrafını dahi karşılamaktan uzaktır; bu durumda öğrenciler çalışma yaşamına yönelmekte veya eğitimini bırakmak zorunda kalmaktadır.
■ QS 2026 Dünya Üniversiteleri Sıralamasında Türkiye'den 26 üniversite yer almakta olup, ilk 500'e giren üniversite sayısı 5'ten 6'ya çıkmıştır. Bu üniversiteler arasında Orta Doğu Teknik Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Koç Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi öne çıkmaktadır. Times Higher Education (THE) 2025 sıralamasında ise Türkiye'den 109 üniversite listelenmiştir.

4