YÖK'ten okumuş kadınlara alkış ama!

YÖK Başkanı Erol Özvar, 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü'nde, bilimde eşitliğin ve fırsat adaletinin önemini bir kez daha hatırlatarak akademisyen kadınlarımızın son yıllarda adeta destan yazdıklarını dile getirdi.

İsterseniz gelin önce onun bu yöndeki açıklamasına bir göz atalım, sonra da hemen her alanda oransal olarak erkek akademisyenleri geride bırakan kadın araştırma görevlilerinin profesörlüğe ve rektörlüğe geçiş sürecinde neden bu kadar çok elendiklerini sorgulayalım.

Güçlü kadın, güçlü Türkiye

"Yükseköğretimde kadınların temsili son beş yılda tarihi seviyelere ulaştı. 2020 yılında yüzde 49,1 olan kadın öğrenci oranı, 2025 itibarıyla yüzde 53,2'ye yükseldi.

Kadın öğrencilerimiz ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora düzeylerinin tamamında erkekleri geride bıraktı. Doktora programlarında kadın oranı yüzde 51,3'le ilk kez yüzde 50'nin üzerine çıktı.

Akademisyenlerimiz arasında da yükseliş sürüyor. 2020'de yüzde 45,3 olan kadın akademisyen oranı 2025'te yüzde 46,8'e yükseldi. Araştırma görevlilerimizde ise kadın oranı yüzde 55'e ulaştı.

Erişilebilirlik ve kapsayıcılık vizyonumuz doğrultusunda, 34 yaş üzeri kadınlara tanınan ek kontenjan gibi uygulamalarla kadınların yükseköğretime katılımını desteklemeye devam ediyoruz.

Bilimde güçlü Türkiye hedefimize, kadınların bilgisi, emeği ve üretimiyle kararlılıkla ilerliyoruz."

Özvar'ın tespit ve temennileri takdire şayan.

Peki ya sonrası

Örneğin sayıları hızla artan üniversite mezunu kızlarımızdan ne kadarı öğrenim gördükleri alanlarda iş buluyor Örneğin kadın öğretmenlerimizin ne kadarı atama bekliyor Ne kadarı ücretli öğretmen Ne kadarı meslekleriyle hiç ilgisi olmayan işlerde çalışmak zorunda kalıyor ya da işsiz

Yine aynı şekilde üniversitelerden ayrılan kızların sayısı kaç 34 yaş üstü mezunlardan ne kadarı bir üst sınıfa geçiyor Araştırma görevlilerinde kadın oranının yüzde 55'e yükselmesi çok sevindirici. Profesörlerin yüzde kaçı kadın

Yine aynı şekilde öğrenci sayısı, master ve doktora oranlarına bakıldığında kadın oranlarının erkeklere göre tarihi rekorlar kırdığı söyleniyor. Peki yönetim kademelerindeki, örneğin dekan ve rektör koltuğunda oturan kadın yöneticilerimizin sayısı kaç

Rektörlere göz attığımızda bu oran yüzde 10 bile değil!

Dahası, doktorasını tamamlayan kadın bilim insanlarımızın ne kadarı üniversitelerde kadro bulabiliyor

Özvar Hocamız eminiz ki elinden geleni yapıyor ve umarız bu konuda önleri tıkanan değil, adil davranılan bir noktaya gelinir.

Okudular ama devamı gelmedi!

Milliyet olarak kız çocuklarına yönelik olarak gerçekleştirdiğimiz "Baba beni okula gönder" kampanyası çok ilgi görmüştü. Özellikle kırsaldaki aileler ve kız öğrenciler çok ilgi göstermişti. Aradan yıllar geçtikten sonra gelen bir mesaj, bugün geldiğimiz noktayı çok çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyordu: