YÖK, ÖSYM, MEB ve 2026 Sınav Maratonu

2026 Sınav Maratonu için hazırlıklar kesintisiz devam ediyor. Hazırlıklar yarıyıl tatilinde azalmadı, tam aksine kurslarla tempo daha da yükseldi!

Peki bu yıl önceki yıllardan farklı bir düzenleme var mı

Eğer olacaksa, başvurular başlamadan şimdiden açıklansın ki kafa karışıklığı yaşanmasın, adaylar maç ortasında kurallar değiştiği için yargıya gitmek zorunda kalmasın. Örneğin önceki yılların en önemli sorunu olan aşağıdaki konularda yeni bir düzenlemeye gidilecek mi..

Hormonlu notlar

Hem liselere hem de üniversiteye girişte şişirilmiş notlar tüm dengeleri altüst ediyor. Özel okullardaki hormonlu not yarışına devlet okulları da katıldı. İş hepten çığırından çıktı! 100 ortalama ile mezun olan adaylardan pek çoğunun üniversite sınavlarında bırakın ilk 100'ü, bini, 10 bini ilk 100 bine hatta ilk bir milyona giremediklerini hemen herkes biliyor. Örneğin ÖSYM önceki yıllarda olduğu gibi okul içi standart puan uygulamasına yeniden dönemez mi, örneğin okul başarı puanı ile sınav puanı arasındaki korelasyona bakarak daha adil bir katkı oranı düşünülemez mi

Yine aynı şekilde liselere girişte adayların yüzde 80'den fazlası diploma notuyla liselere geçiş yaptığı için hormonlu puanlar burada da devreye giriyor ve çok büyük adaletsizliklere neden oluyor. 100 ortalama ile ortaokuldan mezun olup da lisenin en başarısız öğrencileri arasında yer alan çok sayıda öğrenci var. Bu konuda da hormonlu notların önüne geçilemez mi Geçilmeli ki eğitim kalitesinden ve ölçme değerlendirme ilkelerinden asla taviz vermeyen iyi okulların mezunları mağdur olmasın!..

Kalite

Üniversiteye girmek bu kadar kolay olmamalı. Kontenjanlar boş kalmasın diye çıtayı dibe kadar indirmenin hiç kimseye bir yararı yok. Tıp, mühendislik, hukuk, eğitim ve birkaç fakülteye daha getirilen baraj sistemi tüm bölümler için de getirilmeli. Birinci basamak sınavının ön yeterlilik ve eleme özelliği yeniden kazandırılmalıdır.

Kontenjanlar

Farklı nedenlerle ihtiyacın ve kapasitenin çok üzerinde şişirilen kontenjanlar, bu yıldan itibaren insan gücü planlaması ve istihdam koşulları çerçevesinde makul sınırlar içerisine çekilmezse ileride çok daha büyük sıkıntılar yaşanacaktır. Eğitimde bir yandan kaynak sıkıntısı yaşanırken öte yanda böylesine bir savurganlığa göz yummak kabul edilemez!

Meslek yelpazesi

Tanımlanmış ve eğitimi yapılan meslek çeşitliliği gelişmiş ülkelerde bizdekinin on katı. Biz ise yüz binlerce hatta milyonlarca mezun işsiz ya da aldıkları eğitimle hiç ilgisi olmayan işlerde çalışanımız varken hâlâ bu bölümlere öğrenci alıyoruz. Dahası, yapay zekâ ile pek çok meslek işlevini kaybederken ve pek çok yeni meslek doğarken değişen hiçbir şey yokmuş gibi patinaj yapmaya devam ediyoruz!..

Kaynak israfı!

Yapılan araştırmalara göre her yıl sınav sektörüne akan para 10 milyar dolar civarında. 10 yılda 100 milyar dolar eder. Peki sonuçlardan yüzde kaçımız memnun Yüzde 10 bile çıkmaz! Akademik başarı yerlerde sürünüyor. İşsizlik sıralamasının en tepesinde üniversite mezunları var! Moral ve motivasyon da dibe vurmuş durumda. Peki o zaman onca harcama, zaman kaybı ve bu at yarışı niye