Sürdürülebilirlik

İnsan gücü envanteri çıkarmadan, memleketin eksik halkaları tespit etmeden, başarı sürdürülebilir olabilir mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, geçici başarıların değil kalıcı kalkınmanın ancak nitelikli insan gücü potansiyelinin tam haritasının çıkarılmasıyla mümkün olduğunu savunuyor. Son savaşın gösterdiği gibi sadece silah değil, strateji, lojistik, diplomasi ve insan faktörü belirleyici olduğu için, her sektörde uzman yetişkin eksiklikleri acil envanterinin yapılması gerektiğini ileri sürüyor. Peki "liyakat ve milli değerler" temelinde yapılacak bu envanteri kimin belirleyeceği, seçici desteklemelere karşı çıkarken kendisinin de hangi alanlara öncelik vereceği sorusu açık mı kalıyor?

Duran saatin bile günde iki kez doğruyu gösterdiği bir süreçte hemen hemen herkes, her kurum, her takım ya da her ülke bir şekilde başarılı olabiliyor. Reformlar gerçekleştirebiliyor. Zirveye çıkabiliyor. Dünyanın en güçlü ülkesi ve şampiyonlar şampiyonu olabiliyor. İşte tam da bu noktada sürdürülebilirliğe, kalıcılığa ve en önemlisi de kazanılan itibarın ömrüne bakılıyor!

Örneğin binlerce yıllık imparatorluklardan ya da medeniyetlerden kaçı hâlâ ayakta, dünyanın en büyük şirketlerinden ve zenginlerinden kaçı hâlâ ilk yüzde, dünün Avrupa, dünya şampiyonu takımlarından kaçı finale kalabildi, son bin yılın en büyük icatlarından kaçı bugün hatırlanıyor

Bu liste uzayıp gider ve içinden çıkmak da mümkün olmaz. Dahası hiç ama hiçbir şey de sonsuza dek istenilen noktada kalamaz. Kalamıyor da. Değişkenler o kadar çok ki bazen "ne yapsanız boşuna" noktasına geliyor, doyuma ulaşılıyor, metal yorgunluğu oluyor ya da sizden çok daha donanımlılar ortaya çıkıyor!..

Bu yüzden daha derin analizler yapabilmek için arada bir tarihe 100 yıllık, bin yıllık periyotlarla bakmakta sonsuz yarar var.

İşte o zaman görüyorsunuz ki çok şeyler değişse de bazı şeyler hiç değişmiyor!

En büyük zenginlik

Dünden bugüne değişmeyen ve önemi giderek artan en değerli zenginlik, iyi yetişmiş insan gücüdür. Bunun ölçütü de diploma değil, yetkinliktir!

Peki en değerli hazinelerimiz olan gençlerimizi eğitim, bilim, üretim, vizyon, sorumluluk, etik ve kültürel değerlerimiz ve girişimcilikle donatıyor muyuz

Olaya dünya standartları çerçevesinde baktığımızda hangi sektörde, kendi alanında uzman ne kadar gencimiz, yetişkinimiz, emeklimiz ve öğrencimiz var

Dünden bugüne en büyük başarılarımızı nasıl elde ettik, en büyük hatalarımızı nerelerde yaptık

Gençlerimizin yüzde kaçı yurt dışına gittiğinde havada kapılıyor Yüzde kaçı için dünyaya açılma, hayalin ötesine geçemiyor

Beyin göçü ihracat ve ithalat oranlarında denge ne İhraç ve ithal ettiğimiz ürünlerin ne kadarı akıl, bilim ve teknoloji ürünü; aradaki makasın bu kadar açık olmasının nedenleri neler

Hangi konularda çok iyiyiz, hangilerinde yerlerde sürünüyoruz

Olaya hâlâ dünya üniversite sıralamaları çerçevesinde bakıyoruz. En iyi üniversitelere sahip olmak elbette çok önemli ama ne kadarı bilim üretiyor ne kadarı ürettiği bilimi ürüne dönüştürüyor Asıl önemli olan o!

Belirli alanlarda çok iyi olmak, diğer alanlarda sıradanlaşmanın mazereti ya da tolere edicisi olamaz. Olmamalı da... Çin örneğinde olduğu gibi herkes kendi alanında en iyisi olmak için mücadele etmeli; devletin, hükümetlerin, kurumların, ebeveynlerin, sivil toplum örgütlerinin gelişmelere bakış açısı da tıpkı anayasalarda yer aldığı gibi herkese eşit olmalıdır!

Bazı alanları, kişileri, kurumları destekleyip diğerlerini ihmal etmenin hataların en büyüğü olduğuna defalarca şahit olduk ama insanlık olarak dünya var olduğundan beri nedense hâlâ bu şaşı bakış açısından kurtulamadık.