Nereden bakarsanız bakın çözüm üreten değil, sürekli sorun üreten bir ülke haline geldik.
Hemen her konuda önemli sıkıntılarımız var ve suçlu olan hep başkaları!
Çok farklı bakış açısına sahip olan ve hemen hemen hiçbir konuda ortak paydaları olmayan kişileri bile bu noktaya getirdik!
Elbette kabahatli ya da suçlu aramıyoruz. Sadece sorunun kaynağını araştırıyoruz.
Olaya bu çerçeveden baktığımızda onlarca neden sıralanabilir. Eğitim de bunlardan biri!
Pandemi döneminde gördük ki günde 500 test çözen öğrenciler iki yumurta kırıp karınlarını doyuramadılar. "Bu nasıl olur" diye çok şaşıranlarımız oldu ama onları bu noktaya biz getirdik.
Eskiden evdeki arızalar için nadiren usta gelirdi; şimdi en basit sorunlar için bile usta yolunu gözlüyoruz. Gelenin de keşke elinden bir iş gelebilse!..
Kış aylarında yağmurdan, selden yakınıyoruz; yaz aylarında ise susuzluktan kırılıyoruz.
Yağmur suyunu toplamak aklımıza gelse de bu işi nasıl ve kimin yapacağına bir türlü karar veremiyoruz!
Hemen her konudaki diğer sıkıntılarımızda da çözümü değil, sorunları daha da büyütmenin ötesine geçmediğimiz için gelin bu minvalde, yani su üzerinden konuyu irdelemeye devam edelim…
Su en yaşamsal ihtiyacımız olduğuna göre bu konuda ortak akıl üretmek zorundayız.
Niye mi
Su yoksa gerisi teferruattır da o yüzden!
Dört mevsimi bir arada yaşayan dünyanın en değerli coğrafyasına sahibiz.
Peki, bunun farkında mıyız
Sahip olduğumuz değerlere, örneğin suya yeterince sahip çıkıyor muyuz
Gelin hep birlikte sesli düşünelim:
■ Yağan karın, yağmurun ne kadarını topluyoruz
■ Akarsularımızı besleyen kaynakları ne kadar koruyabiliyoruz
■ Yer altı sularını ne kadar besleyebiliyoruz
■ Akarsular, nehirler, barajlar ve yer altı sularının kirlenmemesi konusunda ne kadar titiziz
■ Barajlardan musluğa su getiren dağıtım hatları ne kadar hijyenik, ne kadar sağlıklı, ne kadar kayıp söz konusu
■ Caddelerde, sokaklarda, yol kenarlarında biriken sular nereye gidiyor Çoğu hiçbir şekilde toplanmıyor. Su öbekleri oluşturup rahatsızlık vermenin ötesinde bir işe yaramıyor. Deniz kenarı illerde ise direkt denize akıtılıyor. En azından yeşil alanların sulanmasında kullanılamaz mı
■ Avrupa kentlerinin pek çoğunda yılın üçte ikisinde yağmur var. Hem de gün boyu yağıyor ve su birikintisi görmeniz mümkün değil. Çünkü caddeler, sokaklar, mahalleler kurulurken altyapı ona göre kurgulanıyor; yağan her damla su yer altı kanalları ile toplanıyor ve gerektiğinde kullanılıyor.
■ Dere yatakları kalbi besleyen damarlar gibidir. Onları yok eder ya da işlevlerini yok eder hale getirirseniz sadece kuraklığa neden olmaz, felaketlere davetiye de çıkartırsınız.
■ Hayati önem taşıdığı için pek çok ülkede Su Bakanlığı var. Bizde ise büyük bir yetki karmaşası söz konusu. Partiler üstü bir konumda olması gerekirken "yapmıyor, yaptırmıyor", "benim görevim değil onun görevi", "vardı da biz mi içtik" tartışmalarının ötesine geçemiyoruz.

11