PISA nedir, ne değildir

Eğitimde PISA fırtınası esiyor. Peki, PISA nedir, ne değildir

"Eğitimde çağ atladık" diyenler gibi eğitimin sorunlar içinde boğulduğunu iddia edenler de var. İsterseniz önce gelin "PISA nedir, ne değildir" sorusuna cevap arayalım, sonra da pedagojik çerçevenin dışına çıkmadan yapılan kurumsal değerlendirmelere bir göz atalım.

Uluslararası müsabakalar, değerlendirmeler, kıyaslamalar elbette çok önemli. Hele ki PISA gibi çok kapsamlı olanlar.

Ülkemizin sadece dünya genelindeki 15 yaş öğrencilerinin binde biri üzerinde yapılan değerlendirmede ciddi bir yükselme gösterdiği kesin. Emeği geçen herkesi canı gönülden kutluyoruz ama bu noktada akla gelen ilk soru: "Peki eğitim seviyemiz üç beş yıl öncesine kadar bu denli diplerde olmasaydı, bu kadar yükselme gösterir miydi"

Bu sorunun cevabını, birinci derecede muhatabı olan önceki Milli Eğitim Bakanlarımızın vermesi çok yerinde ve çok anlamlı olur:

Dün yapılmayanlar neydi, bugün yapılan ne PISA ve LGS, YKS birbirinden ayrı gibi gözükse de aynı amacı güdüyor. Örtüşen ve örtüşmeyen noktalar neler

PISA'ya dair!

İşte bu yöndeki tespit ve değerlendirmelerden bazıları:

■ PISA, dünya genelinde 15 yaş grubu öğrencilerin ülkelerin toplumsal ve ekonomik yaşama tam katılımı için gerekli bilgi ve becerileri ne ölçüde edindiklerini değerlendiren dünyanın en kapsamlı uluslararası karşılaştırmalı öğrenci araştırmasıdır.

■ 760 bini aşkın 15 yaş grubu öğrenci katıldı. Elde edilen bulgular, 15 yaş grubundaki yaklaşık 33 milyon öğrenciye genellenen bir değerlendirme sunmaktadır. Bu kapsamda 2025 PISA, bugüne kadar gerçekleştirilen en geniş katılımlı PISA uygulaması oldu. Türkiye'den araştırmaya 56 ildeki 203 okuldan 7 bin 702 öğrenci katıldı.

■ Sonuçlar, yalnızca 15 yaş grubu öğrencilerin bilgi ve becerilerine ilişkin bir görünüm sunduğundan, eğitim sisteminin bütününe yönelik değerlendirmelerde belirli sınırlılıklar taşımaktadır. Bulgular öğrencilerin temel eğitim sürecinde edindikleri bilgi ve becerilere ilişkin önemli çıkarımlar sağlasa da eğitim sisteminin genel niteliği ve etkinliği hakkında tek başına kapsamlı bir değerlendirme yapmak için yeterli değil.

■ Sonuçlar, Türkiye'nin fen, matematik ve okuma alanlarının üçünde birden performansını yükselttiğini ortaya koymaktadır. OECD ülkeleri arasında her üç alanda birden performansını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artıran tek ülke olmuştur.

■ Ülke sayısının 81'den 91'e yükseldiği bir dönemde Türkiye'nin fen alanında 34. sıradan 19. sıraya, okumada 36. sıradan 18. sıraya çıkması; ilerlemenin yalnızca puan artışıyla sınırlı kalmadığını, Türkiye'nin uluslararası sıralamadaki konumuna da yansıdığını göstermektedir.

■ Türkiye'nin yakaladığı ivmenin kalıcı bir kazanıma dönüşmesi; temel becerilerin, özellikle en kırılgan alan olmayı sürdüren matematikte tüm öğrenciler için güçlendirilmesine, fırsat eşitliğinin sağlanmasına yönelik adımların kararlılıkla sürdürülmesine ve fende ortaya çıkan yetenek birikiminin nitelikli yükseköğretim ve kariyer olanaklarıyla desteklenmesine bağlıdır.