Peki bu işin sorumlusu kim

Hemen her konuda olduğu gibi eğitimde de hemen her şey tartışmalı. Doğru olan ne, içinden çıkmak mümkün değil.

Eğitime yönelik dışarıdan gelen eleştirilere alışmıştık ama son zamanlarda en ağır eleştiriler içeriden geliyor.

Fazla uzağa gitmeden bir önceki Milli Eğitim Bakanı ve TBMM Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Mahmut Özer'i dinlediğinizde YÖK, ÖSYM, MEB ve üniversitelere yönelik çok çarpıcı iddialar var. Açıkça söylemiyor ama eğitim kurumlarından hiçbirinin görevlerinin gereğini yeterince yerine getirmediklerini ima ediyor. Hatta tam tersi bir yönde algıya neden olduklarını vurguluyor.

Özer'in dile getirdiği bu görüşleri bir başkası dile getirse yer yerinden oynar ama söyleyen, tüm bu icraatların tam göbeğinde olan bir isim. Gelin de çıkın işin içinden...

Sözü hiç uzatmadan Özer'in 20 Ağustos'ta milliyet.com.tr'de yayımlanan yazısından bazı önemli satır başlarına hep birlikte göz atalım:

2026 YKS yerleştirme sonuçları açıklandı. İlk bakışta devlet üniversitelerinde doluluk oranları oldukça yüksek gerçekleşirken vakıf üniversitelerinde bu oranın düşük gerçekleştiği görülüyor.

Sonuçların; lise son sınıf öğrencilerinin yerleşme performansları, yükseköğretim programlarına yerleşenlerin açık öğretim programlarına yerleşme oranları veya yerleşenlerin lisans ve ön lisans programlarına yerleşme oranları gibi farklı bakış açılarından değerlendirilmesi gerekiyor.

2015 yılından itibaren lise mezunlarının yerleşme oranları sürekli düşmüş; 2016 yılında yüzde 49,2'ye, 2017 yılında yüzde 34,9'a, 2022 yılında yüzde 33'e, 2024 yılında yüzde 32'ye ve 2025 yılında ise yüzde 28'e düşmüştür. 2026 yılında da bu oran yüzde 28 olarak gerçekleşmiş olup söz konusu düşüş maalesef artık istikrarlı bir hal almıştır.

Geçmiş yıllara bakıldığında sınava girdiği halde tercih yapmayan lise son sınıf öğrenci oranının da istikrarlı bir şekilde arttığı görülmektedir. Örneğin, tercih yapmayan lise son sınıf öğrenci oranı 2022 yılında yüzde 40,62 iken bu oran 2026 yılında yüzde 54,3'e yükselmiştir. Bu istikrarlı tercih yapmama eğiliminin nedenlerinin kapsamlı bir şekilde araştırılması gerekmektedir.

2026'da tercih yapanların 218 bininin bir yükseköğretim programına yerleştikleri görülüyor. Kısacası, lise mezunlarının yüzde 28'i bir yükseköğretim programına yerleşirken sebebi ne olursa olsun yüzde 72'si bir yükseköğretim programına yerleş(e)memiştir. Bir başka deyişle, 4 lise son sınıf öğrencisinden sadece bir tanesi yükseköğretime erişim imkânı bulabilmiştir.

Yerleşen öğrencilerin verilerine daha ayrıntılı baktığımızda, 4 yıllık bir lisans programına yerleşen son sınıf öğrenci sayısının 124 bin 664 olduğunu görüyoruz. Bir başka deyişle, lise son sınıf öğrencilerinin sadece yüzde 15,7'si herhangi bir lisans programına yerleşebilmiştir. Bu oran 2015'te yüzde 26 idi.

Son zamanlarda zorunlu eğitim süresinin kısaltılması tartışmalarına bakıldığında herkesin yükseköğretime gitmesinin gereksizliği gibi tartışmaya açık bir argümanın öne sürüldüğünü görüyoruz. Gelinen noktada verilere bakıldığında zaten herkesin yükseköğretime erişemediği, lise son sınıf öğrencileri için bile yükseköğretime erişim oranlarının sürekli düştüğü görülmektedir.