Özel mi devlet mi

Velilerin kafası şu günlerde karmakarışık.

Anaokulundan üniversiteye kadar on milyonlarca ebeveyn ve öğrencinin en önemli gündem maddesi "Hangi okul" sorusuna cevap aramak.

Peki bulabiliyorlar mı

Evet demek mümkün değil.

Eğitimin ilk kademeleri söz konusu olduğunda dünden bugüne en çok rağbet gören "En iyi okul, en yakın okul" tespiti artık tarih oldu.

Neden mi

Gönül rahatlığıyla gönderilecek eve yakın bir okul kalmadı da ondan!

Hadi uzakta da olsa en iyi üniversitelerin peşine düşmek doğru bir seçenek olabilir ama okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve hatta lise için aynı şeyi söylemek mümkün değil. MEB'in bu yöndeki tüm projeleri neredeyse ters tepti.

Kurtarıcı olarak görülen "İkamete dayalı kayıt sistemi" çoktan çöktü ama bunun bile farkında değiliz. Bu sistem getirilirken bazı okullara çok sakıncalı bir isim seçilerek "nitelikli" denilip, diğerleri değersizleştirilmekle kalınmadı, seçilen okulların niteliği de tartışmalı hale geldi.

Güya bu okullara 100 bin civarında öğrenci alınacak, başvuran sayısı da 200, 250 bin civarında olacaktı. Tam tersi oldu.

Ortaokuldan mezun olan neredeyse tüm öğrenciler LGS'ye başvurdu, nitelikli denilen yeterince ilgi görmedi, ikamete dayalı kayıt sistemi de hormonlu notlar ve yanlış ya da geçici ikamet bildirenler yüzünden işlemez hale geldi.

Örneğin İstanbul'daki okul servislerine harcanan para, mahalledeki okulları iyileştirmek için harcansa, en yakın okul, o gidilen okullardan daha iyi hale gelecek ama bu hiç kimsenin umurunda olmadı. Yine aynı şekilde mademki kayıtlar ikamete dayalı yapılıyor peki o zaman bazı okulların önünde en uzak semtlere kadar giden uzun servis kuyrukları neden oluşuyor..

Adil not veren okul mezunları 90, 95 ile en yakın okula giremezken, hormonlu olduğu iddia edilen notlarla 100 tam puanla hemen her okulda öncelik kazandılar. Peki 100 puanla mezun olan ve mahalledeki okullara öncelikle girenlerin LGS sonuçları ne Kıyaslandığında eminiz ki çok çarpıcı sonuçlar ortaya çıkacaktır ama nedense MEB bu konuyu da hiç umursamıyor! Oysa araştırmaya değer bir konu. En azından hormonlu, hormonsuz notlar ortaya çıkar, alın teri dökenler ile para dökenler konusunda şehir efsanesine dönüşen doğrular ve yanlışlar birbirinden ayrışır. Hak edene saygı duyuluyor, şişirilmiş notlara da bir çeki düzen gelir!

Örneğin önceki yılların kayıt başarı durumlarına bakılarak da 100'lük öğrencilerin lise 1,2,3,4 ve mezuniyetteki ortalaması da kıyaslanabilir!

Puan mı, gelir mi, hakkaniyet mi

Üniversitelerde de durum farklı değil. Hormonlu ortaöğretim başarı puanı ve gelir düzeyi, YKS'de de fırsat eşitliğine yönelik dengeleri altüst edebiliyor... akıf üniversiteleriyle istenen bu muydu yoksa yaratacağı rekabet ortamı ile eğitimde kalitenin çok daha yükseğe çıkartılması mıydı..

İzin verilme yıllarındaki tartışmaları hatırlıyorum da vakıf üniversitelerinin 60'lı yıllarda olduğu gibi "bastır parayı al diplomayı" noktasına asla gelmeyeceği ısrarla vurgulanıyordu.