Yaşam süresi, dünya genelinde olduğu gibi bizde de hızla yükseliyor. Bu durum bireyleri sevindirse de devletleri kara kara düşündürmeye başladı.
Üretken genç nüfus azalıyor, sosyal güvenlik sistemleri bu yükün altından kalkamaz hale geldi. Yaşlı bakımı da çocuk bakımı gibi çok önemli ve yaşam kaliteleri her geçen gün daha da zorlaşıyor!..
Ortalama ömür fazla değil üç, beş yüzyıl önce 35-40'lardaydı, son birkaç yüzyılda 50'lere yükseldi. Son 50 yılda ise 60, 70, 80 derken yakın bir gelecek için çok daha fazlası öngörülüyor.
Peki bu süreçte eğitime, çalışma hayatına, sosyal güvenlik sistemlerine, yaşam standartlarına, hobilere, uzun ömür ve yaşlılıkla gelen artılara, eksilere yeterince odaklanabildik mi, gerekli düzenlemeleri gerçekleştirebilirdik mi Çocuklarımız için gösterdiğimiz özeni aile büyüklerimiz için de gösteriyor muyuz..
Paranın, gücün, enerjinin, refahın, dostluğun, huzurun, paylaşmanın ve en önemlisi de sağlığın her yaşta önemli olduğunu ama en çok da yaşlılıkta gerektiğini ya da gerekeceğinin ne kadar farkındayız
Gazeteciliğe yeni başladığımız yıllarda görmüş, geçirmiş ve 90'ına merdiven dayamasına rağmen hâlâ çalışmak zorunda kalan bir meslek büyüğümüz, maaşlarımız az diye ne zaman dert yansak "Buna rağmen her ay maaşınızın bir bölümünü gelecek için bir kenara koyun, yaşlılıkta insanın en iyi dostu banka cüzdanı" derdi.
Emeklilerimizin geldiği noktayı gördükçe, bu işi sadece devlete havale etmekle kalmayıp, daha en başından itibaren geleceğimizi kendimizin de düşünmemiz gerektiğini kafamıza kazıyan Necdet Bey'i bir kez daha saygıyla anıyorum…
Yaşlanmak, hele ki sağlıkla, huzurla, keyifle yaşlanmak için sağlık ve huzurun yanı sıra insanca yaşamaya yetecek ve zamanla erimeyecek bir sosyal güvence de şart. Bir o kadar önemli diğer ayrıntı ise yaşlanmayı bir külfet olarak değil bilgelik, bireysel yatırımların bonusu ve en önemlisi de geleceğimizin son noktası olarak görmeliyiz. Görmeliyiz ki atalarımıza gösterdiğimiz saygıyı sonraki nesiller de bizlere göstersin!
Bu konuda geleceğe yapılacak en büyük yatırım, hemen her alanda sizin kendinize yapacağınız yatırımlar olacaktır…
Başta devlet olmak üzere yaşamımıza yön veren kurumlara gelince, asıl büyük sorumluluk onlarda. 100 yıl önce belirlenen yaşam sürelerine, hayat standartlarına, çalışma koşullarına, tüketim alışkanlıklarına, beklenti ve hayallere göre belirlenen yasalar ve kurallarla bugünkü, hele hele yakın gelecekteki bireyleri mutlu etmek mümkün değil.
Eğitimden yargıya, çalışma sürelerinden sosyal güvenlik sistemlerine, üretimden tüketime, demokrasiden temsil hakkına, çocuk bakımından yaşlı bakımına, vergilendirmeden asgari ücretin tespitine, seçimlere endeksli sosyal yardımlardan vatandaşlık bilincine, sağlık sisteminden sağlıklı yaşamaya her şeyin ama her şeyin bugünün ve özellikle de geleceğin koşullarına göre yeniden dizayn edilmesi gerekiyor.
Neden mi
Bu elbise artık bugünün insanına dar geliyor.
Bir lokma, bir hırka dönemi artık çok gerilerde kaldı. Karnım doysun, üstüme örtecek bir de yorganım olsun bana yeter diyenler hala çıksa da, bunu onlar için yeterli görmek, bulduğunuza şükredin demek kabul edilemez.
Dünya değişti hem de çok değişti ne olur artık bunu görelim. Her yaştaki bireylere hak ettikleri değeri verelim. Yaşlılarımız mutsuz da çocuklarımız, gençlerimiz, orta yaşlılarımız mutlu mu
Yaşam bileşik kaplar gibidir birinin mutluluğu da mutsuzluğu diğerlerini de direkt etkiler! Bu yüzden şu yaş kuşağı daha önemli, diğerleri daha az önemli diyemeyiz. Herkese ama herkese bireysel anlamda hak ettikleri önemi göstermeliyiz. Yine aynı şekilde her birey yasalar, gelenek ve görenekler, insani değerler çerçevesinde üzerinde düşen görev ve sorumlulukları en iyi şekilde getirmeliler. Ne hep isteyen ne de hep veren olsunlar…

3