Zor bir öğretim yılını geride bırakıp yaz tatiline girerken hiç bitmeyecek gibi sanıyorduk işte bitti. Yeni öğretim yılı yarın başlıyor. En zor görev yine velilerimize düşüyor. Çocuklarının geleceği için her türlü fedakarlığa katlanmakla kalmayıp daha iyisi için çırpınıp duracaklar...
Sınav yarışı ise çoktan başladı. Dershaneler çoktan açıldı. En liselerin, en iyi öğrencileri bile "önce okul" değil de "önce dershane" ve "özel ders" diyorsa nerede hata yapıyoruz diye oturup düşünmenin zamanı geldi de geçiyor demektir...
Yeni öğretim yılından itibaren sınavla öğrenci alan liselerin sayısı kademeli olarak azaltılacakmış. Daha önce de azaltılmıştı. Peki ne işe yaradı ki aynı sistemde ısrar ediliyor
Bu noktada asıl önemli olan sınavlara kimlerin gireceği! Her öğrenci mi girebilecek yoksa not ortalaması en iyi olanlar mı Herkes girecekse değişen ne olacak
Mevcut sistem getirilirken okulların yüzde 10'una sınavla öğrenci alınacağı ve başvuran sayısının da yüzde 20'yi geçmeyeceği öngörülmüştü. Tahminlerin hiçbiri tutmadı. Önce adayların tamamına yakını sınavlar başvurdu, sonra sınavla öğrenci olan okul sayıları ve kontenjanları artırıldı. O da yetmedi okullar "nitelikli", "niteliksiz" diye ayrıştırıldı. En beteri de hormonlu puanların tavan yapmasına seyirci kalınarak okul başarı puanına göre öğrenci alınmasının iflas etmesi zemin hazırlandı. Peki şimdi değişen ne olacak..
Tam da şimdi yeni öğretim yılı başlarken yeni yol haritası üstü kapalı bir şekilde değil de çok daha net olarak açıklanmalı ki veliler de öğrenciler de ona göre yola devam etmeliler. Hangi liseler sınavla öğrenci alacak
Bu konuda ÖSYM'nin yaptığı gibi merkezi tek sınav ve tüm okullara merkezi sınavla öğrenci yerleştirme en iyisi değil ama en zarar vereni olarak dikkate alınıp ona göre hareket edilirse sanki çok daha iyi olacaktır. Peki en doğrusu nedir sorusunun cevabı ise son 50 yılda yapılanları acı bir tecrübe olarak geride bırakıp fabrika ayarlarına geri dönmek olacaktır!..
Güvenlik, hijyen, yemek
Bir önceki öğretim yılı geride bırakırken en önemli sorunların başında güvenlik zafiyeti, hijyen koşullardaki yetersizlik ve gelişme çağındaki öğrenciler için öğle yemeği ve öğretmenlerimizin özlük hakları geliyordu. Umarız bu konuda ciddi iyileştirmeler yaşanır. Yaşanmalı da...
Yarın ders başı yapılacak olmasına rağmen hala kaydını yaptırmayan, yerleştirildiği okula gitmek istemeyen öğrenciler var. Onların da "Ne okulda ne de işte olmayanlar" kervanına katılmalarına seyirci kalmayalım. Zorunlu eğitim çağındaki öğrencilere eğitim olanağı sağlayamıyorsak bu yasayı neden çıkarttık, çıkarttıysak da neden gereğini yerine getirmiyoruz..
Yaşananlar gerçekten çok üzücü. Bu şekilde ortada kalan ya da farklı nedenlerle kayıp kuşak olarak değerlendirilen öğrenci sayısının hızla artıyor olmasına asla seyirci kalınmamalıdır. Zorunlu eğitim çağındaki çocuklarımızın okuldan kopuşlarına bir şekilde çözüm bulunmalıdır.

4