2026 sınav maratonu haftaya başlıyor. Adaylara, velilere ve ülkemize şimdiden hayırlı olsun.
Bu maraton adaylar için çok önemli çünkü yaşamlarının bundan sonraki bölümü büyük ölçüde bu sınavlarda elde edecekleri performansa bağlı.
Veliler için çok önemli çünkü çocukları mutsuz olursa onlar için her şey çok daha zor hâle gelecek.
Ülkemiz için çok önemli çünkü doğru yönlendirilmeyen, hayallerine kavuşamayan, mutlu olmayan her öğrenci geleceğimizin güvencesi olmaktan daha çok "sıkıntısı" hâline gelebilir.
Eğitimi ve dolayısıyla sınavları devlet ve millet nezdinde önemli kılan da zaten bu.
İşte bu yüzden öğrencilerin sadece çok azını mutlu eden bugünkü elitist sınav sistemleri yerine hemen her öğrencinin ilgisi, yetenekleri, becerileri ve hayattan beklentileri doğrultusunda doğru yönlendiren, kendisi ve ülkesi için katma değer üreten, eğitimi bir eziyet olarak değil de yaşam iksiri olarak gören yeni modeller geliştirmeliyiz...
"Her öğrencinin başarılı olabileceği bir alan mutlaka vardır!" hipotezi eğitimin en temel kuramlarından birisidir.
Dünyaya örnek olan eğitim modelleri öğrencilerin başarısız olduğu dersler kadar, başarılı olduğu dersleri de ciddiye alır. 10 dersin 9'unda istenilen performansı gösteremiyor ve sadece birinde başarı çıtasının üzerine çıkıyorsa, eğitim dışına atılmaz; tam aksine ilgi duyduğu, başarılı olduğu o alanda gelişmesine katkıda bulunulur. Bizdeki en büyük eksiklik bu! Akademik başarıya öylesine odaklandık ki gözümüz başka hiçbir şey görmüyor...
Nerede hatalar yaptığımız yeterince sorgulandı mı
■ Örneğin 8 yıllık kesintisiz zorunlu temel eğitim ve 4+4+4 doğru tercihler miydi
■ Örneğin okula başlayan her öğrenciyi üniversite önüne yığmakla kalmayıp, üniversiteye alıp mezun etmenin kime ne yararı oldu
■ Örneğin sınav sektörüne harcanan zaman, para, enerji çok daha farklı şekillerde değerlendirilemez miydi
■ Örneğin insan gücü ve istihdam planlamasını rafa kaldırmak, eğitimi sınav odaklı hâle getirmek ve bunu inatla devam ettirmek doğru bir seçenek mi..
Daha onlarca örnek sıralanabilir ve tartışmanın ötesine geçilmediği takdirde de can sıkıntısını artırmanın ötesinde hiçbirimize bir yararı olmaz.
Yanlış olan sürekli tartışılan eğitim süreleri mi yoksa yönlendirmede yaşanan sıkıntılar mı Yoksa eğitim sistemimizin istihdam ve üretimden kopuk olması mı..
En azından bundan sonra bu konular üzerinde yeterince konuşulacak mı, istişare edilecek mi, tüm taraflar dinlenecek mi..
Hayal tacirliği!
Hayallerle olduğu gibi umutlarla oynamak da çok riskli. Yaratacağı sosyolojik sorunların nerede başlayıp nerede biteceği hiç belli olmuyor. Bu yüzden hemen her konuda ama özellikle de eğitimde enine boyuna düşünüp ona göre karar vermek gerekiyor.
Eğitim sistemimizi her şeyden önce sınav sarmalından kurtarmamız gerekiyor. Dünyanın hiçbir yerinde bizde olduğu gibi onlarca yıl süren bir sınav maratonu yok. Sınavların biri bitiyor, diğeri başlıyor...
Öğrenci ve aileleri için en zor olanı ne biliyor musunuz Önce büyük hayaller kurdurup sonra derin hayal kırıklıkları yaşatılmasıdır. Biz bunu hep yapıyoruz ve ne olur artık bundan vazgeçelim.

12