Ne istedik ne oldu

Soran, sorgulayan bir gençlik istiyorduk; ağızlarını açamaz bir noktaya geldiler.

Kendine güvenen bir nesil istiyorduk; özgüvenleri yerde sürünüyor.

Geleceğe emin adımlarla yürüsünler istiyorduk; artık hayal kurmakta zorlanıyorlar.

Ömür uzadı; sevinecekler derken erken yaşlandılar, daha çok üzüldüler.

Bir an önce hayata atılıp çoluk çocuğa karışsınlar istedik; iş bulamadıkları için ya da maaşları yetmediği için bir adım sonrasını düşünemez bir noktaya geldiler.

Sınavlarda başarılı olun, en iyi okulları bitirin, en iyi meslekleri seçin, yabancı dil öğrenin, fark yaratın; tüm kapılar size açılacaktır dedik, fakat diploma koleksiyoneri olmanın ötesine geçemediler.

Umudunuzu asla yitirmeyin; şans eninde sonunda size de gülecektir dedik ama o an bir türlü gelmedi... Daha onlarca madde sıralanabilir. Haklılar, hem de çok haklılar.

Peki biz ebeveynler, yetişkinler ya da onların geleceğine yön verenler onları kandırdı mı

Kesinlikle hayır.

Amaçları doğrultusunda vaatlerin dozunu kaçıranlar olmuştur; ama çocuklarımızın bizden çok daha iyi yetişmesini, yaşamasını ve geleceğe umutla koşmasını isteyenimiz yok gibidir.

Zor bir süreçten geçiyoruz, hepsi o kadar. Peki onlar için çok daha iyisini yapamaz mıydık Kesinlikle yapardık. Kırgınlığımız, kızgınlığımız, öfkemiz de zaten bu yüzden.

Devlet ve aile bütçesinden en büyük payı çocuklarımızın eğitimine ve geleceğine ayırıyoruz. Samimiyetimizin en büyük kanıtı bu; ama "ceketimi satarım, çocuğumu yine de okuturum" noktasından "okudu da ne oldu", "okusa ne olacak" noktasına geldiysek nedenleri çok iyi araştırılmalıdır. Araştırılmalı ki aynı hataları yapmaya devam etmeyelim ve onların yüzünü bir an önce güldürelim...

Umursamazlık

Yaşamımızın en güzel yıllarını, yani öğrencilik yıllarını eziyete döndürdük. Öğrencileri anlamak zordu, şimdi çok daha zor. Sorun öğretmenlerimizde mi, öğrencilerde mi, sistemde mi yoksa çok daha farklı sosyolojik, psikolojik, pedagojik sorunlar mı Doğru teşhis koymadan doğru tedavi mümkün değil!

Eğitime ve okumuşlara karşı mesafeli bir duruş her zaman vardı. Tam tersini iddia edenler de yani öğrenciyi ve velileri sistemin köleleri olarak gören bir eğitim sistemi olduğunu söyleyenler de çoktu!

4+4+4'ten ve özellikle sosyal medya ve yapay zekadan sonra geldiğimiz nokta ise çok daha farklı!

Herkes herkesten şikayetçi, ama en çok da sınıf içi disiplin, konsantrasyon ve öğrencilerin derslere olan ilgisini çekmekte zorlanan öğretmenlerimiz şikayetçi. Bu durum sadece bizde değil dünyanın her yerinde, her evde ve her okulda konuşulan konuların en başında bu geliyor. Dijital Çağ, Bilişim Çağı derken şimdi Yapay Zekâ Çağı ile her şey çok daha karmaşık hâle geldi. Eğitimle uzaktan yakından ilgisi olan herkesin bu işe neden kafa yorması gerektiği konusunda da çok çarpıcı değerlendirmeler var.