Konuşma sanatı

Okuma, yazma, dinleme, konuşma deyip geçmeyin. Her biri birbirinden önemli.

Okuyarak ya da dinleyerek küpü doldurur, ondan sonra konuşur ya da yazarsanız bir etkisi olur. Yoksa konuştuğunuzla kalırsınız.

Çok iyi bir dinleyici, çok iyi bir okur ve çok güçlü bir kaleminiz de olsa bile yeri geldiğinde etkileyici bir konuşma yapamadığınızda derin hayal kırıklıkları yaşanabiliyor.

Konuşma bir anlamda kişilerin vitrini gibidir. Ağzınızı açtığınız anda kronometre çalışmaya başlar, her kelime ile şekillenir, tonlama ile vurucu hale gelir ya da tam tersi olur. Eskiden dakikalar içerisinde devamını dinlemeye ya da dinlememeye karar verilirdi. Şimdi saniyeler içerisinde karar çoktan verilmiş oluyor...

Belagat da bir şekilde konuşma sanatı ve sadece konuşarak şirket, ülke ya da dünyayı yönetenler var. Kişiler neden bu kadar çok seviliyor ya da nefret ediliyor sorusunun cevabı çoğu zaman "çok iyi konuşuyor" ya da "çok kötü bir konuşmacı" oluyor.

Konuşma yeteneği doğuştan geldiği gibi sonradan da kazanılabiliyor, geliştirilebiliyor ve farkındalık yaratan bir konuma gelebiliyor.

Sakın ola "Ben konuşmayı sevmem, konuşmayla da işim olmaz" gibi bir rehavete kapılmayın ve hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da kendinizi sürekli olarak geliştirin. Gün gelir çok sıradan gibi görünen bir konuşma bile hayatınızın akışını değiştirebilir!..

Etkili konuşma!

Gelin önce bir MIT hocasına atfedilen ve on milyonlarca kez görüntülenen bu yöndeki uyarılara bir göz atalım, sonra da çok uzun yıllar süren gazetecilik, televizyonculuk ve hocalık deneyimlerimizi paylaşalım:

■ Şakayla başlamayın. Seyirciniz henüz gülmeye hazır değil. Sonunda ne öğreneceklerini vaat ederek başlayın.

■ Fikirleriniz çocuklarınız gibidir. Sizin için bariz olan, başkaları için görünmezdir. Bariz olanı açıklayın.

■ 5 dakika kuralı: Herhangi bir konuşmanın ilk 5 dakikası, insanların sonraki 55 dakikayı dinleyip dinlemeyeceğini belirler. Açılışınıza her şeyden daha fazla zaman harcayın.

■ En önemli fikrinizi 3 farklı şekilde 3 kez tekrarlayın. Bir kez asla yeterli değildir.

■ Fikrinizin etrafına bir çit örmeden; insanlara ne olduğunu söylemeden önce ne olmadığını söyleyin.

■ Sözlü noktalama. Durun. Bir sonraki fikre geçmeden önce fikrin yerleşmesine izin verin.

■ Kimsenin cevaplayamayacağı sorular sorun. Sonra 7 saniye bekleyin. Sessizlik garip değildir. İşlenmedir.

■ Slaytlarınızı okumayın. İzleyicileriniz okuyabilir. Aynı anda dinleyip okuyamazlar.

■ Slaytlar yerine tahtayı kullanın. Yazmak sizi yavaşlatır.

■ Bilgilendirmeden önce ilham verin. Kimse ilham almadığı birinden öğrenmez.

■ Özet yerine bir katkı ile bitirin. Onlara ne verdiğinizi söyleyin, ne söylediğinizi değil.

■ Sonunda teşekkür etmeyin. Zayıftır. Yerine oturan bir şeyle bitirin.

■ Hikâyeler fikirleri yapışkan hâle getirir. Veriler fikirleri anlaşılır kılar. İkisine de ihtiyacınız var. İletişim kaliteniz, dünyanın gözünde fikirlerinizin kalitesini belirler; fikirlerin kendileri değil.