Farkındalık!

Doğan her bebek ve yetişkin her insan sadece genetik anlamda değil, sosyal bir varlık olarak da birbirinden çok farklı. Bu farkındalık yaş ilerledikçe yaşadığı çevreye, aldığı eğitime, ilgi, yetenek ve hayallerine göre karaktere, yani bir anlamda kişiliğe dönüşüyor.

Farkındalıkların artırılması için çaba harcanması gerekirken onları öyle ya da böyle, farklı gerekçelerle tek tipleştirmenin sınırları nerede başlıyor nerede bitiyor belli değil.

Örneğin ailelerin, kurumların, devletlerin; ortak değerlerin korunması, geliştirilmesi ve iyileştirilmesi için kendi kuralları, kendi anayasaları var. Sevgi ve dostluk bağlarının güçlendirilmesi, milli ve manevi değerlere saygı, ulusal bütünlüğün korunması, tüm yurttaşların eşit hak ve özgürlüklere sahip olması güvence altına alınır. Yani devletleri korumak için milletler, milletleri korumak için de devletler vardır...

İşte bu noktada bireysel farkındalıklar ne ölçüde korunuyor ne ölçüde geliştiriliyor ve en önemlisi de farkındalıklara hangi gözle bakılıyor

Bu konular sadece bizde değil, yeni eğitim modeli arayan tüm ülkelerde yoğun bir şekilde tartışılıyor.

Teknolojinin, özellikle de sosyal medya ve yapay zekânın hızla tek tipleştirdiği bireyleri ve farkındalıklarını korumanın yolları aranıyor. Yaş sınırı, kimlik doğrulaması ve erişime sınırlamalar getirilmesinin ana gerekçeleri bunlar. Dozu kaçar mı, kaçırılırsa ne olur O da farklı sorunları beraberinde getirir mi Yakın bir gelecekte dünya genelindeki en önemli tartışma konularından birisi de bu olursa hiç şaşırmamak gerekir...

Sanal dünya

Farkındalıkların okul, aile ve ülke bazında güçlendirilmesi gerekirken; hızla küreselleşen ve minik bir köye dönüşen sanal dünyada, tek tip insan modeli kurgulanmaya artan bir hızla devam ediliyor. Yapay zekâ uygulamaları ile bu daha da pekişecek. Peki ama nereye kadar

Aynı soruyu soran, aynı cevabı alan, gelişmelere aynı pencereden bakan; sormayı, sorgulamayı, farkındalık yaratmayı her geçen gün daha da körelten bir geleceğe yelken açtık.

Birileri bir şey yapıyor, bütün dünya onları izliyor. Aynı kaynaktan yayılan bilgiler ile tek tip algı yaratılmaya çalışılıyor.

Teknoloji geliştikçe önce yazmayı, sonra konuşmayı, şimdi de düşünmeyi rafa kaldırıp 140 karakterle yazışmaya, birkaç yüz kelime ile konuşmaya ve bizim adımıza aradığımız her soruya cevap veren yapay zekâyla hayatımızı daha da kolaylaştırıp renklendireceğiz derken, bizi biz yapan değerleri kaybettiğimiz zaman umarız çok geç olmaz!

Teknoloji çok şey ama her şey değil!

Temel bilimleri ve özellikle de sosyal bilimleri adeta öldürdük.

Sosyal bilimciler ve filozoflar, binlerce yıl dünyanın en önde gidenleri iken kendilerine en fazla ihtiyaç duyulan bir çağda çok geride kaldılar.

Felaketler yüzyılında yaşıyoruz ve yarattığı sosyolojik sorunlar bırakın dağları, sıradağlara dönüştü ama kafa yoran yok.