Ömür uzuyor, doğurganlık azalıyor.
Çalışma süreleri artıyor, maaşlar azalıyor.
Öğrenim süreleri uzuyor, getirisi azalıyor.
Zenginlik artıyor, orta direk yok oluyor.
Diplomalı sayısı artıyor, ara insan gücü azalıyor.
Maaşlar artıyor, alım gücü azalıyor.
Felaketler artıyor, önlemler yerinde sayıyor.
İlle de barış istiyoruz, savaşların ardı arkası gelmiyor!.. Dünya genelinde tam anlamıyla bir çelişkiler döneminden geçiyoruz.
İnsanlığın kafası hiç bu kadar karışık olmamıştı.
Kimilerine göre bardağın yarısı dolu ve onunla mutlu olmalıyız, kimilerine göre ise bardağın dibi çoktan göründü.
Bu dönemin en can alıcı ve özellikle dillendirilen konularından birisi ise doğum oranları azalırken ömrün her geçen yıl daha da uzaması.
Uzun bir ömür dünya var olduğundan beri herkesin hayaliydi ve bu konuda çok yol alındı.
Ortalama ömür son yüzyıllarda neredeyse ikiye katlandı. Son elli yılda da tahminlerin çok üzerine çıktı. Yaşam elbette bizlere bahşedilen dünyanın en güzel armağanı ama mutlu, huzurlu, sağlıklı olduğu sürece.
Peki dünyamız böylesi bir sürece hazır mı
Görünen o ki A'dan Z'ye daha hiçbir konuda uzun ömre ve onun getirdiği ve getireceği ayrıntılara yeterince vakıf değiliz. Panik halindeyiz ve mutluluk senaryoları yazmanın ötesine geçilmiyor.
Bir yanda ömür uzuyor sevinci yaşanıyor, öte yanda yaşlıların yaşam koşulları iyileşeceğine her geçen gün daha da zorlaşıyor. Ömür yüzyıllar boyu bugünkünün yarısı kadar bir süre için kurgulandığı için uzayan ömrün nasıl değerlendirileceği konusunda, en zengin ülkeler dışında, herkesi mutlu edecek bir noktaya hâlâ gelinebilmiş değil.
Sağlık ve sosyal sigortalar sistemi çökmüş durumda. Her iki konuda da derin kaygılar var.
Çalışma süreleri uzadıkça uzuyor. Ücretler yetmiyor. Devletler ek kaynak yaratamıyor, emekliler mezara kadar çalışmak zorunda kalıyor! Keyif, huzur, sağlık, yaşam kalitesi imtiyazlı azınlıklar dışında herkese ulaşamıyor!.. Hep uzun ömrün hayalini kurduk ama görünen o ki altını nasıl dolduracağımız konusuna yeterince kafa yormadık!
Doğurganlık sayısı azalıyor diye karalar bağlarken keşke biraz da giderek yaşlanan nüfusun yaşam standardını nasıl koruyabiliriz, nasıl yükseltebiliriz sorularına cevap aransa ve yeni modeller geliştirilse! Bu o kadar zor mu
Dahası gün gelecek herkes yaşlanacak. Bugün biz onları umursamazsak yarın da başkalarının bizi umursamayacağını; yalnızlığa, yoksulluğa, umutsuzluğa terk edebileceklerini asla göz ardı etmeyelim. Ne ekersek onu biçeriz!..
Çözüm...
Eskiden gençler bir an önce yetişkin olup her şeye olmasa da çok şeye sahip olmanın hayalini kurardı, yaşlılar da mücadeleyle geçen ömürlerinde yaşayamadıkları güzellikler için gençlere, gençlik yıllarına özlem duyardı. Şimdi ne onlar memnun ne de diğerleri...
Her şeye rağmen o kadar mutsuz olmanın bir manası yok. Gelin biraz da her yaş gibi yaşlanmanın güzelliklerine, kimileri "züğürt tesellisi" olarak nitelendirse de New England Journal Of Medicine'da yayımlanan bir araştırma çerçevesinde göz atalım:

4