En iyi okul neden bizim okul olmalı!

Aidiyet hissi çok önemli. Kendinizi o yerin bir parçası hissedersiniz. Okullar da aidiyet hissini pekiştiren en önemli kalelerden birisi. İşte bu yüzden valiler, belediye başkanları, kaymakamlar, muhtarlar, milletvekilleri, hayırseverler, girişimciler ve kentin, kasabanın, mahallenin, köyün diğer ileri gelenleri; bölgenin, hatta ülkenin en iyi okullarının kendi yaşam alanları içinde olmalarını istemeliler. Bu konuda ellerinden gelen çabayı göstermeliler.

Neden mi

Bundan daha büyük bir hizmet ve hayır olamaz da o yüzden!

Nasıl ki ailelerin çocuklarına bırakacakları en değerli miras eğitim ise kent sakinleri ve ülkeler için en büyük yatırım da en iyi öğretim kurumlarını "vatanım", "memleketim" dedikleri, yaşadıkları topraklara kazandırmaktır. Kentler, futbol takımları için olduğu kadar eğitim kurumları için de yarış halinde olmalılar ki eğitimde farkındalık yaratılsın! Devlet ve aile bütçesinden en büyük pay eğitime ayrılıyor. Bu devasa bütçeden hemen her şeye para var ama yemek söz konusu olduğunda ciddiye alan yok. Oysa öğrencilerin okullarına duyduğu aidiyet duygusunda yemek ve moral motivasyon da en az eğitimin kalitesi kadar önemli. Öğrenciler ne robot ne de sınav makinesi! Bu yüzden onlara da öğretmenlerimize de hak ettikleri değer verilmeli ki kendilerini "özel" hissetsinler, ellerinden geleni yapsınlar...

Kolejler

Parası olan, nasıl ki her şeyi alabiliyorsa konforlu eğitim de alabilsin. Para da onların, çocuk da onların. Bu yüzden "olsunlar mı, olmasınlar mı" tartışması abesle iştigal. Yeter ki daha iyi eğitimin dışında kendilerine farklı haklar sunulmasın! Örneğin hormonlu notlar verilmesin; örneğin "ver parayı, al diplomayı" noktasına gelinmesin, böyle bir algıya neden olunmasın!

Vakıf üniversiteleri "ticarethane" gibi çalıştıkları gerekçesiyle özel üniversite olarak telaffuz edilmeye başlandı. Bu tanıma uyan fazlasıyla vakıf üniversitesi olsa da hepsini aynı kefeye koymak haksızlık olur. Peki, özel okullar ve özel üniversiteler olmasın mı Elbette olsunlar ama adları ve yasal konumları ona göre düzenlensin ki kavram kargaşası yaşanmasın!

En azından eğitim yükü altında ezilen devletin üzerindeki yük azalmış olur. Eğitimin devlette mi yoksa özelde ve vakıflarda mı daha iyi olduğu ise tartışılır. Her üç tarafta da her türlü örneği görmek mümkün!..

İşte bu süreçte adil bir yarış söz konusu olmalı. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti bu konuda çok daha iyisini yapmalı, yapabilir de!

Peki o zaman sorun nerede..

Olaya hangi çerçeveden bakarsanız bakın, hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm çocuklarımızın daha iyi eğitim alma ve geleceğe en iyi şekilde hazırlanma hakkı var. Nasıl ki hepimizin yurttaşlar olarak devlete karşı sorumluluklarımız ve zorunluluklarımız varsa, devletin görevi de en temel insani ve anayasal hakları yerine getirmektir. Eğitim de bunların en başında geliyor. Cumhuriyet ile eğitim yurdun dört bir yanına yayıldı, her çocuğun en iyi eğitimden yararlanma hakkı herkese açıldı. Cumhuriyetimizin temellerinin bu kadar sağlam olması, küllerinden yeniden doğması ve modern bir ülke hâline gelmesinde bu eğitim seferberliğinin katkısı çok büyüktür. Eğitimdeki kalite harcanan paraya göre değil ideallere göre şekillenir; liyakat, aidiyet, kalite, bilinç, planlama, uzmanlık ve en önemlisi de ülkeye, millete saygı çerçevesinde ete kemiğe bürünür...