Eğitimde Nasreddin Hoca Modeli-PISA

Nasreddin Hoca'nın çok sevdiği eşeği bir gün kaybolur. Hoca, eşeğini aramak için kırlara düşer ve bir yandan da neşeyle türkü söyleyerek dolaşmaya başlar.

Onu bu hâlde gören bir tanıdığı şaşkınlıkla sorar:

-Hoca, böyle türkü çağıra çağıra nereye gidiyorsun Eşeğini kaybetmişsin, haberin yok mu

Hoca sakince cevap verir:

-Eşeğimi kaybettiğimi biliyorum, arıyorum ya zaten.

Tanıdığı daha da şaşırır:

-Aman Hoca, insan eşeğini kaybetti mi ağlar, feryat eder, dövünür! Sen türkü söylüyorsun. Bu nasıl iş

Nasreddin Hoca önündeki büyük tepeyi göstererek şöyle der:

-Benim son ümidim şu dağın ardında kaldı. Eşeğimi orada da bulamazsam feryadı o zaman koparırım; siz asıl o zaman dinleyin benim feryadımı!..

Şimdi "Nereden çıktı bu fıkra" diyecekseniz yazının devamını okumanızda yarar var...

PISA sonuçları açıklandı, MEB'in keyfi yerinde.

Eğitimin içinde olanlar ise şaşkın mı şaşkın.

Bırakın başka değerlendirmeleri 2026 LGS ve YKS sonuçları ortada.

Mezunlara yönelik değerlendirmeler, takdir, teşekkür, diploma enflasyonu, hormonlu notlar, yetkinlik kazandırmaktan çok sınavlara öğrenci hazırlamanın ötesine geçemeyen mevcut eğitim sistemi nedeniyle eğitime ağır eleştiriler yöneltenler bir yanda! Böylesi bir tablo söz konusuyken şarkı türkü söyleyenler, methiye düzenler öte yanda...

Daha da enteresanı, dünyayı kıskandıran bir sıçrama gerçekleştirilirken bu sıçramaya vesile olan olağanüstü düşüşlerin nedeninin ise hiç konuşulmuyor olması!..

Önümüzdeki yıllarda elde edilen bu başarıyı sürdürülebilir hâle getirebilirsek, yani sadece 15 yaşa yönelik yükselmeyi tüm yaş gruplarına yayabilir hatta daha da yukarılara çıkartıp kalıcı hâle dönüştürebilirsek işte o zaman dünyayı gerçekten kıskandıracak bir noktaya gelebiliriz.

MEB'in sevincini de çok görmeyelim, moralini de bozmayalım. Ortada öyle ya da böyle bir başarı hikâyesi var ve bunu bugün alkışlayalım ki devamı gelmezse "Ne oldu" diye soru sormaya da hakkımız olsun!..

MEB, eşeğini arayan Nasreddin Hoca gibi dağların ardındaki o başarıyı araya dursun, günün keyfini çıkarsın ama "Ya bulamazsam", "Ya bulamazsanız" sorusu da mutlaka aklının bir köşesinde bulunsun!

Bulunsun ki yine bir kez daha en diplere inip çıkmak için çaba harcamayalım; düşüşleri görmezden gelip çıkışlara odaklanıp tartışmalarla zaman kaybetmeyelim, tüm enerjimizi daha iyi bir eğitim ve daha iyi bir gelecek için harcayalım...

Şu aşamada eminiz ki en objektif değerlendirmeyi eski Milli Eğitim Bakanlarımız ve onlarla birlikte eğitime yön veren bürokratlarımız yapacaktır.

Nasıl o kadar diplere düştük, nasıl böylesine olağanüstü şaşırtıcı bir performans sergiledik Dün yapılanlar ya da yapılmayanlar neydi Bugünkü bu başarının sırrını neye borçluyuz..

Eskiden düşük devirli plaklar vardı. Aheste aheste çalardı. Sonra, televole programlarında, gollük pozisyonları yavaşlatıp defalarca izledik. Akıllı teyplerden yaptığımız röportajları deşifre ederken, zamanın olmasa da temponun yavaşlaması işimizi kolaylaştırırdı...