Okul öncesinden doktoraya, eğitime yönelik olarak aldığımız hiçbir karar uzun ömürlü olmuyor. Bu da istikrarsızlığı beraberinde getiriyor. YÖK, ÖSYM ve MEB aldığı her karar öncesinde çok daha titiz olmak zorunda.
Karar alırken farklı senaryolar üzerinde yeterince çalışmıyoruz.
Konunun önemini, kapsama alanını ve en önemlisi de günü kurtarmanın ötesine geçip yaratacağı etkileri araştırmıyor, gerekli özeni göstermiyor, "kervan yolda düzülür" mantığının dışına çıkamıyoruz.
Alınacak kararlardan etkilenecek paydaşlar yeterince düşünülmüyor, bu konuda empati yapılmıyor, doğacak sorunların çözümüne kafa yorulmuyor, empati yapılmadığı için de vicdani sorumluluk duyulmuyor.
Bütün bunlar sürekli konuşuluyor, tartışılıyor ama değişen hiçbir şey olmuyor. Zaten asıl üzücü olan da bu!..
Sorunların panzehiri eğitim!
Yine sürekli dile getirdiğimiz konulardan birisi de eğitimin önemi!
Neden
Eğitimdeki sorunları çözmeden hiçbir sorunu çözmek mümkün değil de ondan!..
Tüm sorunların panzehiri eğitimdir.
Bunu hepimiz biliyor ve dile getiriyoruz ama "Nasıl bir eğitim" sorusuna, işimize gelen cevabı vermenin ötesine geçemiyoruz. Oysa eğitim de yani pedagoji de bir bilim dalıdır. Öğrenciyi köreltmez, geliştirir. Sorunları katlamaz, tam aksine çözer!
Her devletin anayasa ve yasalarla güvence altına alınan bir eğitim politikası vardır. Gelen iktidarlar da o politika çerçevesinde hareket etmek zorundadır.
Bizde de eğitimin "milli" olması bu yüzdendir!
Yine hemen hemen her devletin ortak eğitim politikalarında olmazsa olmazlar vardır.
■ Örneğin okul öncesi eğitim ve temel eğitim zorunludur.
■ Örneğin iyi insan, iyi yurttaş, mutlu bireyler yetiştirilmesi esastır.
■ Örneğin her öğrencinin ilgi, yetenek ve hayallerinin keşfedilip geliştirilmesi olmazsa olmazların başında gelir.
■ Örneğin her çocuğun ve gencin öğrencilik yılları kadar sonrası da planlanır.
■ Örneğin ülkelerin insan gücü ve istihdam planlaması çerçevesinde eğitime yön verilir.
■ Örneğin eğitim ve öğretimin de tıpkı insanlar gibi yaşayan bir sistem olduğu göz ardı edilmeden çağın gereklerine göre dizayn edilmesine olanak sağlanır.
■ Örneğin eğitimin ideolojik değil pedagojik bir süreç olduğu asla unutulmaz ve o yönde hareket edilir.
■ Örneğin her öğrencinin ayrı bir birey olduğu göz önünde bulundurularak herkese aynı elbise giydirilmez.
■ Örneğin öğrencilerin sadece akademik açıdan değil çok yönlü olarak yetiştirilmelerine olanak sağlanır…
Bizimkiler de dahil dünyadaki tüm anayasa ve temel eğitim kanunlarına bakarak daha onlarca madde sıralamak mümkün.
Konu bilim olunca pedagojik değerler neredeyse her ülkede aynıdır; değişen sadece ülkelerin ideolojik yapılarına göre yurttaşa, öğrenciye, çocuğa, gençlere ve hayata bakış açısıdır.
Önemli olan; anayasa ve yasalardaki maddeler ile uygulamalar birbiriyle ne kadar örtüşüyor
Örneğin bize bakalım:
Eğitimi güvence altına alan anayasa ve temel eğitim kanunundaki maddelerin ne kadarı ciddiye alınıyor

5