Diplomalı çaresizlik!

Eskiden diplomasızlar işsiz kalırdı, şimdi diplomalılar işsiz! Eskiden okumuşlar daha çok kazanırdı, şimdi ustalar. Dünden bugüne değişen tek şey işsizlerimizin niteliği sürekli yükselirken maaşlarının azalması!

Sevinelim mi, ağlayalım mı..

Bir ülke için en büyük zenginlik okumuş insan gücüdür. Ülkelerin kalkınmışlığı ile okuma oranları arasında derin bir korelasyon var.

Hele bir de kabına sığmayan bir gençlik söz konusu ise parlak bir gelecek sizi bekliyor demektir. Peki bu her ülke için geçerli mi

Örneğin bizim için..

Gençleri en iyi şekilde eğitir, doğru bir şekilde yönlendirirseniz geleceği garanti altına almış olursunuz.

Yok eğer onları küstürürseniz israfın, tükenmişliğin, huzursuzluğun kaynağı haline gelirsiniz; işte o zaman hayal bile kuramaz noktaya gelirler!

İstediğimiz bu mu Elbette hayır!

Peki o zaman niye bu noktadayız

Cumhuriyet tarihi boyunca ve özellikle de son yıllarda eğitimde hem sayısal hem de oransal olarak müthiş yol kat ettik.

Peki ya içerik, yetkinlik, saygınlık, liyakat, derinlik ve en önemlisi de ilgi, yetenek, istek, ihtiyaç ve hayaller doğrultusunda yönlendirme

"Cevabını bildiğiniz soruları sormayın" diyenler yine fazlasıyla çıkacaktır.

İşte o zaman ben de şu soruyu sormak durumunda kalırım: Sorunu biliyorsak, aynı yanlışı yapmaya neden hâlâ devam ediyoruz..

Herkes üniversite okumak zorunda mı

Kesinlikle hayır.

Peki o zaman okula başlayan her öğrenciyi niye hâlâ üniversite önüne yığmaya ve mezun etmeye devam ediyoruz

Diploması olan iş bulabiliyor mu, özellikle de öğrenim gördüğü alanda

Hayır.

Okuyanlar emeklerinin, harcadıkları paranın ve zamanın karşılığını alıyor mu

Hayır.

Diploma saygınlık getiriyor mu

Hayır

Peki o zaman sorumlusu kim

Okuyanlar mı yoksa okuyana değer vermeyenler mi

Sakın ola onları da çok uzaklarda aramayın!

Muhtemelen ya kendimiz ya da çok yakınımızdakiler.

Eğitimi ciddiye alsaydık böyle mi olurdu..

Bu yüzden dünü dünde bırakıp geleceğe odaklanmak en doğru olanı. Peki nasıl bir yol izlemeliyiz Referansımız ne olmalı

Napolyon "Para, para, para" demiş; biz de "eğitim, eğitim, eğitim" diyoruz...

Sadece o kadar mı

İlle de eğitim, daha iyi eğitim, doğru insan gücü planlaması demeye devam. Hem de çok daha gür bir sesle... İşte o zaman doğru, yanlışın önüne geçecek; iyi, kötüyü kovacaktır...