Değişim yorgunuyuz

Değişim kaçınılmaz ama her değişim ilerleme getirmiyor—peki hangi değişim gerçekten ihtiyaç, hangi değişim sadece projelendirme tutkusu?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Türkiye'nin her alanda değişim talebinin haklı olduğunu kabul ederken, değişimin nasıl yapılacağının ne olup olmayacağından daha önemli olduğunu vurgular. Eğitim sistemindeki başarısız projeler ve kurumsal hafızasızlık örneğiyle, değişimin gerekçelerinin net açıklanması ve toplumsal rızasının sağlanmasının kritik olduğunu savunur. Ancak değişim için değişim yapmanın, samimi irade ve planlı adımlardan farklı olarak ne kadar fark yaratabilir?

Hemen her konuda kafalarımız karmakarışık. Bizim için doğru olan, bir başkaları için yanlış. Bugün için vazgeçilmez olanlar yarın önemini yitiriyor. En önemlisi de yörüngemizi kaybettik. Referanslarımız değişti. Beklentilerimiz, umutlarımız, heyecanımız köreldi.

Bu bizde böyle de başka ülkelerde farklı mı Minnacık bir köye dönüşen günümüz dünyasında biri hapşırsa herkes nezle oluyor.

Tek kutuplu bir dünya yaratıldı ve herkes, her şeyden anında etkileniyor. ABD-İsrail-İran arasındaki bu son savaş bunun en bariz örneklerinden birisi!

Bir şeylerin yanlış gittiği kesin. Bu yüzden de hemen herkes bir arayış içerisinde. Yüksek sesle dillendirilen ama mümkün olduğunca da temkinli davranılan en yaygın cümle ise şu:

"Her alanda, her konuda değişim şart!"

Peki ama nasıl bir değişim

Her değişimin huzur, refah, hak, hukuk, adalet, özgürlük getirmediği, olanı da kaybettirdiğine yönelik dünyada o kadar çok örnek var ki; değişime karşı çıkanların ya da aşırı temkinli davrananların en önemli argümanı da bu.

"Daha beteri ne olabilir ki" diye ille de değişim isteyenlere, sütten ağzı yananların yoğurdu üfleyerek yemesi çerçevesinde bakmalarının nedeni de bu!

Değişim mi yoksa

Değişim olmadan gelişme olmuyor ama her değişim de daha iyiyi getirmiyor!

Bazen eskiyi de aratıyor.

Peki değişimin sınırları nerede başlamalı, nerede bitmeli

Değişim için değişim mi, moral ve motivasyon için mi yoksa çağa, ortama, gidişata göre zoraki bir değişim mi...Değişim kadar değişime neden olan gerekçeler ve hedef de çok önemli.

Laf olsun diye yapılan değişiklikler çoğu zaman baş ağrıtmanın ötesine geçmiyor. Çünkü neden değişime gidildiği net olarak anlatılamıyor!

Örneğin eğitim sistemimiz sürekli değişiyor.

Her gelen Bakan ihtiyaçlara ya da gidişata göre bir değişimden daha çok "Ben yaptım oldu" diyeceği projelere yöneliyor; onlar da maalesef uzun ömürlü olmuyor.

MEB bu yüzden adeta proje mezarlığına dönüştü.

"Cumhuriyet tarihimizin en büyük projesi!" diye lanse edilen ve çok büyük paralar harcanan projeleri bile şu anda hatırlayanımız yok.

Projeleri başlatanlar ve şaşaalı sunumlarla topluma bunu dayatanlar ortalıkta yok...Değişim elbette sadece kurumlar, sistemler, yönetim biçimleri, yasalar ve eğitimle sınırlı değil. Çağ ve yaşam neyi gerektiriyorsa ona da ayak uydurmak gerekir.

Dünya değişirken değişime direnmek, yok olmaya giden kilometre taşları gibidir.

Ruhu dikkate almadan yapılan değişimler, bir de doğru zamanda, doğru şekilde yapılmazsa yarardan çok zarar getirir. Buna yönelik olarak da o kadar çok örnek var ki!..

Örneğin okul yapıları artık öğrencinin içini daraltıyorsa, mevcut kıyafetler içinde kendilerini rahat hissetmiyorsa, ders kitapları kendilerine yeterince hitap etmiyorsa, diplomalar artık yeterince ilgilerini çekmiyor ve bir işe yaramıyorsa değişime direnmenin bir anlamı yok.