Eğitimde, sporda, siyasette, ekonomide, hemen her alanda, hemen herkes bildiği yolda yürümeye devam ediyor.
Peki en doğru yol hangisi
En iyi bildiğimiz yol mu yoksa en doğru yol bu diye gittiğimiz yol mu..
Milli takımın maçlarını izliyorsunuz; yenilgi üstüne yenilgi almamıza rağmen değişen hiçbir şey yok. Aynı kadro, aynı taktik, aynı durgunluk, aynı hezimet.
Siyasete bakıyorsunuz hep aynı söylemler. Ne yeni bir açılım söz konusu ne de yeni dünya düzeninin gerçekleri ve gerekleri konuşuluyor.
Ekonomide, tarımda, yargıda, üretim ve tüketim zincirlerinde yaşananlar ve konuşulanlar da hep aynı!
Eğitimi ise ne siz sorun ne de ben anlatayım.
Sık sık bakan ve sistemler değişse de sınavlarla yatmaya, sınavlarla kalkmaya devam ediyoruz.
Çocuklarımızı değersizleştiren, hayattan soğutan LGS, YKS, KPSS benzeri sınavlara asla dokunulmazken, öğretmen yetiştirme ve atama sistemi sürekli değişiyor!
Peki doğru olan hangisi İnat mı değişim mi
"Takım tutar gibi tutmak" diye bir deyim var.
Takımınız yense de yenilse de şampiyon olsa da olmasa da hep yanında oluruz.
Dededen toruna geçen bir sevdadır bu.
En çok kızan kendileri olsa da bazen körü körüne bağlılıktan isyan noktasına gelseler de bu sevdadan asla vazgeçmezler.
Peki her konuda kimilerine göre böylesine "sevdalı", kimilerine göre ise böylesine "takıntılı" olmak iyi mi kötü mü
"Takıntılı olmak da bir duruştur" diyerek yola aynen devam mı etmek gerekir yoksa daha esnek olmakta sonsuz yarar mı var Ya da konusuna göre akıl ve mantık sürecinden geçirip ona göre mi hareket edilmeli
Sokağa çıkıp mikrofon uzatsanız eminim ki hemen herkes bir dizi öneride bulunacaktır ama asıl önemli olan kimin ne kadar söylediklerinin ne kadarını yerine getirdiğidir; asıl ona bakmak gerekir.
Daha ne olduğunu anlayıp dinlemeden değişime karşı çıkanlar gibi statükoya dört elle sarılıp, o yok olursa bina çöker diyen de çok çıkacaktır.
Çok daha önemlisi birileri için doğru çözüm olan uygulamalar, başkaları için yanlışların en büyüğü olabiliyor.
Bütün bunları neden bir kez daha hatırlatma gereği duyduk
İlk ve orta dereceli okullardan sonra üniversitelerde de yeni öğretim yılı başladı. Öncelikle tüm öğrencilerimize hayırlı olsun diyor, başarılar diliyoruz.
Daha yolun en başındayken bu konuda birkaç öneride bulunmakta yarar görüyoruz:
■ Gelecek sizin geleceğiniz, girdiğiniz üniversite sizin tercihiniz, seçtiğiniz fakülte de sizin mesleğiniz olacak; bunu asla unutmayın! Aklınızı karıştıranlara müsaade etmeyin.
■ Mezunları, üst sınıftakileri, ailenizi, başkalarını, herkesi dinleyin, araştırın, kıyaslayın ve bugünü olduğu kadar yarınını da düşünerek son kararı veren hep siz olun!..
■ Günü kurtarmaya, bir an önce diploma almaya değil geleceğe odaklanın. Kendinizi en iyi şekilde geleceğe hazırlayın.

3