MEB, gelen tepkiler ve öneriler doğrultusunda 4+4+4'e yönelik düzenlemeyi askıya almış. Üzerinde biraz daha çalışacaklarmış. Öğrenciler ve ülkemiz için en hayırlısı ne ise o olsun. MEB bir konuda karar verdiğinde, başkalarının ne söylediği genelde umrunda olmuyor. Bu öteleme gerçekten de üzerinde daha ayrıntılı çalışmak için mi yoksa zaman kazanmaya yönelik mi onu da yaşayarak göreceğiz...
4+4+4'te yapılması öngörülen değişikliklere gelen tepkilerden çok daha fazlası 4+4+4 hayata geçirilmeden önce de söz konusuydu ama ona rağmen geldi. Tıpkı mülakat, öğretmen akademileri, resen atamalar, maarif modeli, ücretli öğretmenlik, sınavlar ve daha pek çok konuda olduğu gibi. Peki geri adım atıldı mı Kesinlikle hayır. Yine öyle olursa hiç şaşırmayalım...
Eğer yeni bir Anayasa yapma konusunda kararlıysak bunu önce eğitimde test etmeliyiz. Eğitimdeki gidişattan, başta iktidar olmak üzere memnun olanımız yok gibi. A'dan Z'ye yeniden ele alınması konusunda da sadece eğitimin paydaşları değil kamuoyu da mutabık. Peki o zaman neden değişikliğe gidilmiyor
Çocuklarımızı "sınav köleleri" haline getiren sınav ve diploma odaklı eğitimden, üretim ve istihdam odaklı eğitime neden geçmiyoruz
Tıpkı anayasa değişikliği gibi herkes istiyor ama devamı gelmiyor!
Neden mi
Diyalog kapıları yeterince açık değil, samimiyet konusunda herkesin herkesten şüphesi var ama en önemlisi de binlerce yıllık geleneğimiz olan istişare kültüründen uzaklaştık da o yüzden!
İşte bu tıkanıkları gidermenin en iyi yolu herhangi bir konuda ortak hareket etmekten geçiyor ve bu aşamada eğitimden önemli, kapsayıcı ve birleştirici daha iyi bir argüman bulamayız. Peki mu mümkün mü
İstiyorsak neden olmasın ki!
Evinde ya da çevresinde öğrenci olmayan var mı, onlara sorsunlar yeter. Hemen arkasından da önce öğretmenlerimiz ve eğitim fakülteleri ile sonra da insangücü planlaması ve istihdama yönelik ilgili kurumlara konuyu istişare etsinler, devamı kendiliğinden gelecektir.
"Eğitim, sadece eğitimcilere bırakılmayacak kadar önemli" diyenler çok ama aynı şekilde "Eğitimin gidişatına eğitimci olmayanların karar vermesi asla kabul edilemez" görüşünü savunanlar da çok fazla. Gelinen nokta da sanki bu görüşü destekliyor.
Cumhuriyet tarihi boyunca görev yapan bakanların, müsteşarların, üst düzey bürokratların ne kadarı eğitimciydi
Hadi onlar geride kaldı. Bugünkü MEB kadrolarına, TBMM Milli Eğitim Komisyonu'na, Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu'na bir göz atın, yüzde kaçı eğitimci Her profesörü, her akademisyeni eğitimci sanıyoruz ama onların uzmanlık alanları da, eğitim de çok farklı bilim alanları. Bu yüzden de eğitimi öğrenmeleri, doğru yol almaları çoğu zaman ya mümkün olmuyor ya da çok zaman kaybediliyor.
Elbette her alandan eğitime katkıda bulunanlar da olmalı ama karar verici konuma geldiklerinde gördük ki çok zaman kaybediyoruz, çok tekrara düşüyoruz, aldığımız kararların pek çoğu daha mürekkebi kurumadan, kaldırılmak ya da değiştirilmek zorunda kalınıyor.

4