Hicret ruhu: Direniş, Diriliş ve Yenileniş yolculuğu

Hicrî yeni yıl başladı. 1446 sene geçmiş Peygamber Efendimiz'in (sav) Mekke'den Medine'ye hicretinin üzerinden. Hicret, fetih ruhudur; insanın iç dünyasını fethi; nefsini teslim alması; kalbine giden yolları döşemesi. Hakikatin yol haritasının başlangıcı, iç dünyanın fethiyle başlar. Sonra içeride yapılan fetih, dışa yansır, yansıtılır: Enfüs'ten âfâk'a sınırsız bir fetih yolculuğuna çıkılır: Aklın, kalbin ve ruhun kuleleri dikilir sabırla Hakikat medeniyetinin tohumları ekilir, çileyle, aşkla ve neşve'yleBugün sütunumu, zevkle ve istifade ederek okuyacağınızı umduğum yıllar önce özene bezene kaleme aldığım, dokunmadan sizlerle paylaşmak istediğim zihin açıcı bir hicret yazıma ayırıyorum.Hicret, sadece İslâm takviminin başlangıcı değildir. Hicret, esas itibariyle, Müslümanca duruş, bakış, duyuş, düşünüş ve yaşayış yolculuğudur. Direnişin ilim, dirilişin irfan ve yenilenişin hikmet yolculuğunun hem miladı hem de adıdır.Milat, başlangıç demek; doğum demek...Hicret, müslüman zamanının başlangıcıdır ama müslüman zaman idrakinin çağları aşan, müslümanı her dem diri tutan, yenileyen hayat ve ruh ikliminin şifrelerini sunan bir yol haritasıdır. O yüzden, doğum, bir yerde, insanı hakikatle buluşturan bir kıvılcım çakmıyorsa, bir umut ateşi yakmıyorsa, bir ufuk açmıyorsa, bu doğum, diriliş ve varoluş tohumları eken bir doğum değildir; ölü doğumdur.Ve oradan diriltici Hicret'e, Hicret ruhuna hicret etmek vakti gelmiş demektir...HİCRET'LE GELEN: HAKİKAT MEDENİYETİNİN DOĞUM MÜJDESİ...Bir diriliş çocuğu'dur hicret; özenle bakılan, sevgiyle büyütülen, muhabbetle yetiştirilen, aşkla, şevkle ve zevkle yeşertilen bir "peygamber çiçeği".Mekke'den medine'ye gerçekleştirilen sarsılmaz bir direniş, diriliş ve varoluş yolculuğu...Tohumları mekke'de müminlerin ruhlarına ekilen, som altından üretilen soylu bir aşk ateşi, sönmez bir ışık...Allah'a ve Rasûlü'ne yapılan eşsiz, benzersiz, bitimsiz, doyumsuz yolculukla hakikat meşalesinin aşkla tutuşturulması...İnsanı meleksileştiren, kanatlandıran; şirkten, zulümden, küfürden hakikatin üstünü örten perdelerden kurtaran; tevhidle hakikatle, nurla aydınlıkla buluşturan; mekke,de kendilerine getirerek kendilerinden geçirdiği müminleri medine'de, kendilerinden geçirerek kendilerine getiren eskimez, pörsümez, sönmez bir hakikat güneşi...Bütün insanlığa ve bütün varlığa hayat sunacak, ruh üfleyecek hakikat medeniyetinin doğum müjdesi...DİRİLİŞ ÇİLESİ VE DERÛNÎ HAKİKAT SARAYI...Mekke olmasaydı, medine olabilir miydiHicret, önce mekke'de gerçekleşti: Mekke'de içe doğru bir hicret yaşandı: İnsanın iç dünyası imar edildi.Putlar yıkıldı. İç dünyanın lât, menat ve uzza'larıyla savaşıldı.İnsanın nefsiyle hesaplaşma süreci başlamıştı artık...Kendi'yle... Ben'iyle... Boğucu dünyasıyla...Kalbine kavuştu insan...Hicret, bir inkılaptı iç,te gerçekleşen, dışa açılan ve ışık saçan...Duran kalbi gümbür gümbür vuruyordu artık insanın: Demiri dövüyordu insan: Ateşle yüzleşmişti:Yanıyordu ateşte... Pişiyordu...Putları birer birer deviriyordu...Benini, hırslarını, ihtiraslarını, malını, mülkünü terk ediyor; dünyanın ayartıcı, körleştirici, köleleştirici kapılarını birer birer kırıyordu...Mülk âleminden melekût âlemine açılan engin bir koridor örüyordu. Kendine geliyor, kendini buluyor; kendinden geçiyor, hakikate eriyor ve hakikatle dost oluyordu.Diriliyordu "çocuk": Her türlü puta, her türlü şirke, her türlü zulme, her türlü küfre meydan okuyan bir hakikat sarayı inşa ediyordu bedeninde ve ruhunda.Mekke'de diriliş hamlesi gerçekleşmiş, mü'min'in iç dünyasında sarsılmaz, muhkem bir hakikat sarayı inşa edilmişti.GÖKKUBBE İNŞASI VE VAROLUŞ HAMLESİBir kaşık suda boğulmak isteniyordu diriliş ruhu ve "çocuğu"... çıkarları, putları, çıkarcı ve putperest, zâlim ve haksız düzenleri sarsılma emareleri gösteren mekkeli egemenler tarafından.İşte mekke'den medine'ye hicret emri bundan sonra geldi: İnsanın iç dünyasında örülen hakikat sarayının dış dünyaya da açılması, genişletilmesi; bir gökkubbenin inşa edilmesi gerekiyordu.Hicret, bir varoluş, yenileniş hamlesiydi: Mekke'de