Toprağı da insanları da verimli Manisa

"Köy yeri sessiz bol oksijen, gürültü yok. Öyle uyumuşum ki saat 11.00'e yaklaşıyordu..." Gümülceli'ye ilk gidişimi anlatmaya bugün de devam ediyorum... Ne o benim yabancılığımdan endişe ediyor ne de ben onun ev sahipliğinden endişe ediyorum. O ara asr-ı saadet dönemi aklıma geldi. Kim bilir onlar birbirine nasıl samimilerdi Beni en çok etkileyen de şu oldu. Hacı Nuri Abiyle beraber yatsı namazını kıldıktan sonra. "Orhan Abi bizim işlerin en yoğun olduğu zaman. Biz gece saat 3'te ailece tarlaya tütün kırmaya gidiyoruz. Sen rahat rahat uyu. Sabah kalkınca hiç kimse evde olmayacak. Bu iç kapıyı ve şu dış kapıyı iyice çek, işine git. Biz öğleye doğru ancak tarladan geliriz" dedi. İşleri yoğun olduğundan Nuri Abi o yeni yaptırdığı evde yatağımı serdi. Lavabonun, mutfağın yerini gösterdi. "Rahat ol burada senden başka kimse yok" dedi, müsaade isteyip yatmaya gitti... Sabah namazı vakti bahçedeki horozların ötmesiyle uyandım. Sabah namazını kıldım tekrar uyudum. Köy yeri sesiz bol oksijen, gürültü yok. Öyle uyumuşum ki bir gözümü açtım saat 11.00'e yaklaşıyordu. Kalktım abdestimi aldım. Baktım, -Allah gani gani rahmet eylesin- Nuri Abinin eşi, kahvaltımı geceden hazırlayıp mutfaktaki masanın üzerine koymuş, ailecek öyle tarlaya gitmişler. Kahvaltımı yaparken de çok duygulandım. Kendi kedime "Ya Rabbi din kardeşliği ne ulvi ne güzel bir kardeşliktir. Bu ev sahibi, hiç tanımadığı birine evini, evinin içinde para altını ne varsa bir din kardeşine bırakmış gitmiş. Acaba bu durum hangi medeniyette vardır, görmek mümkün mü"