Prof. Dr. Osman Kemal Kayra

Prof. Dr. Osman Kemal Kayra

Türkiye
Yaşam / Din 46 yazı 0 takipçi

Sömürgeciler kimler

Amerika'yı fetheden Avrupa kavimleri burada bir korku ve ölüm imparatorluğu kurdular. Kölelere gözdağı vermek için onları köpeklere parçalattırdılar. Hasta olanların ölmelerini istemiyorlardı; çünkü onların her biri bedenî bir güçtü. Hasta olduklarında gözcülere verilen ezbere ilaçlarla çoğu ölüyordu.İlk Çağ ve Orta Çağ insanları biraz çocuksuydu;

Haber alma teşkilatları gayr-i millî olur mu

Bir devletin istihbârât servisleri ne kadar kuvvetli ise bünyesi de o kadar kuvvetli olur. Sultan II. Abdülhamîd'in kurduğu ve muhâliflerince çok tenkîd edilen haber alma teşkilatı, jurnalcilikle suçlanıp birçok iftiralara mâruz kaldı. Fakat devletin 33 yıl ayakta kalmasında bu teşkilatın rolü çok büyüktü.İnsanın derdi neredeyse aklı oradadır. Hâsı

Orta Çağ karanlığı nedir

Şeriatı kafa ve kol kesmek diye niteleyenler Orta Çağ Avrupa'sına bir defa baksınlar, utanmaları varsa utanacaklardır. Şeriatın lügat karşılığı cadde yâni yoldur. Istılah olarak toplu din kurallarıdır. İngilizcenin en saygın lügatlerinden "Redhose"da şeriat; Canoncial law (ana kânun), şeriatçı ise "The official in the Office of the şeyhulislâm an u

Nevruz aslen Türk bayramı mıdır

Nevruz Türk bayramı mıdır yoksa Perslerden alınan bir gelenek midir; bilimsel deliller ne söylüyor?

Demokrasiye geçiş sancıları

Yirminci yüzyıl sistemlerin altüst olduğu bir yeni dönemdir. İmparatorluklar, krallıklar yerlerini demokrasilere terk etti. Demokrasiler, krallıklardan daha şedîd müstemlekeci zâlim idâreler doğurdu. İnsan haklarının bayraktarlığını yapan Batı demokratları bu hakkın sâdece kendilerine âit olduğunu savunup sömürdükleri ülkeleri kan göllerine çevirdi

Şiirlerimizde ölüm teması

Edebiyâtımızda ölüm temalı şiir o kadar çoktur ki bunun için bir makâle değil, bir kitap değil hattâ kitaplar yazmak gerekir. Şâirlerimizden bir kısmı ölümden korktuğu için, bir kısmı hakikati merâk ettiği için, bir kısmı da ona sığınmak için bu konuyla ilgilenmişlerdir."Ölümden ne korkarsın/// Korkma öldükçe varsın" mısralarını ancak Hazreti Yûnus

İki divan şairinin mısralarındaki âyet, hadîs ve kelam-ı kibarlar

Kânûnî Sultan Süleymân, "Muhibbî" mahlasıyla şiirler kaleme almıştır. Onunla aynı devirde yaşayan şair Trabzonlu Figânî de divan şiirinin meşhur isimlerindendir ve dramatik bir hayat sürmüştür. Her ikisi de şiirlerinde âyet-i kerime, hadîs-i şerif ve kelam-ı kibarlara yer vermişlerdir.Büyük milletler arkalarında yıllarca sürecek bir ma'nevî mîras d

Tefsirlerde terim ve deyimlerin önemi

Bir dilde deyim ve terimleri bilmeden o dili tam anlamak mümkün değildir. Kâdî Beydâvî'nin kıymetli tefsîri de deyimlerin bolca kullanıldığı bir eserdir. Biz bu tefsîrin 4. cildindeki deyimlerin ve terimlerin kullanılışlarını âyet-i kerîmelerle birlikte alıyoruz...İslâmî ilimlerin en önemli kolu şüphesiz ki tefsirdir. Tefsir, örtülü kapalı olan şey

Maddî ve manevî ilâçlar

Rûh, hayâl, dünyâ ve ötesi ile bağlantılı olan gözsüz görme olayı (rü'yâ)... Yaşadığımız ve en hassas âletlerle gözlemlediğimiz dünyâmızda birçok bilinmeze hâlâ ulaşamamışken, rûh, kalp, akıl ve bunların bir kısmını sülûkten bildiğimiz âlem-i emri nasıl tanıyacağız Çâresi "la edrî" deyip geçmek miBeden nefsin arzularıyla beslenir, zevk alır. Peki y

İlk ilâhî sözün manası

Tasavvufun yaratılış nazariyesine göre kâinat henüz var edilmemişken ve Allah'tan başka hiçbir varlık yokken, Allah bilinmeyi ve sevilmeyi isteyerek önce bir nur yaratıp ona"Kün yâ Muhammed"(Ol yâ Muhammed)" dedi. Rabb'imizin kelâm-ı ilâhîsi "kün" ve "Nûr-ı Muhammedî" tabîî ki mahlûk değillerdi. Bu sözden sonra tabîî ki en güzel söz ve buyruk da "i

Mezarlar ve mezar taşları

Osmanlı her şeyiyle tam bir estetizm medeniyeti idi. Dünyâda hiç de benzeri olmayan bir san'at dalı olarak mezar taşı estetizmi ve edebiyâtı doğmuştur. Genelde içli şiirler yazılmakla birlikte âyet ve hadislere pek rastlanmaz. Hüvelbâkî ile başlayan bu taşlar genelde merhûm ve mağfûr fülân bin fülân ile Fâtiha isteğiyle biter.Bizim mezarlarımıza Hr

Kazâ gelince…

Osmanlı Devleti'nde kazâ bayağı da "geliyorum" dedi. Küçük ve büyük isyanlar, mütegallibe (zorba) hâline gelen Yeniçeri tâifesi, son zamanlarda devlet gibi davranan a'yanlar... Bunların hepsi gelen büyük kazânın ayak sesleriydi... Aslında kazâ ve belânın ayak sesleri alenî olarak geldi; kademeler şöyleydi:1- Sened-i ittifak 2-Tanzîmât Fermânı 3- Ge