Prof. Dr. Osman Kemal Kayra

Türkiye

Tarihin gölgesindeki vesika şiirler

Târih ibretlik olaylarla doludur; ders de alınmaz, tekerrür de eder. Hatâlardan dolayı vazgeçilseydi büyük devletler de kurulmazdı.Hiçbir şey tesâdüf değildir. Bütün olaylar bir aslî sebebe ve onun neticesine bağlıdır. Bu sebepler de büyük devletlerin altyapılarında çok açık görülmektedir.Hiçbir devlet nev-zuhûr (yeni çıkma) değildir; doğum sancıla

Tasavvuf ve gaza

Vatan da bir topraktır, ama...Gerek fetihlerle gerekse boş alanları vatan yapmak için edinilen topraklarda, havayı ilk teneffüs eden yeni doğan bebekler ve onların göbek bağları ile birinci ata-neslin mezarları aynı toprakta olunca coğrafya, vatan olmaya başlar. Bu süreç çok sancılıdır. Coğrafyayı vatan yapmak o kadar kolay değildir. Sahipsiz arazi

Türk milletinin kök hücreleri

Bereketli topraklarla çöllerin, nehirlerin, vâdîlerin, yeşil alanların, yüksek dağların ve platoların, deniz gibi büyük göllerin coğrâfî konumunu belirlediği Asya topraklarının bu farklı yapısı, insan topluluklarının sosyal ve dînî yapısında da kendisini göstermiştir.Doğusunda ve güneyinde sıcak muson ikliminin hüküm sürdüğü bu toprakların kuzeyind

Türklerde ticaret ve yönetim ahlâkı

Bir devletin intercontinental (kıtalar arası) bir imparatorluk veya kalıcı bir devlet kurmasını sadece hamâsî birtakım söylemlere dayandırması ilmî değildir. Devlet toprakları kanla kurulur, ilimle sağlamlaşır, ekonomi ile bağımsızlaşır. İlk safhada Hüseyin Nihâl Atsız'ın söylediği hamâsî beyit gönlümüzü okşar ama bununla kalırsanız uzun ömürlü ola

ŞAMANİZM VE RİTÜELLER ESKİ TÜRKLERDE VAR MIYDI

Kitâbî dinlerin hükmünü icrâ ettiği zaman ve yerlerde ritüeller, yeriniŞer'î hükümlere, yâni ahkâma bırakır. Ritüel, herhangi bir niyetin gerçekleşmesi amacıyla devamlı biçimde yapılan davranışlardır. Dînî veyâ tapınma ya da büyü gibi biçim ve uygulamalara da bu ad verilir. Günlük yaşayışta bâzı eylemlerin veyâ istenilen şeylerin kabûlü için türlü

Tarih içinde nizam-ı âlem ülküsü

Asya Türk devletleri ve diğer devletlerin bu coğrafyadaki târihî seyirleri birbirlerine çok benzer. Bitmez tükenmez savaşlar, genelde tahkîmâtı ve altyapısı tam olmayan yerleşim alanlarının barınakları olan çadırların çabuk sökülüp takılması, âbidevî yapı ve ibâdethânelerin olmaması, onları seyyâl (akıcı) bir târih figürü yapmıştı. Geniş Asya bozkı

Sen seni bil!

İnsan, akıl denen bir harikayla yaratılmıştır ama her insanın aklî derecesi bir değildir. Yaşanılan çağ ve mekânlar insan zekâsını geliştirir ama akıl başka bir şeydir. İlk çağlardan îtibâren -insanları bugün bile hayrete düşüren- âbidevî yapılar (piramitler, ziguratlar, kurganlar) veyâ zamanla yer altında kalan büyük şehirler inşa edilmiştir. Roma

Felsefeye reddiyeler ve İmâm Gazâlî

İslâmiyet faydalı ve düşündüren hiçbir ilmi inkâr etmez ve ona cephe almaz. Onun için ilimleri bedenî ve dînî olarak iki ana başlık altında kabûl eder. Bedenî ilimlerin bünyesinde astronomi, tıp, botanik, biyoloji, fizik, matematik vs. diğer ilimleri övmüş ve bunlarla uğraşılmasını farz-ı kifâye olarak kabûl etmiştir. Hukûku zâten fıkıh çerçevesi i

Nesep, kimlik, soy sop

Soy sop aristokratik bir hâdise değil, şahsın sahîh varlığının kişide ve toplumda uyandırdığı güvendir. Osmanlıda hem şehirlerde hem de köylerde nesep işi çok önemliydi. Pâdişahlar zâten çok net olan soylarını fermân ve hatt-ı hümâyûnlarda belirtirlerdi. Basit bir senette bile şecereye önem verilirdi. İlk ve Orta Çağlarda küçük tabaka toplulukları,

Âlim ârif, ilim irfân

Hep zihinlerde olan bir soru: İlim mi irfân mı; âlim mi ârif mi En yaygın deyimle, ilim kisbî (kazanılmış) irfân vehbîdir (Allâh vergisi, m'arifet de denilebilir). Kisbî ilimle helâl, harâm anlaşılır ve hısbe (emr ve nehyler tebliğ edilir). Vehbî ilim ledünnîdır. Akılla ve diğer delillerle îzâh edilemez. Ama helâli harâmı bilir. Burada şunu da unu