Demokrasiyi taşlamayın

Konuştuğumuz Erzurumluların "Kılıçdaroğlu PKK ile yan yana durmayacaktı!" dediği gün Erdoğan meydanlarda gösterdiği videonun montaj olduğunu kabul ediyordu. Erzurum'dayız... Yol boyu dura kalka geldik. Yıldızeli'ne yaklaşırken Çukursaray köyüne varmadan büyükbaş hayvan sürüsü ve üç çobanı görünce durduk. Baba ve iki oğul. Baba Ömer Koç'un yürüme sorunu var, emeklilik sorunu var. EYT'de anlamadığı pürüz çıkmış. Konu siyasete gelince büyük bir özgüvenle seslendi: -Ankara'da ne oluyorsa, o saat evimin ortasındadır. İnternet, televizyon her yerden haber alıyorum. Kılıçdaroğlu PKK ile yan yana durmayacaktı! Biz bu sohbet ettiğimiz gün, Erdoğan meydanlarda gösterdiği videonun montaj olduğunu kabul ediyordu. Ömer Koç'a bunun gerçek olmadığını anlatmaya çalıştık ama o kendinden emindi. Cep telefonundan bir şey göstermeye hazırlanırken mırıldandı: -Eyvah kontörüm bitti! Alacak para da yok! Sonra tek sorumlu benmişim gibi bana döndü: -Söyle bakalım, nasıl çözeceğiz benim emekli sorununu Erzurum'da en zoru genç olmak. Değişik ortamlarda 5-6 genç grubu ile sohbet ettik. Hemen hepsi konuşmada korku duvarını aşmış. Fotoğraf çektirmede ise henüz aşamamış. Aileleri görürse hoş olmazmış. Fotoğraf korkusunu aşanların hemen tümünün ilk hedefi Erzurum'u terk etmekti. Busem ile Gülbahar çok iyi arkadaş. Busem Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde okuyor, Gülbahar turizm. İkisinin giyim tarzı ayrı kafa yapısı aynı. Bu tanım onlara ait. Onlara göre Erzurum'un çıkış yolu CHP'nin güçlenmesi. Busem kolsuz gömleğinin üzerinde parlayan zülfikar kılıcını gösterip "Alevi değilim ama adaleti en iyi bunun temsil ettiğini düşünüyorum" dedi ve devam etti: -Üniversite arkadaşlarımın hemen tümü Ak Partili. Onlar okulu bitirip torpille işe giriyor. Girdikleri gün telefon rehberlerinden beni siliyorlar! Gülbahar da aynı dertten yakınıyor. Turizmciliği İstanbul'da yapmak istiyor. İkisi de 7 Mayıs'ta İmamoğlu'na yapılan taşlı saldırının etkisini üzerinden atamamış. Konuştuğum öteki gençlerde de aynı etki var. 'Erzurum'a yakışmadı' Erzurum'un geceleri de canlı Terminal Caddesi üzerinde bir kitap kafe var. Burası gençlerin sığınak ya da nefes alma yerlerinden biri. Atatürk Üniversitesi'nden mezun 30'lu yaşlarda 3 mühendisle sohbet ettik. Biri, "Taş atma hiç Erzurum'a yakışmadı" dedi. Öteki "Yakıştı" deyip çıkıştı: - Erzurum bu işte, bilsinler. Yok taş atanlar çocukmuş yok dışarıdan gelmiş... Bırakın bunları. Erzurum bu halde. Demokrasinin taş devrinde... Araya girdim: -Sizin kuşaklar demokrasiyi taşlamasın, taçlandırsın! Masada benimle birlikte öteki erkek iç çekip umutsuzca seslendi: -Abi ya birine tutunuyoruz, bu bizi kurtarır diyoruz, yılına varmadan bozuluyor. Artık umut etmek de beni yormaya başladı. Bir başka masa kocaman Erzurumlu Naim Hoca posterinin altında idi. Kitap kafenin duvarlarında Yaşar Kemal'le Kâzım Karabekir yan yana, bir başka duvarda Nene Hatun, Erzurumlu Emrah ve Nefi var. Daha büyük duvarda ise Oğuz Atay, Can Yücel, Sabahattin Ali yan yana. Böyle bir kitap kafeyi gören Ülkücüler az öteye kendi kitap kafelerini açmışlar. Taşın yerini