Bozkurt'a dair

Milletler tarihte kavramlar ve bazı mahsus alâmetler ile kendilerine yol çizerler. Bunlar bazen o millete ait ve müstakil olabildiği gibi hayatın doğal akışı içerisinde insanlararasılık sağlayan müşterekler etrafında da oluşabilir. Her halükârda o toplum kendisini bu sembolleri ile ifade eder; buna dair mitolojiler, destanlar, tarihî anlatılar, masallar ve hikâyeler o toplumun maddî sahadaki ürünlerine kadar aksedecek şekilde o millettin mefhum ve mefkûre dünyasında yer alırlar. Bunlar zaman içinde varlıklarını sürdürebildikleri gibi zaman içinde ortadan kalkabilirler; kimi zaman da farklı muhteva ve şekillerde o milletin hayatında yeniden hatırlanabilirler. İşte bunlardan birisi de ülkemizde ve son zamanlarda dünya kamuoyuna da yansıyan "kurt" sembolizmidir. Bu mesele siyasî bir çerçeveye oturmanın ötesinde, ki insan fikriyatında yer alan mefhumlar siyasî bir değer olarak da ortaya çıkar, medeniyet yapısının doğal bir sonucu olarak görülmeli, kültürün bir konusu olarak düşünülmelidir.

Milletler kendilerine doğada gördükleri ve güç, kuvvet ve farklı özellikleri ile sembolleştirdikleri hayvanları remiz olarak alırlar. Boğa, kartal ve kurt bunlardan bir kaçıdır. Eski Mısır panteonunda pek çok hayvanın ve hayvan suretli insanın varlığı malumdur. İşte bu cümleden Türkler için de bu kabilden bazı tezahürlerin olmasında tabii bir şey olamazdı. Bu bakımdan biz kurt meselesine modern zamanlarda Türk milliyetçiliğinin bir alâmeti olması ötesinde Türklerin sembolü olması bakımından bakmak istiyoruz. Böylece mesele politik bir zeminden kültür meselesi haline gelerek daha anlaşılır ve daha paylaşılır hâle gelebilecektir.

Göktürkler devrinde kurt adının, "böri" Ak Böri, Al Böri, Börü Bars, Böri Tigin, Çocuk Böri Şenun, Gök Böri Kökey, İl Böri, Kök Böri gibi kullanımlarına rastlanmaktadır. Börü kelimesi bu manada kurt adının eski bir kullanımı olarak görülmektedir. Bu durum o devir destanlarına da yansımıştır: Ergenekon Destanında kurdun ata olmasına şöyle işaret edilir: Göktürkler (T'u-chüeh), eski Hunların (Hsiung-nu) soylarından gelirler ve onların bir koludurlar. Kendileri ise, A-şi-na (A-shih-na) adlı bir aileden türemişlerdir. (Sonradan çoğalarak), ayrı oymaklar halinde yaşamaya başladılar. Bahattin Ögel; "Büyük devlet kurmuş olan Türklerde kurt, artık bir sembol hâline gelmişti. Onlarda din ve totemizm izleri, çoktan kaybolmuştu. Kurt Göktürklerde, tuğlar ile bayrakların tepesinde yer almak yolu ile bir devlet sembolü olmuştu.", der. (Namık Aslan, Kurt Motifinin Türk Menşe Efsanelerindeki Anlamı Üzerine, Millî Folklor, 2010, Yıl 22, Sayı 87, s. 72) Çin yıllıklarında kurdun Türkler için bir egemenlik, yiğitlik sembolü olduğu aktarılmaktadır. Bu bilgilere dair ifadeler; "Sancaklarının başına altından kurt başı takarlar. Muhafızlarına, savaşçılarına fu-li (böri) derler. Çin dilinde anlamı kurt demektir. Yani kurttan doğmuşlardır." şeklindeki ifadeler "Batı Türkleri bayraklarının tepesine dişi kurt başı asarlar." şeklinde de yer almaktadır. (Dr. Zafer Altun, "Türk Kültüründe "Kurt Kavramı" Üzerine Bir İnceleme", 21. Yüzyılda Eğitim ve Toplum Education And Society In The 21st Century Cilt Volume 8, SayıIssue 22, BaharSpring 201996, s.97). Görüleceği üzere kurt eski dönem bilinen tarihimizin en başında karşımıza çıkmaktadır.

Bu durumun Uygurlar devrinde de devam etmesi, bunun bir döneme değil Türklerin umumuna ait bir mesele olduğunu göstermektedir. Uygurların Türeyiş Destanı'nda Tanrı erkek kurt suretinde yeryüzüne inmiş, Türk hakanının kızı ile evlenmiş ve Uygur nesilleri böyle türemiştir. Burada kurt bir köken ve başlatıcı ata suretinde görülmektedir. İşaret ettiğimiz gibi Göktürk Destanlarında da kurt motifi Türklerin yeniden çoğalışlarında öne çıkan ve yol gösteren bir unsur olmuştur.

Bu durum Oğuz kağan destanında yenilenmektedir. Oğuz Kağan Destanı'nda ışık içinden gelerek Oğuz'la konuşan kurdun üç yerde Oğuzların ordusuna yol gösterdiği görülür. Oğuz Destanında; "Bir kurt ki, erkek bir kurt! Gök tüylü, Gök yeleli! Bu kurt döndü Oğuz'a, bakmadan sağa sola, Dedi: "Ey oğul şimdi, ordunu çıkar yola! "Halkını beğlerini, atlandır çıkar yola" "Baş çekip göstereyim, doğru yol nerde ola!" "Oğuz Kağan baktı ki, erkek kurt önler gider ordunun öncüleri, bozkurdu gözler gider", şeklinde kurt motifi karşımıza çıkmaktadır. Dede Korkut Hikâyelerinde Salur Kazan'ın Evinin Yağmalandığı Boyda "Kurt yüzü mübarektir, kurt ile bir haberleşeyim" dediği bir kısma da rastlanmaktadır. Burada göstermeye çalıştığımız üzere kurt imgesi nev-zuhur, modern, dinin yerine ikame edilmek üzere dışarıdan getirilmiş bir unsur değildir. Tarihimizin derinlerde kurt ve ona dair anlatıları bu şekilde görmekteyiz.