CumhuriyetZülal Kalkandelen22 Kasım 2020
Okunma: 2  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Önceki Yazısı
Zülal Kalkandelen
Zülal Kalkandelen
Zülal Kalkandelen
22 Kasım 2020
Hadi bir kahkaha atalım: Yoksa Obama da mı kandırıldı (!)

Eski ABD Başkanı Barack Obama anı kitabı yazdı, bugünlerde yine manşetlerde...

Geçen hafta "A Promised Land" (Vaat Edilmiş Toprak) adıyla yayımlanan kitap, iki ciltlik bir serinin ilki. Eşi Michelle Obama'nın 2018 tarihli anı kitabı ile birlikte, yayıncı Crown şirketi ile toplam 65 milyon dolara anlaşmışlar.

Ortaklığın nedeni: Karşılıklı öz çıkar

Kitapta Türkiye'yi ilgilendiren bölümlerden biri, Recep Tayyip Erdoğan hakkında...

Sekiz yıllık başkanlık süresince Erdoğan'dan bazı nedenlerle "şüpheleri olduğunu" anlatmış Obama. Birisi eski Danimarka Başbakanı Rasmussen'in NATO Başkanı seçilmesine Türkiye'nin karşı çıkma nedeni...

Türkiye'nin Rasmussen'i "vasıfsız olduğu için değil, hükümetinin Hz. Muhammed'in tasvir edildiği karikatürler konusundaki tutumundan dolayı veto ettiğini" belirtiyor kitapta...

Diğer şüphe nedeni, "terör örgütü" ilan edilenlerle ilişkiler... "Erdoğan'ın hem Müslüman Kardeşler'e hem de Hamas'a bağımsız Filistin devleti için verdikleri mücadelede duyduğu sempatiyi dile getirmesi, özellikle Washington ve Tel Aviv'i de tedirgin etti" diyor Obama...

Anlattığına göre "Erdoğan ile çalışma ilişkisi geliştirmesini gerektiren bir model" oluşmuş. Tahmin edilebileceği gibi bunun sadece görünen dayanaklarını yazmış:

"Türkiye'nin, AB üyeliğine desteğin yanı sıra Saddam Hüseyin'in düşüşüyle cesaretlenen Kürt ayrılıkçılarla mücadelede askeri ve istihbarat yardımı için Amerika'dan beklentisi vardı. Bu arada, bizim de terörle mücadele ve Irak'ı istikrara kavuşturmak için Türkiye'nin işbirliğine ihtiyacımız vardı."

Gerçekte terörle mücadele adı altında Ortadoğu'da yapılan ise petrole el koymak ve bölgede üstünlük kurmak için Amerikan emperyalizmini yaymaktı. İstikrar getireceğiz denilerek Irak, felaket kapitalizminin üssü haline getirildi. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) hayata geçirilirken, siviller insansız hava araçlarıyla (İHA) öldürüldü!

Çok açık ki bu ilişkideki ortaklığın temeli, demokrasi ve adalete bağlılık değil, Obama'nın ifadesiyle "karşılıklı öz çıkar".

Demokrasi mi dediniz

Kendisinin BOP'un eşbaşkanı olduğunu söyleyen Erdoğan hakkında Obama'nın bazı ilginç kişisel izlenimleri de yer alıyor kitapta:

"Şahsen, Erdoğan'ı cana yakın ve ricalarıma genellikle yanıt veren biri olarak gördüm. Ancak ne zaman onu dinlesem, uzun boylu cüssesi hafifçe kamburlaşır, keskin sesi alınma ya da yakınmaların karşılığı olarak yükselirdi. Demokrasi ve hukukun üstünlüğüne bağlılığının, sadece kendi iktidarını koruduğu sürece var olacağına dair güçlü bir izlenime sahiptim."

Obama, bu izlenimi 2009'da gerçekleşen Türkiye ziyaretinde edinmiş. Oysa o ziyaret sırasında TBMM'de yaptığı konuşmada hükümeti reformlar nedeniyle övmüş ama medya üzerinde uygulanan baskıları görmezden gelmişti. Yandaş medya da o konuşmayı allayıp pullayarak yansıtmıştı.

Obama izleniminde yanılmış. Nasıl olduysa Erdoğan'ın "Demokrasi bizim için amaç değil araçtır; bir tramvaydır, gittiğimiz yere kadar gider, orada ineriz" dediğini duymamış...

'Ilımlı İslam' itirafı!

Kitapta Erdoğan hakkındaki en ilginç satırlar, Türkiye'nin bugün içinde bulunduğu yıkımı açıklıyor: "Erdoğan ılımlı, modern ve çoğulcu bir siyasal İslam modeli ve otokrasilere, teokrasilere, aşırılık yanlısı hareketlere bir alternatif sundu. Şüphelerime rağmen bu iyimserliği Türk parlamentosu ve İstanbul'daki üniversite öğrencileri nezdinde yansıtmaya çalıştım."

Türkiye'ye "ılımlı İslam" adı ile dayatılan modelin kaynağı Amerika'dır! AKP, ABD'yi yöneten neo-conların geliştirdiği ve merkezinde "ılımlı İslam" politikasının yer aldığı BOP'un ürünüdür.

O dönemde Orhan Pamuk gibi liberallerin yabancı medyaya, "Türkiye'deki çatışmanın, ülkeyi AB'ye yaklaştırmak isteyen ılımlı İslamcılarla, silahlı kuvvetler