KararZafer Acar16 Kasım 2020
Okunma: 6  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Önceki Yazısı
Sonraki Yazısı
Zafer Acar
Zafer Acar
Zafer Acar
16 Kasım 2020
Uzay İstasyonu'nun 20 yılı

Tam 20 yıl önce, 2 Kasım 2000 tarihinde iki Rus Kozmonot ve bir NASA Astronotu Uluslararası Uzay İstasyonu'na adım attı. O günden bu yana istasyon hiç boş kalmadı ve hep bir kaç astronot orada yaşadı ve astronotlar Dünya'dan gönderilen bilimsel malzeme ve deneyleri yapıp sonuçlarını bilim insanlarıyla paylaştılar. Şimdiye kadar Dünya'nın değişik ülkelerinden yüzlerce astronot Uzay İstasyonuna gidip geldi. Bu uçan laboratuvarın çalışması için yeryüzünde de binlerce bilim insanı, mühendis, iş insanı ve öğrenci çalıştı. Ayrıca yine binlerce bilim insanı ve araştırmacı bu istasyonda yapılan bilimsel deneyleri tasarladı, uzaya gönderdi ve astronotlar o deneyleri icra edip sonuçlarını bilim insanlarına gönderdi. Günümüz teknolojilerinin büyük bir kısmı zaten uzay çalışmaları sayesinde var olmuştu. Bu böyle olmaya devam ediyor ve öyle ki artık insan vücudunun neredeyse bütün parçalarını Uzay İstasyonu'da üretebiliyoruz.

Dünya'nın en pahalı, bilimsel açıdan en gelişmiş ve mühendislik açısından en ilginç ve en teknolojik tasarıma sahip olan bu uçan laboratuvarın bilim ve teknolojiye katkıları çok fazla. Ayrıca her 93 dakikada Dünya yörüngesinde bir tur atıyor ve saatteki hızı 27 bin 580 kilometre. Yani her gün Dünya yörüngesinde 16 kez dolanıyor. Böylesine hızlı ve böylesine gelişmiş bir teknoloji harikası olan Uluslararası Uzay İstasyonu şu an 5 uzay ajansının ortak girişimi ile işletiliyor: ABD Uzay Ajansı NASA, Rus Uzay Ajansı Roscosmos, Japon Uzay Ajansı JAXA, Kanada Uzay Ajansı CSA ve Avrupa Uzay Ajansı ESA.

Küçüklüğümde en büyük düşmanım yerçekimi idi. Her çocuk gibi ben de hep uçmak istiyordum ve yerçekimi beni gitmek istediğim istikametten tersine çevirip yere çakıyordu. Köyümüze sonbahar ve ilkbaharda gübre gelirdi. Bu gübreler tarlalarda daha iyi ürün elde etmek için kullanılırdı. Gübrelerden arta kalan ise çok kalın naylon çuvallardı. Ben o çuvallardan kendime paraşüt, kanat yapar ve uçmayı denerdim. Her seferinde tek katlı evimizin çatısından aşağı atlardım. Sadece bir kere doğru rüzgarı yakalayabildim ve yere çakılmadan uçarak indim. Sonra aynı uçuşu defalarca denememe rağmen hiç başarılı olamadım. En azından çevremde bir bilim insanı olsaydı ve bana Bernoulli Prensibi'ni anlatsaydı bu kadar acı çekmezdim.

Yıllar yıllar sonra Los Angeles'a taşındım ve Uluslararası Uzay İstasyonu'nda aylarca kalmış astronotlarla tanıştım. Onlara uzayda iken en çok özledikleri şeyin ne olduğunu sorduğumda yerçekimi olduğunu söylediler. Benim küçüklüğümde düşmanım olan yerçekimi meğer astronotların uzaydan en çok istedikleri ve özledikleri şeymiş. Çünkü uzayda kafalarını koydukları bir yastık yok, atlar gibi ayakta uyuyorlar. Tuvalet ihtiyacını karşıladıklarında herşey havada asılı kalıyor. Grip olduklarına burunlarından akan şeyler akmayıp hep olduğu yerde kalıyor. Koku alma duyuları kayboluyor. Kemiklerine yük binmediği için eklem yerleri ayrılıyor ve Dünya'ya döndüklerine uyum sağlamak için bir kaç gün yatmak zorunda kalıyorlar. Neyse ki yemek borusundan geçen yemekler yerçekimi ile değil borulardaki basınçtan geçerek midemize gidiyor. O sebeple uzayda insanlar yaşayabiliyor. Meğer yerçekimi ne güzel bir nimet imiş. Eğer çocukluğumda düşmanlık ettiğim yerçekimi bir anda yok olsa ne yolda arabalar hareket edebilir, ne de uçuşa geçen ben bir daha yeryüzüne inemez ve havada yıllarca asılı kalırdım.

ABD ve Rusya arasındaki uzay yarışı 1958'li yıllara dayanır. Rusya'nın daha önce 3 tane uzay istasyonu vardı: Salyut, Almaz ve MIR. Hatta gerçek olayları anlatan Salyut isimli çok güzel bir film var. Bu filmi bu yazıyı okuduktan sonra, benim hatırıma izlerseniz çok memnun olurum. Sonra Rusya MIR-2 isimli başka bir uzay istasyonu inşa ettiler. ABD'nin de SkyLab isimli bir uzay istasyonu vardı. Skylab ömrünü tamamlayıp atmosferde yanarak Dünya'ya düştü. Ancak uzay çalışmaları çok pahalı, çetrefilli ve çetin. Uzay soğuk, uzay sessiz, uzay yalnız. O sebeple ABD ve Ruslar her ne kadar soğuk savaş döneminde birbirlerine akıl almaz oyunlar etmiş olsalar da uzay çalışmaları için birlikte hareket etmeyi başardılar ve ABD'nin yeni inşa ettiği uzay istasyonu ile Rusya'nın MİR uzay istasyonunu birleştirdiler ve sonra diğer ülkeler de bu işe dahil oldular.

Uzay istasyonunun ilk parçaları 42 kez uzay uçuşu yapılarak astronotlar tarafından monte edildi: 37 ABD uzay mekiği ve beşi Rus Proton Soyuz roketleri ile uzaya taşınan bu parçalar Dünya'nın değişik bölgelerinde birbirinden bağımsız olarak inşa edildi ve uzayda ilk kez bir araya getirildi. Uzay istasyonunun inşası 11 yıl sürdü. Şu anki ağırlığı, yaklaşık 454.000 kg ve uçtan uca 109 metre uzunluğundadır. Şu ana kadar Uzay istasyonu montajı, bakımı ve yükseltmeleri için 221 uzay yürüyüşü yapıldı. Uzay istasyonunun parçaları sürekli olarak yenilenir ve her kargo uçuşunda yeni parçalar gönderilir ve astronotlar uzay yürüyüşü yaparak bu parçaları monte ederler.

20 yıl önce, astronot William "Bill" Shepherd ve kozmonotlar Yuri Gidzenko ve Sergei Krikalev , Uluslararası Uzay İstasyonu'na ( ISS ) ilk adım atan kişiler oldular. İlk mürettebat, istasyonda birkaç ay kaldı. O zamandan beri, ISS, küçük bir kapsül iken şimdi geniş laboratuvar modülleri, araştırma platformları ve mürettebat için yaşam alanlarından oluşan geniş bir koleksiyona dönüşerek yirmi yıldır sürekli bilim ve teknolojiye hizmet veriyor.

Uzay İstasyonu'nu şimdiye kadar 19 ülkeden 239 kişi ziyaret etti ve uzay istasyonunda uzun süre kaldı. Uzay İstastonu'nda en uzun süre kalan kişi ise kendisiyle 2019 yılının yaz aylarında tanıştığım Gennady Padalka isimli rus ko