KararYusuf Ziya Cömert21 Şubat 2021
Okunma: 12  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Sonraki Yazısı
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
21 Şubat 2021
Fahriye Abla zamanında bile yağma varmış

Edebiyat dersleri lise müfredatından çıkarıldı mı

Böyle bir haber kulağıma çalınmıştı. Biraz soruşturdum, hayır, çıkarılmamış, mecburi ders olarak devam ediyormuş.

Buna sevindim. Çünkü bir çok insan okul sıralarından sonra edebiyatla, şiirle tanışmak için başka bir fırsat bulamayabiliyor.

Mesela ben, eğer lise sıralarında Fuzuli'nin, Baki'nin, Yahya'nın, Nef'i'nin, Nedim'in şiirlerini görmemiş olsaydım divan edebiyatıyla tanışmakta gecikirdim.

Fuzuli'nin "Beni candan usandırdı cefadan yar usanmaz mıFelekler yandı ahımdan muradım şem'i yanmaz mı" beytiyle başlayan gazeli ta o yıllarda edebiyat hocamız Macit Eriş Mendi Bey'in okuyuşuyla hafızama yerleşmiştir.

"Baki çemende hayli perişan imiş varakBelli ki bir şikayeti var ruzigardan" diye biten muhteşem sonbahar gazeli de o günlerden kalmıştır.

Gerçi hocamız, muhtemelen dersin maksadına uygun olarak, divan şairlerinin yaz gününde kış hayali kurduklarını dolayısıyla hayatla fazla irtibatı olmayan aşırı süslü ve ağdalı şiirler yazdıklarını söylüyordu ama, onun telafisi kolay. Şiirle doğrudan iletişim kurduğunuzda müfredatın önünüze koyduğu engeli aşabilirsiniz.

O dersler sayesinde, Nef'i ile Şeyhülislam Yahya arasındaki atışma da o dersleri okuyan bütün öğrencilerin zihnine yerleşmiştir.

Hani Nef'i, Şeyhülislam'a "Müfti efendi bize kafir demiştutalım ben ana diyem müselmanYarın vardıkta ruz-i cezayaİkimiz de çıkarız anda yalan" mısralarıyla bugünün deyimiyle harika bir kapak yapıyordu!

Hepimizi Fahriye Abla'dan haberdar eden de o müfredattır.

Öyle ki, Fahriye Abla ve Erzincanlı kocası yüzünden Ahmet Muhip Dıranas gölgede kalmıştır.

Fahriye Abla'nın sırf kafiye yüzünden bir Erzincanlı'yla baş göz edilmesi de hece vezni karşıtlarının sevdiği argümanlardan biridir.

"Gönül verdin derlerdi o delikanlıya En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya Bilmem şimdi hala bu ilk kocanda mısın Hala dağları karlı Erzincan'da mısın"

Aslında, Fahriye Abla gerçekten bir Erzincanlı'ya vardıysa kayda değer bir sorun yok. Ama, ağırlıklı görüş, Erzincanlı'nın sırf kafiye sebebiyle Fahriye Abla'yı aldığıdır.

Fahriye Abla'nın bu kadar meşhur olmasından Dıranas bile şikayetçiymiş.

Hocası Ahmet Hamdi Tanpınar ona lise yıllarında Baudlaire'in "Elem Çiçekleri"ni hediye ediyor. Dranas da, Baudlaire'i okuyabilmek için Fransızca öğreniyor.

Eh, o kadar emek verirseniz şiirinizde bir eser bırakır.

İyi ki olmuş diyebileceğimiz bir derinlik. Çoğu kendisinden, azı Baudlaire'den.

"Her yanın avuçlarıma dökülüyorÇeşmeden akan suyun berraklığında" (Ayışığı)

Veya yine aynı şiirde:

"Dolaşan bir dudak mı var saçlarınıAy tırmanıyor zeytin ağaçlarını."

Ben, Dıranas'ın bulutlara bakışını da sevdim.

"Yeşil gözlerinde akşamın rengiMor gagalarında fecir bulutlar"

"Bulutlar her akşam içip deniziGök kubbede şölen kuran mabutlar"

Heyhat... Hepimiz kadar geç kalmış bir adamın çığlığı:

"Gelin bana yeniden gelinHar vurup savurduğum anlar!Doğrulun mezarlarınızdanBoş yere harcadığım günler!Durun geçmesin zaman, durunElemli kurduğum saatler!

Hayatın hangi sadmesi söyletti şu 'Testi'yi

"Dolu bir testi idim benBaşaşağı ettiniz beniSevgiler vardı içimdeEzgiler vardı, iyilikler...Boşaltıverdiniz hem deDüşürüp kırmaktan beter."

Güzel bir İstanbul şiiri de var Dıranas'ın. Ümit Yaşar'a ithaf etmiş.

"Akan suda kuş gibi gemiler