YeniçağYavuz Selim Demirağ23 Şubat 2021
Okunma: 8  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Sonraki Yazısı
Yavuz Selim Demirağ
Yavuz Selim Demirağ
Yavuz Selim Demirağ
23 Şubat 2021
Gara konusunda ilginç tespitler...

Henüz şehitlerimizin kanı kurumadı. Televizyon ekranlarında, sosyal medyada ağzı olan konuşuyor. Klavye başında sınırsız ahkâm kesme seansları düzenleniyor. Trolleri biliyorduk ancak siyasi lejyoner sayısının bu kadar arttığını tahmin edemiyorduk. Sun Tzu'nun "Savaş Sanatı" adlı eserini bu sütunlardan defalarca yazarken "Düşmanı tanıma" kuralının altını çizmeye gayret ettim. Ama "Biat kültürü" her yanı sardığı için sorgulama yok. Durum muhakemesi ortadan kalkmış. Arazi, yerel unsurlar ve istihbarat konusunda işin ehilleri bir bir değil, toptan tasfiye edildi. Turgut Özal'ın ABD ile Irak'a girme fantezisine karşı çıkan dönemin Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay çok geride kaldı. Personelinin hukukunu koruyamadığı için üniformasını çıkaran Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner gibi gerçek "Komutan"lar tarihe karıştı... Ömrü dağlarda geçmiş, sınırın öteki yanını, örgütün zaaflarını bilen tecrübe abidesi olduğu halde şimdi emeklilik günlerini yaşayan gerçek "uzmanlar" ile görüştüm. Adı bende saklı ağabeyim 1999 yılında kurulan JÖAK'ın (Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığı) kurucu birlik komutanlarından. Ayrıca 1993-94 yıllarında Dohuk ve Erbil'de irtibat Tim Komutanlığı da yaptı. Jandarmanın yüreğini, beynini bilenler JÖAK'ın özel operasyonlar yapma görevini de bildiğini hatırlatıyor. Özel operasyon taburlarının yaptığı gizli görevlerden bazı örnekler de verdi: "Gara operasyonunda rehineleri sağ kurtarma ihtimali yüzde 1 ile 5 arasında bile değildir." Rehineleri sağ olarak almanın tek yolu, Mesut ve Neçirvan Barzanilere "Rehinelerimizi en geç bir hafta içerisinde Silopi'de veya Erbil'de bize teslim edeceksiniz. Aksi takdirde boğazınızı sıkarız" demekti. Barzaniler rahatlıkla bu işi yaparlardı. Biz operasyon yaptığımızda, Dohuk ve Erbil'de eğer Barzani ve Talabani'nin garantörlüğü olmasaydı sağ kalmamız mümkün değildi. "Tavşana kaç, tazıya tut" misalidir bu iş... Kandil, Barzanilerin isteklerini reddedemez, aksi takdirde Irak'ın kuzeyinde de Kandil'de de Gara'da da yaşayamaz. Bu işi halen Irak'ta bulunan irtibat personellerimiz bile rahatlıkla yapabilirdi. Ben Dohuk'da onlardan firari bir çavuşumuzu böyle teslim almıştım. Irak ve dolayısı ile özellikle Barzaniler'in Türkiye'nin hoşgörüsü olmazsa yaşayamayacağı bir gerçektir. Son olarak Barzani'nin yapmayı planladığı referandumdan Türkiye'nin tepkisi nedeniyle vazgeçtiği hatırlanmalıdır." diyor. Gazeteciliğin yanında bu konulardaki hassasiyetlerim yüzünden Irak'ın kuzeyini iyi bilirim. Türk askerinin, devletinin kararlılıkla istedikleri hep yerine getirilmiştir. Bir kaç değil. Yüzlerce örneği vardır. Konu sanıldığı gibi basit değil. Özel Kuvvetlerde uzun süre görev yapmış çok yakın bir arkadaşım emekli olsa da silah arkadaşları ile irtibatını sürdürüyor. Bordo Berelilerin özel grubundaki şu tespitlere göz atalım. "Sayın grup arkadaşları. Bir kaç gündür beynimi yakan sorular var. Gara'da mağaradaki rehinelere yapılan bu kurtarma operasyon timinde olmak ister miydiniz Rehine kurtarma operasyonlarında uçak, otobüs, tren, villa ya da çok katlı bina için bir kaç yerden yaklaşmak mümkün olan operasyonlardır. Ancak çömelerek girdiğin tek girişi olan içeride silahlı mukavemetin olduğu, silahlı gücün sayısının bilinmediği bir rehine kurtarma operasyonu yapılabilir mi Operasyon başlar başlamaz silahlı güçler saf dışı edilmez ise rehinelerin öleceği muhakkak iken neden böyle bir operasyon planlanır. Burada hedef ya ölü ya diri ele geçsin fark etmez. Bu mesele burada bitecek. Vatana feda olsun canımız mantığı mıdır. Yoksa siz oraya gidin mağaranın etrafını sarın. Biz üst seviyede PKK yönetimiyle temas kurduk. Rehineleri teslim edecekler. Biz de bu rehinelerle bir siyasi şov yapacağız yanılgısının tezahürü müdür. Ben operasyon komutanı olsam böyle bir görev tevcih edilse rehinelerin canlı kurtarılma imkânı olmayan operasyona itiraz ederim. Düşünsene içimizden bir