Yeni AsyaYasemin Yaşar17 Ekim 2020
Okunma: 3  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Önceki Yazısı
Sonraki Yazısı
Yasemin Yaşar
Yasemin Yaşar
Yasemin Yaşar
17 Ekim 2020
Babalar ve evlâtlar
Önceki haftalarda 'babalar ve oğullar' başlıklı yazımızda, çocuğun karakter şekillenmesinde ve ruh dünyasının sağlıklı gelişiminde anneler kadar babaların da etkin olduğunu ifade etmiştik.

Gerek erkek çocukların, gerekse kız çocukların dünyasında, kişiliği sağlam ve fıtrî programını bozmayan baba figürü, çocukların hayattaki duruşunu, manevî dünyalarını, özgüven gelişimlerini, ahlâkî alt yapılarını ve hatta eş seçimini, aile hayatını dahi belirleyen ve etkileyen çok önemli bir etkendir.

Uzmanlar baba ile çocukları arasında sağlam ilişkilerin kurulmasının en önemli dinamiklerinden birinin, aile içerisindeki demokrasi ortamının olduğunu ifade etmektedirler. Aile içerisinde hak ve adalet kavramının olması gerektiği şekilde uygulanmaması, fikir birliğinin olmaması, çocukların, aile içerisindeki görev ve sorumluluklarda, sürece dahil edilmemesi, yani onların da görüşlerinin alınmaması, çocukların daha küçük yaşta hayata karşı daha öfkeli ve sorunlu yetişmelerini netice veriyor. Nitekim araştırmalar öfkeli, hayata karşı hırçın olan çocukların aileleri tarafından duygusal ihmale uğradıklarını gösteriyor.

Sağlıklı kişilikli, özgüveni yüksek çocuklar yetiştirmenin belki de en birinci anahtarı onların (çocukların) babalarının ve annelerinin sevgisinden emin olmasıdır. Anne, sevgisini fıtrî olarak daha kolay gösterirken babaların bu konudaki ihmalleri ve münkabız halleri, çocuk dünyasında onarılmaz yaralar açmaktadır.

Her ne kadar onarılmaz dediysek de, onarılmayacak pek bir şey yoktur bu dünyada. Belki, bu bilinçte bir anne babanın evlâdı olamadık, "artık bizden adam olmaz" değildir elbette. Eğer kişi kaç yaşında olursa olsun, kendini geliştirme kapasitesine sahipse, toplumla iletişim kurabiliyorsa, ailenin yaptığı yanlışlıkları kendisi düzelterek bunu atlatabilecektir. Aksi hali hem imtihan sırrına, hem tekâmül kanununa uygun olmaz.

Hatta böyle bir durumda da genç, ebeveynlerini kırarak düzeltmeye çalışmaz ve onları suçlamaz, tam tersi anneyi ve babayı olduğu gibi kabul edip, kendi doğrusunu oluşturabilir.

Çocuklar anne ile sevgiyi ve güvenmeyi, baba ile de toplumsallaşmayı, kurallara uymayı, paylaşmayı ve problem çözmeyi öğrenirler. Çocuğun daha anne karnındayken annesi ile başlayan ilişkisine, doğduktan kısa bir süre sonra, üçüncü bir kişi daha dahil olur. Anne ile olan ilişkiye, babanın, yani üçüncü kişinin eklenmesi, çocuğun zihninde "başkaları" ve "sosyal hayat" kavramlarını geliştirir. Bütün duygusal yatırımını anneye yapmaktan vazgeçen bebekte, başkalarını sevebilme kapasitesi gelişir. Baba, bu ilişkide ne kadar aktif olursa, çocuk da başkalarının varlığını o kadar hızlı kabullenmeyi öğrenir. Bu da toplumsallaşmayı, yani diğer kişilerin varlığının kabulünü sağlar.

Babalar ve oğullar arasındaki sağlıklı iletişim ve baba rolü özellikle erkek çocukların cinsel kimlik gelişimlerini de etkileyen önemli bir faktördür. Nitekim cinsiyetsiz bir toplum projesi ile gece gündüz çalışan zındıka komitelerinin varlığı ve her geçen gün, cinsel kimlik problemi ile gündeme gelen, getirilen insanların sayısının artması gibi tehlikelerin olduğu bir ortamda, babanın bu