HürriyetVedat Milor15 Kasım 2020
Okunma: 5  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Vedat Milor
Vedat Milor
Vedat Milor
15 Kasım 2020
Emma Teyze'nin hatırlattıkları...

Geçmişle günümüz ve gelecek arasındaki köprüyü sadece sanatçılar, yazarlar, biliminsanları oluşturmuyor. İsimsiz kahramanların bıraktığı yazılı belgelerin de payı büyük. Elvan Uysal imzalı kitap bunun örneği.

p style"text-align: center;"Kitapta tarifi olan lezzetlerden (sol üstten saat yönünde) çilekli pasta, armutlu tart, Sicilya'ya özgü bir sosu olan makarna ve tereyağlı kek.

Hafızayla ilgili ilginç bir haber okumuştum. Kaza ya da hastalık nedeniyle hafızası zedelenmiş insanların gelecekle ilgili düşünme yetenekleri de kayboluyormuş. Gelecekle ilgili renkli fantezilere sahip kişilerinse geniş bir hafızası oluyormuş. Kısacası hafıza dediğimiz şey sadece geçmişle ilgili değil. Hafıza geleceğin inşası için gerekli yapıtaşlarının da deposu. Hafızamız ne kadar zenginse geçmişi daha iyi kavrayıp geleceği daha sağlam temellere oturtuyoruz. Hafızası zayıf olanlarsa hata üstüne hata yapıyor. Kolektif hafıza zayıf olunca da toplumlar dalgalı denizdeki çöp parçası gibi savruluyor.

O zaman vücudu beslemek ne kadar önemliyse hafızayı beslemek de hayati önemde. Biliyoruz ki vücudu beslemek için besin şart. Hafızayı beslemek için de bilgi ve yaşam deneyimi... Eskilerin "Çok gezen iyi bilir" deyişinde doğruluk payı var. Gezmek; gidip görmek, tanımak, dünyaya başkalarının gözünden bakmak demek. Okumak ve sanatsal duyarlılığımızı geliştirmek gibi bu da hafızamızı derinleştirmenin bir yolu.

Kültüre ayna tutuyor

Bu bağlam içinde mutfak önemli. Vücut gelişimiyle ruhsal gelişmenin kesişme noktası. Yemek, yaşamak için gerekli ama aynı zamanda 'neyi, nasıl ve kimlerle' yediğimiz hem kişiliğimize hem de kültürümüze ayna tutuyor. "Ne yediğini söyle, kim olduğunu söyleyeyim!" yanlış değil. Ama ben olsam şöyle derim: "Senden farklı yiyip içenleri nasıl gördüğünü söyle, sana insan olarak not vereyim!" Farklı mutfak kültürlerini küçük görenler hafızalarını zenginleştirmeyi reddeden, sert ve katı bireylerdir. Gelecekle ilgili düşünceleri de sığdır.

Ulusal mutfak konusuna bu pencereden bakalım. Mutfak geçmişle gelecek arasında bir köprü. Kuşaktan kuşağa farklı şekillerde aktarılıyor. Ama her yeni kuşak ona damgasını vurup biraz değiştiriyor. Duruma göre bazen zenginleşiyor, bazen fakirleşiyor. Önemli olan geçmişle bağın kopmaması. Bu bağ devam ettikçe mutfağın zenginleşmesinin tek yolu yeni bilgi ve etkileşim. Aynı farklı kitaplar okumak gibi...

Kuşaktan kuşağa...


Bunlar nereden aklıma geldi Elvan Uysal'ın Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan 'Emma Teyze'nin Kitabı'nı okurken... Emma, Elvan'ın değil, kayınvalidesinin teyzesi. Yeğenine, yani Elvan'ın eşi Paolo'nun annesine evlilik hediyesi olarak pişirdiği veya sevdiği yemek tariflerinden oluşan bir defter hediye etmiş. Nereden nereye! Herhalde biri Emma Hanım'a "Senin yeğen Giulia'nın bir oğlu olacak, o Türk bir kızla evlenecek ve 50 sene sonra o kız senin tariflerini Derya Turgut'un harika fotoğraflarıyla bir kitap haline getirecek" dese Emma Teyze