TürkiyeÜnal Bolat03 Nisan 2021
Okunma: 2  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Sonraki Yazısı
Ünal Bolat
Ünal Bolat
Ünal Bolat
03 Nisan 2021
Sonradan özledim her birini
"O da çırakmış. Benden 2 yaş büyük ve önce geldiği için o da benim ustam oluyordu..." Okulsuz geçen hayatımı anlatmaya bugün de devam ediyorum... Babam okula götürmek istese de içimde sakladığım, kimselere diyemediğim parasızlık önümde en büyük engeldi. "Gitmem" diye tutturdum. Ağladım, ağladım Ama kendime bile diyemedim hasretimi içime attım. Derinlerde sakladım; bastırdım, üzerini örttüm. Sene 1988, babam artık tamam deyip pes etmişti. "Madem çalışmak istiyorsun" deyip "bir zanaata vereyim" diyerek evimize çok uzak olmayan bir mobilyacıya verdi. Heyecanlı değildim, zaten daha önce de çalışmıştım. Bundan sonra mobilyacı çırağıydım. Babam beni ustaya teslim ediyor "Eti senin, kemiği benim" diyordu. Bu ne demekti o zamanlar anlayamadım. Usta, babama pazartesi sabah gelmem gerektiğini söyledi ve o gün eve gittik. Pazartesi sabahı olmuştu. Kalkmıştım, annem kahvaltı hazırlamıştı. Babamla birlikte kahvaltı yapıp evden çıktık. Babam iş yerine giderken benim çalışacağım yerden geçerek beni iş yerinin kapısında bıraktı. "Hayırlı olsun oğlum" diyerek uzaklaştı. Sabah gelmiştim işe. Dükkânın bir köşesinde bir usta, diğer köşesinde bir usta vardı. Ne yapacağımı bilmiyordum, sağıma soluma bakıyordum, ortada kalakalmıştım. Birden bir ses duydum: "Buraya gel!" Ustalardan biri bana sesleniyordu. Koşarak yanına gittim: "Efendim abi" dedim. Yüzüme bakıp gülmeye başladı, "Abi değil, usta diyeceksin" dedi.