TürkiyeÜnal Bolat14 Ekim 2020
Okunma: 1  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Sonraki Yazısı
Ünal Bolat
Ünal Bolat
Ünal Bolat
14 Ekim 2020
Kem gözler eritmiş güzelliğini...
"Meğer nazarmış Asiye'yi çatlatan, kem gözler eritmiş onun güzelliğini Nazara gelmiş!.." Delikanlının merak ettiği meçhul kadınla muhtarın konuşmalarını anlatmaya devam ediyorum... Asiye muhtarın sorusuna ağzındaki bisküvi parçacıklarını saçarak yine aynı cevabı verdi: "Ben bilmem. Allah bilir..." "Allah bilir tabii" dedi Muhtar, gülümsemesini sürdürürken... Biraz sonra peştamalı olan ihtiyar bir kadın gelip alıp götürdü Asiye'yi. Giderken "Evime yürüyorum, yürüyorum, yürüyorum" diye mırıldandı durdu Asiye Delikanlı şaşkınca izledi bir süre bunları. Muhtar yandaki tabureye oturunca delikanlı, mavi gözlerini muhtara çevirdi: "Kim bu acayip kadın" dedi. Muhtar acı bir gülümsemeyle: "Ben bilmem. Allah bilir" dedi... Sonra muhtar dudağını büzdü: "Hey gidi Asiye kadın hey" dedi... Bu Asiye bu köyün en güzel kadınıymış zamanında. Lepiska denilen uzun sarı yumuşak saçı Elâ gözleri Fidan gibi incecik zarif boyu İç dünyasının nişanesi olan bir de gülüşü varmış ki herkes ona hayran Köylüler ondaki bu güzelliğin sırrına akıl erdiremiyorlarmış. Asiye'deki bu hâlin insanî olmadığını düşünürlermiş, konuşurlarmış kendi aralarında. Onun zarafeti dillere destanmış Bir bakan bir daha alamazmış gözünü, alan ise bir daha bakarmış. "Bir efsane" diye yayılmış civar köylere kadar bu nurani güzellik Zemheride bir kış gecesinde sarkıkların kol kadar, karların belde olduğu soğuk kış zama