Ünal Bolat Tüm Yazıları

610 yazı (1 - 10 arası) listeleniyor

Her şey o isimle başladı...

"Biz bir canız Biz bir kanız Bizi bizden koparmaya çalışanların oyununa gelmeyelim..." Her şey lise öğretmenimin, "rahmetli Necip Fazıl Kısakürek farklı bir şairdir" demesiyle başladı. "Sultân-üş Şuarâ'dır" (Şairler Sultanı) demesiyle başladı. "Çile" kitabını aldım şairlerin sultanının... En arka sayfasında Abdülhakîm Arvâsî hazretlerinin fotoğraf

02.10.2019
4 0 0

"Senin ne işin var burada!.."

"Yıllar geçtiği hâlde ne zaman günübirlik de olsa bir sıkıntı yaşasam o rüyayı hatırlarım..." Bundan seneler önceydi. İstanbul'da suların haftada bir saat aktığı, onun da yüksek katlara çıkmadığı... Çıksa da bulanık ve çok kötü koktuğu... İçmek bir yana ellerini yıkayamayacak kadar bulanık ve hatta kirli olduğu yıllardı... Şimdiki gençlere hayal g

29.09.2019
2 0 0

Köyde iğne yaptırmak şansa kalmıştı!

"Bütün köylülerin sağlık konusunda sıkıntılarının olduğunu dilim döndüğünce anlattım..." Gülek'e geldiğim o yıllarda maalesef sağlık ocağı yoktu. 8 km uzaklıktaki Çamalan'a gidiliyordu. Köyde yalnız bir ebe vardı. O da Belediye Başkanı'nın geliniydi. Maalesef belli bir resmî yeri de yoktu. Müracaat etmek isteyen, Başkan'ın evine gidiyordu. Görevi

28.09.2019
1 0 0

"Beklemek ne zormuş Allah'ım"

"Sevinçle heyecanın aynı anda yüklenmesine dayanamayan annem baygınlık geçirdi" Yanlış teşhis sebebiyle geç kalınması sonucu patlayan apandisit sebebiyle kardeşimin ameliyatı çok zor geçmişti. İkinci bir ameliyata giren kardeşim için doktor bu sefer ümitli olmadığını söyleyince kahrolduk. O zaman aile denen ve birlikte yaşanan insanlardan bir tek

27.09.2019
4 0 0

"Ne yapacağım ben gazeteyi"

"Yeşil gözleri ile üşümüş hâlimi seyrediyordu. Çaycıya 'koçuma bir çay daha ver benden' dedi..." Antalya Afet Müdürlüğünde memur olarak çalışıyorum. Köşenizde yayınlanan hatıraları büyük bir zevkle okuyorum. Birkaç gün önce çocukluk arkadaşım Masum Hattatoğlu'nun burada yayınlanan hatırasını okuyunca bende de bir hatıramı yazıp paylaşma isteği olu

22.08.2019
18 0 0

"Önce kendinizi sevdirin!.."

" Abone olmamak için 'otur bir bardak içki iç abone olayım, haydi bakalım' dedi. Denizli'nin Acıpayam ilçesinde Türkiye gazetesi bürosu açılmıştı 1988 yılında. Gölhisar'da dağıtım elemanı olarak çalışan Ali Ergün abimiz de buraya "büro yetkilisi" olarak tayin edilmişti. Bir müddet sonra bu arkadaşımız bizi abone çalışması için Acıpayam'a davet ett

19.07.2019
27 0 0

Torunumun mürüvveti için

"Kapıdan kovdular bacadan girdim sonunda çok sevdiğim torunumun mürüvvetini görmek nasip oldu..." Tek düşüncem vardı ki o da çok sevdiğim torunumun mürüvvetini görebilmekti. Yaşlı hâlimle, o kapı senin bu kapı benim kim nerede birini tavsiye ederse dolaşıp durmaktaydım... İnsan canından can kanından kan olan evladına kimseleri yakıştıramıyor derle

15.05.2019
28 0 0

Cevahir'in geleneksel iftarı

Rahmetli İbrahim Ağabey'in başlattığı, oğlu Yusuf Cevahir Bey'in devam ettirdiği gelenek... "Tarihe Not Düşüyorum" isimli kitabını 2013 yılında kaleme almaya başlamıştım rahmetli İbrahim Cevahir Ağabey'in Arada sizlerle paylaştığım hatıralarını o anlata anlata bitiremez ben dinlemeye doyamazdım. Çocukluğundan gençliğine, iş hayatından spor hayatın

14.05.2019
26 0 0

Rabbim dualarımı kabul etti

"Bilemedim ki o gün benim için de yeni bir gün olacakmış, o gün benim için de doğacakmış..." Hastane odasında çaresizliğin verdiği acıya bir de evlatlarımdan çoluk çocuğumdan ayrı kalmanın acısı eklenmişti. Hele bu ayrılık bayram haftasına denk gelince daha da katmerli olmuştu. Söylemesi kolay ama her bayram annesi babasıyla bayramı kutlayan çocu

13.05.2019
25 0 0

Bu ezanlar hiç dinmesin...

"Herkesin odasına çekildiği gece yarılarında, hasta olanlar dertleriyle baş başa kalırdı..." Hastane odalarının çaresizliğini, birbirine bakan hasta çehrelerin karşıdakine moral yerine moral bozukluğu verdiğini ancak hastanede hasta olarak kalanlar biliyorlar. Bu nekahet döneminde veya netameli durumlarda insan iyiden iyiye kendini kaybediyor. Ha

12.05.2019
29 0 0