Yeni AsyaSüleyman Kösmene19 Kasım 2020
Okunma: 2  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Sonraki Yazısı
Süleyman Kösmene
Süleyman Kösmene
Süleyman Kösmene
19 Kasım 2020
Vahiyde dereceler var mıdır
Abdullah Bey: "Sahabeler bazen Peygamber Efendimiz'e (asm); "Bu Allah'ın emri midir Yoksa senin fikrin midir" diyor. Ve bakıyoruz, sahabenin fikri kabul görüyor. Sahabe fikrinin, Peygamber Efendimiz'in (asm) fikrinin, hadisin, kutsî hadisin ve vahyin birbirinden farkları nelerdir"

Vahyin Bağlayıcılığı

Vahiy, kaynağını temsil ve emirdeki gücü açısından derece derecedir:

1- Vahy-i Sarih: Peygamber Efendimiz'e (asm) gelen net, tartışmasız, açık İlâhî kelâmdır. Bunda Resûl-i Ekrem (asm) sadece tercümandır, Allah'tan ne gelmişse onu bildirmiştir. Cümleler doğrudan Allah'a aittir. Kur'ân'a giren âyetler bu sınıftandır. Âyetler arasında derece yoktur. Bir kısım hadîs-i kutsiler de vahy-i sarih sayılmıştır. Fakat derecesi Kur'ân'dan aşağıdadır.

2- Vahy-i Zımnî: Mana itibariyle vahye ve ilhama dayanan, fakat açıklaması, ifâdesi ve cümle dizilişi Resûl-i Ekrem'e (asm) ait olan sözlerdir. Bunlar arasında derece vardır.

Resûlullah Efendimiz (asm) vahiy veya ilham olarak gelen mânâları kendi cümlelerine dökerken bazen yine vahye veya ilhama mazhar olur. Bazen de kendi ferâseti ve içtihadı ile hareket eder. Kendi feraseti ve içtihadıyla yaptığı açıklamalarda bazen peygamberlik vazifesi noktasında ulvî ve kutsî bir kuvvete dayanır. Bazen de örf, âdet ve insanların fikirleri seviyesine göre bir insan olarak konuşur, fikir beyan eder.1

Bu Allah'ın Emri midir

Bir örnek: Bedir Savaşı'nda İslâm ordusu, müşriklerden önce Bedir'e ulaştı. Resulullah'ın (asm) emriyle Bedir Kuyusu'na en yakın bir yere konakladılar.

Hubab bin Münzir (ra) ayağa kalktı. Dedi ki:

"Ya Resûlallah! Burası, Allah'ın emrettiği bir yer midir Yoksa sizin fikriniz midir"

Resûlullah Efendimiz (asm) kendi fikri olduğunu söyleyince, Hubab (ra):

"Yâ Resûlallah! Biz savaşçı kimseleriz. Bana sorarsanız, burada karargâh kurmak uygun değildir. Kureyş halkının konacağı yerin yakınındaki subaşına gidip konalım. Ben orayı bilirim. Orada suyu bol ve tatlı bir kuyu vardır. Bir havuz yaparak onu su ile dolduralım. Diğer bütün kuyuları kapatalım. Biz havuzumuzdan içeriz. Onlar ise içecek bir şey bulamazlar ve çabuk pes ederler." dedi.

Peygamber Efendimiz (asm) Hubab bin Münzir'in (ra) görüşünü uygun buldu ve karargâhın bu görüş çerçevesinde kurulmasını emir buyurdu. 2

Hadis, Kur'ân Derecesinde Değildir

Peygamber Efendimiz (asm) elbette vahy-i sarihe mazhar olduğu gibi, vahy-i zımnîye de mazhar olmuştur. Kimi zaman kendi inisiyatif ve içtihadıyla hareket ettiği gibi, bazen de istişarelerde bulunmuş ve ashabının söz ve fikirlerine de önem vermiştir.

Bunlar birbirleriyle tezat teşkil etmiyor. Birbiri arasında dereceler de tabiî ki vardır. O her davranışında vahyi ölçü almış, vahyi yaşamıştır. O (asm) bize hayatı öğretmiştir. Bize her cihette rehber ve kılavuz olmuştur. İnisiyatif kullanmakla, bu dinin doğru olmak kaydıyla iradeye verdiği önemi, ashabının fikirlerini almakla fikirlere saygıyı ve başka fikirlere söz hakkı vermeyi, tartışma âdâbını, benlik duygusunu reddetmeyi "Peygamber Lisanıyla" öğretmiştir.

Peygamber Efendimiz'in (asm) "vahy-i zımnî" niteliği taşıyan her sözü, her tavrı, Ashab-ı Kiram'la (ra) olan