MilliyetSina Koloğlu17 Şubat 2021
Okunma: 8  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Sina Koloğlu
Sina Koloğlu
Sina Koloğlu
17 Şubat 2021
CEZA YA DA GERÇEK!

Dizilere ceza yağdı. Altısına ağırlıklı 'aile yapımız' ve 'şiddet' üzerinden yüklenildi. Birinin tam üç ay içinde yayınlanan altı bölümüne ceza gelmiş mesela. Aynı zamanda en çok izlenen dizi...

"Şiddet var" diyerek şikayet edip, 'şiddeti izlemek' mi diyelim Şiddet, dizi ve filmlerin cinsellikle en çok rağbet gören hayat gerçekliğidir. Galiba sorun da burada başlamaktadır. Bu kavramları sömürmek mi -reyting için- yoksa 'anlatmak istediği bir hikaye'nin içinde işlemek mi Burada kim haklı kim haksız durumu oluyor.

Haberlerde kamerada

Senaryolaştırılmamış dizi diyorum ben. Hani haber bültenlerinin büyük bölümünü kaplayan, 'kamera görüntüleri'.

Kadına şiddetin envaiçeşit örnekleri bu 'senaryolaştırılmamış dizi'lerde bizlere sunuluyor. Sonra akşam dizide görüyoruz kurgulanmış halini.

Orada, "Bir derdim var şiddetle, onu anlatmaya çalışıyorum" mu diyor yoksa "Kadına dayak koyarsam, ilgi olur reyting artar" mı diyor

Şiddeti nasıl verelim

Emrah Erkanı imzalı 'Sinemasal Şiddet' DergiPark'ta çıkan makalesi. Bir film örneği belki bu şiddetin nasıl verilmesiyle ilgili öncü olabilir. Yazar şöyle demiş: "Alain Resnais'nin 'Gece ve Sis' filminde ölüm kamplarının otoriter hiyerarşisi konu edilir. Şiddet en sert boyutlarıyla yer alır.

Ancak burada öncelenen, şiddetin yarattığı gerilim değil; böyle bir ortamın sorumlularının kim olduğu sorusunun yarattığı gerilimdir." Bu film ekranda gösterilse acaba sonuç ne olabilir A