MilliyetSezin Sivri22 Kasım 2020
Okunma: 2  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Sonraki Yazısı
Sezin Sivri
Sezin Sivri
Sezin Sivri
22 Kasım 2020
Bakıp da göremediklerimiz

Geçen Cuma, Dünya Çocuk Hakları Günü'ydü. İlk olarak 1989'da kutlanmaya başlanan bu anlamlı gün, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından dünya genelinde çocukların karşı karşıya kaldıkları hak ihlallerini gündeme taşımayı amaçlıyor. Çocuk Hakları Günü'nde, köşemde bu konunun uzmanı Ebrize Çeltikçi'yi ağırlamak istedim.

Çeltikçi, hayatını bu konuya adamış, çocuk hakları alanında 28 yıldır aktif çalışmalar yürüten, pek çok ilke imzasını atmış bir eğitmen. 1993 yılında, Türkiye'nin farklı kesimlerinin temsilci 100 çocukla, BM'in akredite ettiği, ülkemizin ve dünyanın ilk çocuk STK'sı 'Türkiye Çocuk Zirvesi'ni kurmuş. Aynı zamanda İstanbul- Bakırköy Çocuk Masası-Sağlık ve Sosyal Çocuk Destek İstasyonu'nun da kurucusu ve halen başkanlıklarını yürütmekte. 2010 yılında yayımlanmış, "Türkiye'de Çocuk ve Hakları Üzerine Tespitler" adlı bir kitabı bulunuyor.

Ebrize Hanım, çalışan-işçi çocuklarımızın varlığından haberdarız, ama bu konuda bilmediklerimiz, bakıp da göremediklerimiz nelerdir

Dünya Çocuk Hakları Günü'nde, demokratik ve eşitlikçi bir yaklaşım ile tüm çocuklarımızın temel haklarını çok katmanlı bir şekilde korumayı sağlayabiliyor muyuz diye kendimize sormamız gerekiyor. Çocuklarımızın bir grubu çalışmak durumundaysa, bilelim ki, onların minicik sırtlarına yüklenen ve bedensel, ruhsal ve ahlaki durumlarını etkileyen her yük, geleceğimizin tedavisi imkânsız şekilde büyüyen yaraları olacaktır.

Bugün Türkiye'de çocuk haklarının istismarı ve ihlali yönünde: çocuğun eğitim, sağlık, oyun haklarının elinden alınmasının yanı sıra, şiddet, cinsel istismar ve fena muameleye maruz kalmak, aile yaşamından yoksunluk, devlet tarafından istenilen düzey ve kalitede korunamamak ve kurumsal yapılanmanın eksikliğinden doğan ihlal durumlarından söz etmek mümkündür.

En geniş ve kontrolsüz istismar alanı çocuk işçiliği...

Ne yazık ki bütün bunların toplamının yaşandığı en geniş kontrol dışı alan, çocuk nüfusumuzun neredeyse ortalama yüzde 5,9'unu kapsayan 'çocuk işçiliği' alanıdır. Çalışmak zorunda bırakılan çocuklarımız gerek bedensel, gerek psikolojik yönden, boylarını aşan şartları göğüslemek zorundadırlar. Hoşgörü, bakım ve şefkat görerek büyüyüp gelişmeleri gereken çağda, iş ortamlarının acımasız, ahlaki değerlerini altüst eden istismar ve şiddetin her türlüsü ile tanışırlar. Çoğu zaman da çevresinde başa çıkamadığı birçok etmenin altında önce ezilir, devamında değersizlik duygusuna kapılırlar. Bu yönüyle ucuz görünen çocuk işçiliği, kaybettirdikleriyle onarılamaz ve toplum için çok pahalı sonuçlara mal olur. Bu anlamda çocuklarımızın çalışarak kaybettikleri, toplumsal hayatımızın da önemli kayıplarıdır.

Koruyucu düzenleme ve kanunlar ile çocuk işçi istihdamı...

Çocuk işçiliğinin önlemede en temel sorunumuz etkili ve yaygın bir çocuk izleme sistemimizin olmamasıdır. Böyle bir sistemimizin olmaması, çocuk haklarını korumada ilgili yasalar ve mevzuatın destekleyiciliğini ve takibini de zorlaştırmaktadır. Türkiye, çocuk işçiliğini ortadan kaldırma taahhüdüne yönelik 1992 IPEC anlaşmasını ilk imzalayan, altı katılımcı ülkeden biridir. Ülkemizde 15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması yasaktır.

2011 yılında TBMM Başkanlığı'na yazılı olarak bildirdiğimiz, Anayasa'ya ilişkin önerilerimizden biri de 'Anayasa'da çocuk işçiliğini teşvik edecek ve destekleyecek hiçbir ifadeye yer verilmemelidir" görüşümüzdü. Bu görüşümüzün gerekçesini de, Anayasamızın çocuk işçiliği ile ilintili, mevcut IV. V. ve VI. bölümlerindek