HürriyetSedat Ergin17 Kasım 2020
Okunma: 4  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Sedat Ergin
Sedat Ergin
Sedat Ergin
17 Kasım 2020
Salgında her gün bir İzmir depremi oluyor, farkında mıyız

Sağlık Bakanlığı, geçen temmuz ayının sonunda COVID-19 vakalarının yeniden kötüleşme yönelişine girdiği sırada birden 'yoğun bakım'da tutulan ve 'entübe edilen' hastaların sayılarını açıklamayı kesmiş ve bu iki kategori yerine 'ağır hasta' başlığı altında yeni bir göstergeye ilişkin verileri paylaşmaya başlamıştı.

Resmi rakamlara göre, 28 Temmuz günü COVID-19'dan yoğun bakımdaki hastaların sayısı 1.280 ve bunlar arasında entübe edilmiş olanların sayısı ise 403'tü. Ancak 29 Temmuz günü 542 olarak verilen 'ağır hasta' sayısı ile yetinmemiz gerekti.

Kamuoyuyla veri paylaşımına ilişkin yöntem ne kadar değiştirilse değiştirilsin gerçek yine bir şekilde kendini gösteriyor. Önceki akşam Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan paylaşıma göre, 29 Temmuz'da 542 olan ağır hasta sayısı 3 bin 439'a çıkmıştı. Bu durumda yaklaşık dört aylık bir süre içinde ağır hasta sayısının altı kattan da fazla arttığı sonucuna varıyoruz.

Yazıda yer verdiğimiz grafikte ağır hastaların haftalık ortalama sayılarına baktığımızda bu göstergenin son dönemde ne kadar kuvvetli bir artış eğrisi çizdiğini görebiliriz. Özellikle 26 Ekim, 2 Kasım ve 9 Kasım'da başlayan haftalarda, yani son üç hafta boyunca ağır hastaların sayısında düzenli bir şekilde sert artışlar yaşandığını vurgulamalıyız.

Ayrıca, tam bir ay öncesine baktığımızda 12-18 Ekim haftasında 1.422 olan haftalık ortalama ağır hasta sayısının geçen hafta 3 bin 201 e çıkmış olması bir ay içinde iki katından fazla bir yükselişe işaret ediyor.

GÜNLÜK HASTASAYISINDA3 BİN EŞİĞİ AŞILDI

Sağlık Bakanlığı uzunca bir zamandır günlük 'yeni vaka' sayısını açıklamayı kestiği için son günlerde vakaların tırmanışa geçmesi gerçeği karşısında günde ne kadar vatandaşımızın COVID-19'a yakalandığını ne yazık ki bilemiyoruz.

Tek bilebildiğimiz, COVID-19 testi pozitif çıkan ve belirti gösterenlere ilişkin 'yeni hasta' sayısıdır ki, o da Türkiye'de tespit edilen günlük toplam vakaların çok altındadır. Çünkü, testi pozitif çıkanlar belirti göstermiyorsa, taşıyıcı olmalarına ve bakanlığın sistemi içinde tedaviye alınmalarına rağmen sayıları gizli tutuluyor.

Önceki gün açıklanan 'yeni hasta' sayısı 3 bin 223'tü. Geçen haftanın önemi, bu sayının ilk kez 3 bin eşiğinin üstüne çıkmış olmasıdır. Yeni hasta sayısı, ilk duyurulduğu 29 Temmuz tarihinde 942 idi.

Bakanlık verilerini esas alarak haftalık yeni hasta sayısı toplamlarını grafiğe döktüğümüzde yine ciddi bir artış yönelişiyle karşılaşıyoruz. Geçen haftaki yeni hasta sayısı toplamı ekim ayının birinci haftasına kıyasla tam iki katına çıkmıştır. 28 Eylül-4 Ekim haftasında toplam 10 bin 10 yeni hasta tespit edilmişken, geçen hafta 20 bin 23 yeni hasta kayda girmiştir.



GERÇEK VAKA SAYISIHÂLÂ AÇIKLANMIYOR

Şimdi işin püf noktasına gelelim. Analiz ettiğimiz hasta sayıları yalnızca belirti (semptom) gösteren vakalara ilişkindir. Testi pozitif çıkan ama semptom göstermediği için açıklanmayanları da dahil edersek bu sayı kaça çıkar Uluslararası tıp çevrelerinde genel kabul gören yönteme göre, toplam günlük yeni vaka sayısını bulabilmek için belirti gösteren vakaları beş ile çarpmak gerekiyor. Önceki gün açıklanan 3 bin 223 hasta sayısını beş ile çarptığımızda 16 bin 115 sayısına ulaşıyoruz.

Ancak bu rakam da toplam vaka sayısını anlatmaktan uzaktır. Çünkü Sağlık Bakanlığı'nın uyguladığı test politikasında, COVID-19 testi yapılabilmesi için bir kişinin virüsü aldığına ilişkin en az iki belirti göstermesi ya da tek belirti gösterip hem de COVID-19'lu bir kişiyle temaslı olması gibi bir kriter uygulanıyor. Bu kriter nedeniyle şüpheli herkes testten geçemediğinden tespit edilen COVID-19 vaka sayısı da düşük çıkıyor. Ayrıca, pek çok insan hastalığı belirti göstermeden, fark etmeden geçirdiği ve Türkiye'de kritere bakılmaksızın yaygın test taraması yapılmadığından vakaların hepsi tespit edilemiyor.

Her halükârda günlük 'vaka' sayısının açıklanan 'hasta' sayısının çok üstünde olduğunu biliyoruz.

AĞIR HASTA SAYISINDADÜNYADA YEDİNCİYİZ

Bu noktada çarpıcı bir veriden yararlanabiliriz. COVID-19 konusunda uluslararası alanda referans alınan en önemli veri tabanlarından biri olan 'worldometers' sitesine baktığımızda, Türkiye'nin 'ciddikritik' yani 'ağır hasta' göstergesinde dünyadaki sıralamada yedinci olduğunu görüyoruz.

Bu sıralamada -dün itibarıyla- birincilik 20 bin 703 ağır vaka ile ABD'dedir ve onu Hindistan (8 bin 944), Brezilya (8 bin 318), İran (5 bin 677), Fransa (4 bin 896) ve Arjantin (4 bin 365) izliyor. Sıralamada Türkiye'den (3 bin 439) hemen sonra sekizinci sırada İtalya (3 bin 422), dokuzuncu sırada Almanya (3 bin 385) ve İspanya (3 bin 125) geliyor.

İlginçtir ki, ağır hastaların toplamında dünyada yedinci olan Türkiye, toplam vaka sıralamasında 414 bin 278 vaka ile 25'inci sıraya düşüyor. Bu kategoride Türkiye'nin üstünde Hollanda ve Bangladeş, hemen altında ise Filipinler ve Romanya yer alıyor.

'Worldometers'da bu sıralamada verilen 414 bin 278 rakamı önceki akşam Sağlık Bakanlığı tarafından duyurulan toplam 'hasta' sayısıdır. Dolayısıyla testi pozitif çıkan bütün vakaları içermemektedir. Vakaların tümü açıklandığı takdirde Türkiye'nin yerinin bir hayli yukarı çıkması kaçınılmazdır. Burada karşımıza çıkan çelişki, ağır hasta sayısında dünyada yedinci durumda olan bir ülkenin toplam vaka sayısında birden 25'inciliğe düşmesidir.

GÜNLÜKVEFAT SAYISINDA90 EŞİĞİ AŞILDI

Keza Sağlık Bakanlığı'nın paylaştığı vefat sayılarına baktığımızda da özellikle son bir ay içinde yine ciddi bir artış yönelişi dikkat çekiyor. Ekim ayının üçüncü haftasından itibaren grafikte de görüleceği gibi haftalık toplamda düzenli bir artış söz konusu. Geçen hafta toplamda 600 eşiği geçilmiştir. Günlük vefat sayılarında da geçen hafta iki gün arka arkaya (cuma ve cumartesi) 90 eşiğinin üstüne çıkılmıştır.

Geçen haftanın toplam vefat sayısı olan 620, salgının geçen ilkbaharda ilk kez tırmanışa geçtiği nisan ayının ikinci haftasındaki 624 toplamı ile neredeyse eşittir.

Kaldı ki, duyurulan vefat sayıları da vaka sayıları gibi kamuoyunda yoğun bir tartışmanın konusudur. Örneğin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun geçen cumartesi günü COVID-19 salgınına atıf yapmaksızın bu şehirde bulaşıcı hastalıklardan bir günde 164 kişinin öldüğünü açıklaması bu tartışmayı daha da alevlendirmiştir.

Aslında meseleye şöyle de bakabiliriz. 30 Ekim tarihinde İzmir'de yaşadığımız büyük deprem felaketinde toplam 114 vatandaşımız haya