CumhuriyetÖztin Akgüç17 Şubat 2021
Okunma: 4  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Önceki Yazısı
Öztin Akgüç
Öztin Akgüç
Öztin Akgüç
17 Şubat 2021
Gelişmeye engel yönetim

Ülkemiz dahil çoğu ülkenin, orta gelir tuzağından kurtularak gelişme sürecine girememesi sorunu yaşanıyor. Yeterince gelişememe kısırdöngüsünden çıkılamamasının kuramsal açıklamasına teşebbüs, en azından yol gösterici olarak yararlı olur. Kuram oluşturabilmek için öncelikle gözlem yapmak, gözlem sonucu bulguları genelleştirmek, geçerliliğini test etmek, kanıtlamak gerekir. Sosyal alanda bulguları denemek, laboratuvar incelemesi yapmak olanağı bulunmadığından, kuram, kesinlik kazanamamakta, görüş ayrılıkları oluşmaktadır.

Gelişmeyi engelleyici yönetim hataları, beceri eksiklikleri gözlemlere dayanarak özetlenmiştir.

- Siyasal rejim demokrasi olarak yaftalansa da patron düzeni olarak nitelendirilebilecek özellikler göstermektedir. Yetkiler, genellikle tek kişide toplanmakta, hukuka bağlılık, kurallara uyum zayıflamakta, kurallar da kişisel beklentilere göre sık sık tek yanlı değiştirilmektedir. Sistemde kurumlar olsa da düzen, tek kişinin otoritesi, egemenliği, gösterisi üzerine kurulmaktadır.

- Düzenin kurulabilmesi, sürdürülebilmesi için destekçilerin, izleyicilerin de sistemde bulunması, oluşturulması gerekli olmaktadır. Yönetimle yandaşları arasında karşılıklı dayanışma, hatta kişisel ilişkiler kurulmaktadır. Yönetim, yandaşlara ihale, teşvik, ödül, kredi, tahsis gibi maddi çıkar sağlamakta, iş bulmakta, akçalı orunlara yerleştirmekte, korumaktadır. Yandaşlar da övgü düzerek, biat ederek, saygı göstererek, oy vererek hatta gerektiğinde düzene karşı olanlara tehdit gücü olarak, yönetimin desteklerine karşılık vermektedirler.

- Yönetilenler arasında ayrım yapılmakta; yandaşlar, yüksek gelir grupları kollanırken, karşıt olanlar, farklı siyasi düşünce, kanaat, yaşam tarzı olanlar dışlanmakta, eleştiride ileri gidenler ekonomik tehdit, yaptırımlar dahil, kurulan bürokratik mekanizma aracılığıyla cezalandırılmaktadır.

- Toplum yararlarına iş yapılmasından çok, gösteri yapılarak, iş yapılmış veya yapılıyormuş izlenimi, başarılı olunduğu algısı yaratılmasına, süslü sözcüklerle özen gösterilmektedir.

- Geniş kitleler yararına girişimler yapmaktan, reel yarar sağlamaktan ziyade, halk dalkavukluğu da dahil sıradan deyişle sözde halkçılık, milliyetçilik yapılmaktadır.

- İtibar, güç, rant sağlamak amacıyla toplumsal maliyeti de çok yüksek gösteriş projelerine yönenilmekte, kaynaklar savurganca kullanıldığından, ekonomik kalkınmaya katkı yapacak yatırımlara yeterli kaynak ayrılamamaktadır. Yatırımlarda öncelik toplumsal gelişmeye değil, kişisel beklentilere verilmektedir.

- Reform, kalkınma, yerli, milli sözcükleri daha çok kamuoyunu oyalamak için dillerden düşmemektedir. Toplum yararına olabilecek eğitim, hukuk, tarım reformları yapılmamakta; sadece yapılıyormuş izlenimi verilmektedir. Yapılan değişiklikler daha çok belli çevrelerin yararına veya örtülü siyasal amaçların gerçekleştirilmesine yönelik olmaktadır.

- Gündem, toplumsal sorunların tartışılmasına yönelik değil, daha çok ayrıntı, siyasal polemikler, havai konulara ilişkin oluşturulmaktadır.

Toplumsal öncelikler değil, belli çevrelerin çıkarları kollandığından, kişisel beklentiler gözetildiğinden, gösteriş, itibar yatırımları yapılarak kaynaklar tüketildiğinden, tersine ayrım yapılarak yetenekli işgücü dışlandığından, bu tür yönetim anlayışı gelişmeye engel oluşturmaktadır. Dış güçlerin telkinleri, yönlendirmeleri de yanılgıları katmerleştirmekte, sorunların çözümünü daha da zorlaştırmaktadır.

Vatan, millet, milli, yerli, din, beka, demokrasi, hak, hukuk, adalet genel söylemler olmakta; kişisel beklentiler çoğu kez bu süslü sözcüklerin ardına gizlenmektedir. Nihai tahlilde, söylemlerin ardındaki temel güdünün